Teknofest'ten Geleceğe: İki Kanatlı Bir Nesil

Eyyüp AY

Şanlıurfa semalarında bu defa yalnızca uçaklar uçmadı. Bir milletin istikbale dair ümitleri de kanatlandı.

30 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında Şanlıurfa GAP Havalimanı'nda gerçekleştirilen TEKNOFEST Güneydoğu, şehrimiz adına son derece kıymetli bir organizasyon oldu. Gökbey'i, Kızılelma'yı ve ülkemizin teknoloji alanında ortaya koyduğu çalışmaları yakından görmek, özellikle çocukların ve gençlerin gözlerindeki heyecana şahit olmak geleceğimiz adına ümit vericiydi.

Bir muallim olarak beni en fazla heyecanlandıran manzaralardan biri de çocuklarımızın teknolojiyle kurduğu bağdı. Stantları gezen, sorular soran, gördüklerini merakla inceleyen çocuklarımızı seyrederken insan geleceğe daha büyük bir ümitle bakıyor.

Artık yalnızca başkalarının ürettiği teknolojiyi seyreden değil, düşünen, tasarlayan, geliştiren ve üreten bir nesilden söz ediyoruz. Savunma sanayiinden yapay zekâya, havacılıktan uzay teknolojilerine kadar atılan her adım ülkemizin geleceği açısından son derece kıymetlidir.

Fakat tam burada kendimize bir soru sormamız gerektiğine inanıyorum:

Bir milletin yükselişi yalnızca yaptığı uçakların ne kadar yükseğe çıktığıyla ölçülebilir mi?

Bediüzzaman Said Nursî'nin bir asrı aşan şu ifadeleri, kanaatimce bugün TEKNOFEST meydanlarında çok daha farklı bir anlam kazanıyor:

“Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünûn-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. İki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakitte; birincisinde taassub, ikincisinde hile, şübhe tevellüd eder.”
(Risale-i Nur, Asâr-ı Bedîiyye, s. 361)

Ne kadar veciz bir eğitim anlayışı...

Aklın nuru fen ilimleri, vicdanın ziyası ise dinî ilimlerdir. İkisinin buluşmasıyla hakikat ortaya çıkar.

Başka bir ifadeyle insan da eğitim de medeniyet de tek kanatla uçamaz.

Çocuklarımıza kodlamayı, yapay zekâyı, mühendisliği, havacılığı ve uzay bilimlerini öğretelim. Bu alanlarda dünyanın en iyileri arasına girmeleri için bütün imkânlarımızı seferber edelim. Fakat aynı çocuklara doğruluğu, adaleti, merhameti, kul hakkını, vatan ve millet sevgisini de öğretelim. Yaradan'a ve insana karşı sorumluluk taşıyan bir vicdan kazandıralım.

Çünkü teknolojiyi üretecek kadar güçlü bir akla ihtiyacımız olduğu kadar, o teknolojiyi nerede, nasıl ve ne uğruna kullanacağını bilen bir vicdana da ihtiyacımız vardır.

İşte burada biz muallimlere büyük vazifeler düşmektedir.

Bugün TEKNOFEST alanında Kızılelma 'ya ve Gökbey'e hayranlıkla bakan bir çocuk, belki yarın bunlardan çok daha ileri teknolojileri geliştirecektir. Biz öğretmenlerin vazifesi o çocuğun yalnızca zihnini bilgiyle donatmak değildir. Kalbine ahlakı, merhameti, hakkaniyeti ve sorumluluk şuurunu da yerleştirmektir.

Temennimiz, aklı ilimle, kalbi imanla, eli teknolojiyle, vicdanı ahlakla buluşmuş iki kanatlı bir neslin yetişmesidir.

İşte o zaman Bediüzzaman'ın ifadesiyle talebenin himmeti gerçekten “pervaz edecektir.”

TEKNOFEST'İN BİR BAŞKA GÜZELLİĞİ: ŞANLIURFA

Bu büyük organizasyonun Şanlıurfa'da gerçekleştirilmesinin şehrimiz açısından başka bir güzelliği daha vardı. Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen çok sayıda misafiri ağırladık.

Daha önce çeşitli vesilelerle tanıştığımız, birlikte kitap çalışmaları yaptığımız ve projeler geliştirdiğimiz, farklı illerin AR-GE birimlerinde görev yapan eğitimci arkadaşlarımız da TEKNOFEST vesilesiyle Şanlıurfa'ya geldiler.

Onlardan Urfa'yı dinlemek benim için ayrıca güzeldi. Misafirperverliğimizden, yemeklerimizden, insanımızın güler yüzünden, kendilerine gösterilen ilgi ve alakadan memnuniyetle söz ettiler. Şehrimizden güzel hatıralarla ayrılmaları bir Şanlıurfalı olarak beni ziyadesiyle mutlu etti.

TEKNOFEST alanında beni sevindiren başka bir manzara daha vardı. Urfa adeta bütün renkleriyle oradaydı. Çocuğundan yaşlısına, öğrencisinden öğretmenine kadar toplumun farklı kesimlerinden insanlar aynı heyecanın etrafında buluşmuştu. Şalvarıyla, yeleğiyle, puşisiyle, yöresel kıyafetleriyle alanda dolaşan insanlarımız, modern teknolojinin en ileri örneklerinin hemen yanı başındaydı.

Bir tarafta asırlardır yaşatılan Urfa kültürü, diğer tarafta insansız hava araçları, helikopterler, yapay zekâ ve geleceğin teknolojileri...

Kanaatimce TEKNOFEST'in en güzel fotoğraflarından biri de buydu: Köklerinden kopmadan geleceğe yürüyen bir toplum...

Çünkü böylesine büyük organizasyonlar yalnızca teknoloji etkinliği değildir. Aynı zamanda şehirlerin kültürünü, insanını, sofrasını ve misafirperverliğini Türkiye'ye tanıtması için önemli bir fırsattır.

Bu noktada Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin ve organizasyonda emeği geçen bütün kurumlarımızın hakkını teslim etmek gerekir. Böylesine büyük bir organizasyonun yükünü taşımak kolay değildir. Hazırlıklardan misafirlerin ağırlanmasına kadar ciddi bir emek ve özveri olduğu açıkça görülüyordu.

Bununla beraber bir hususu da yapıcı bir temenni olarak ifade etmek isterim. Ulaşım konusunda zaman zaman sıkıntılar yaşadık. Böylesine yoğun katılımlı organizasyonlarda toplu taşıma, servisler ve giriş-çıkış planlamasının bundan sonraki etkinliklerde daha güçlü yapılması şehrimize yakışacaktır.

Bunu yapılan güzel işleri gölgelemek için değil, bir sonraki organizasyonun daha güzel olması adına ifade ediyorum.

TEKNOLOJİNİN ARASINDA KİTAP VE TEFEKKÜR

TEKNOFEST benim için bazı güzel buluşmalara da vesile oldu.

Etkinlik alanında TRT'nin çalışmalarını ve ilgisini yakından görme fırsatımız oldu. TRT Diyanet Çocuk yöneticisi Ömer Salih Ünlü Bey'e kitabımı takdim ettim. Kitaba ve kültürel çalışmalarımıza gösterilen samimi ilgi beni ayrıca memnun etti.

Yine TEKNOFEST alanında Hezarfen Ahmed Çelebi'nin hologramının bulunduğu bölümde Hüda Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu Bey ile görüşme imkânımız oldu. Şanlıurfa Hüda Par İl Başkanı Faruk Polat Bey ile birlikte kendisine Muhabbet ve Tefekkür isimli kitabımı takdim ettik.

Bu buluşmanın Hezarfen Ahmed Çelebi'nin hologramının hemen yanı başında gerçekleşmesi de benim için ayrıca manidardı. Asırlar önce uçmayı hayal eden ve bunun için gayret gösteren bir ismin hatırasından, bugün gökyüzünde kendi teknolojisini geliştiren bir ülkenin gençlerine uzanan güzel bir çağrışım vardı orada.

Bir tarafta Hezarfen...

Bir tarafta Kızılelma...

Bir tarafta Gökbey...

Bir tarafta geleceğin teknolojilerini heyecanla seyreden çocuklarımız...

Ve bütün bunların arasında kitap, fikir ve tefekkür...

Aslında yazının başından beri anlatmaya çalıştığım düşüncenin özeti de buydu.

Teknoloji ile tefekkür birbirinin rakibi değildir. Akıl ile vicdan birbirinin alternatifi değildir. Fen ile din birbirinden koparılmamalıdır.

Bunlar aynı medeniyet tasavvurunun iki kanadıdır.

TEKNOFEST bünyesinde ASELSAN ve Baykar’dan Kartal İmam Hatip’e, Yıldız Teknik üniversitesinden Fırat Üniversitesine, bir çok kurum ve kuruluştan ilkokul öğrencilerimizin bilimsel ve teknik çalışmalarına kadar bir çok alanda olan çalışmalar, bize çocuklarımızın neler yapabileceğini bir kez daha gösterdi. Şimdi bize düşen onların önünü açmak, meraklarını desteklemek, bilimle buluşturmak ve aynı zamanda sağlam bir iman, ahlak ve vicdanla yetişmelerine yardımcı olmaktır. Sayın Selçuk Nahraktar’ın da belirttiği gibi gündemi oturduğu yerden para kazanan fon meseleleri alıp gitmişken asıl konuşulması gereken, üzerinde düşünülmesi gereken, gündem yapılması gereken gecesini gündüzüne katıp gayretle didinen bu gençlerimizin çabalarıdır, istikbâle umutla bakmalarıdır. “Evet umut var oğlunuz ki; şu istikbal-ı inkılabat içinde en yüksek gür sada İslam’ın sadası olacaktır.”

İnşaallah bugün Kızılelma'ya hayranlıkla bakan çocuklarımız yarın daha iyilerini yapacaklar. Bugün Gökbey'in yanında heyecanla fotoğraf çektiren evlatlarımız yarının mühendisleri, bilim insanları, öğretmenleri ve yöneticileri olacaklar.

Fakat bizim arzumuz yalnızca dünyada başarılı olmaları değildir.

İki âlemde de başarılı olmalarıdır.

Çünkü mesele yalnızca göklere çıkabilmek değildir.

Asıl mesele, yükselirken istikameti kaybetmemektir.

İlim akıllarımıza, iman ve güzel ahlak gönüllerimize hâkim olduğunda, teknoloji de insanlığın hayrına hizmet ettiğinde ortaya çıkacak olan yalnızca güçlü bir Türkiye değildir. Bu, güçlü bir nesil, güçlü bir ümmet ve bütün insanlık namına daha güçlü, daha adil ve daha umutlu bir gelecek demektir, inşaallah...

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.