AĞAÇLARIN TESBİHİ
Bismillahirrahmannirrahim
Ey her türlü noksanlıktan münezzeh olan Yâ Subhân! Ey hayatı her bahar yeniden ihya eden Yâ Muhyî! Ey tomurcukları açan, kapalı olanı hikmetle ortaya çıkaran Yâ Fettâh! Ey her çiçeği eşsiz bir sanatla yaratan Yâ Bedî'! Ey bütün güzelliklerin gerçek sahibi Yâ Cemîl! Ey meyveleri kullarına rızık olarak ihsan eden Yâ Rezzâk! Ey her safhayı hikmetle yöneten Yâ Hakîm! Ey bütün bu güzelliklerle Kendini kullarına sevdiren Yâ Vedûd!
Bizlere, tomurcuğun açılışında Senin Fettâh ismini, çiçeklerin inkişafında Senin Bedî' ve Cemîl isimlerini, yaprakların çoğalışında Senin Muhyî ismini, meyvelerin olgunlaşmasında Senin Rezzâk ismini ve bütün bu yolculukta Senin Hakîm ismini okuyabilen basiret nasip eyle.
Ey Rabbimiz! Nasıl ki ağaçlar bütün ömürlerini Senin hamdinle tesbih ederek geçiriyorlar; bizlerin de ömrünü baştan sona şuurlu bir tesbih, derin bir tefekkür, samimi bir şükür ve ihlâslı bir kulluk hâline getir. Kalplerimizi tomurcuk gibi aç; imanımızı çiçek gibi güzelleştir; amellerimizi yaprak gibi çoğalt; ihlâsımızı meyve gibi olgunlaştır. Bizleri, kâinatın büyük tesbih korosuna bilinçle katılan kullarından eyle.
Bize, ailemize, neslimize, ümmet-i Muhammed'e ve bütün insanlığa; yaratılışı yalnız seyreden değil, onda Senin Esmâ-i Hüsnâ'nı okuyabilen bir nazar ihsan eyle. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT: Bu cümle, 29. Lem'a'nın üslûbunda ağaçların bütün hayat safhalarını tek bir tesbih hâline getiren çok zengin bir tefekkür metnidir. Burada Bediüzzaman, ağacın gelişim sürecini biyolojik bir olay olarak değil, hamd ile yapılan bir tesbih ve ubûdiyet olarak okutmaktadır.
سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ جَمِيعُ الْأَشْجَارِ بِكَمَالِ الصَّرَاحَةِ وَالْبَيَانِ، عِنْدَ انْفِتَاحِ أَكْمَامِهَا، وَانْكِشَافِ أَزْهَارِهَا، وَتَزَايُدِ أَوْرَاقِهَا، وَتَكَامُلِ أَثْمَارِهَا، وَرَقْصِ بَنَاتِهَا عَلَى أَيَادِي أَغْصَانِهَا.
"Sübhânsın Sen! Ey bütün ağaçların; tomurcukları açıldığında, çiçekleri ortaya çıktığında, yaprakları çoğalıp gürleştiğinde, meyveleri kemâle erdiğinde ve meyveleri dallarının elleri üzerinde raks edercesine sallandığında, tam bir açıklık ve apaçık bir beyan ile Sana hamd ederek tesbih ettikleri Zât!"
Bu cümlede beş fiilî safha vardır:
انفتاح الأكمام → Tomurcukların açılması.
انكشاف الأزهار → Çiçeklerin görünmesi.
تزايد الأوراق → Yaprakların çoğalması.
تكامل الأثمار → Meyvelerin olgunlaşması.
رقص البنات → Meyvelerin dallarda salınması.
Bu sıralama, ağacın yaratılış yolculuğunu baştan sona özetler.
جميع الأشجار "Bütün ağaçlar." Burada istisna yoktur. Her ağaç...Her orman...Her dal...
Her yaprak...Tesbihin bir parçasıdır.
Ardından gelen bütün ifadeler "عند" zarfına bağlanarak, tesbihin hangi safhalarda en açık şekilde görüldüğünü bildirir.
Bediüzzaman burada çok güçlü bir tedric (aşamalı yükseliş) sanatı kullanmaktadır: Tomurcuk
Çiçek, Yaprak, Meyve, Meyvenin raksı. Bu yalnız botanik değildir.
Bu, Hayat → Cemâl → Kemâl → Rahmet → Şükür. merdivenidir.
En dikkat çekici ifade:
رَقْصِ بَنَاتِهَا عَلَى أَيَادِي أَغْصَانِهَا
"Meyvelerin dalların elleri üzerinde raks etmesi."
Burada dallar "el", meyveler ise o eller üzerinde sevinçle sallanan dallar gibi tasvir edilmiştir.
Bu, son derece zarif bir istiare ve teşhistir.
Bu cümle şu ayetlerle birlikte okunabilir:
En'âm 99: Meyvelerin olgunlaşmasına bakınız.
Rahmân 10-12: Meyveler, hurmalar ve taneli ekinler.
Yâsîn 33-35: Bahçeler ve ürünler.
Abese 24-32: İnsan yiyeceğine baksın.
Kur'ân da insanı sürekli ağacın gelişimini okumaya davet eder.
Bu cümle Risale-i Nur’da Âyetü'l-Kübrâ'nın bahar sayfasını, Onuncu Söz'ün haşir delillerini, Yirmi Dördüncü Mektup'un Esmâ tecellilerini,
Otuz Üçüncü Söz'deki hayat ve intizam delillerini bir araya getirmektedir.
Ağaç burada sadece bir ağaç değildir. Adeta Esmâ-i Hüsnâ'nın yaşayan bir kasidesidir.
6. Esmâ-i Hüsnâ
Bu cümlede özellikle şu isimler tecelli etmektedir:
el-Muhyî → Tomurcuğu dirilten.
el-Fettâh → Kapalı tomurcuğu açan.
el-Bedî' → Çiçekleri benzersiz yaratan.
el-Cemîl → Güzelliği gösteren.
er-Rezzâk → Meyveyi ihsan eden.
el-Hakîm → Bütün gelişimi hikmetle yöneten.
el-Vedûd → Bu güzelliklerle Kendini sevdiren.
Burada özellikle el-Fettâh ismi çok dikkat çekmektedir. Çünkü cümle, sürekli açılma (انفتاح - انكشاف) hakikati üzerine kuruludur.
İlkbaharda tomurcuk açıyor. Sonra çiçek oluyor. Sonra yaprak çoğalıyor. Sonra meyve oluşuyor. Sonra rüzgârda salınıyor. Bütün bu safhalar tek bir cümle söylüyor:
"Sübhâneke yâ Rab! Beni her an Sen terbiye ediyor, büyütüyor, güzelleştiriyor ve olgunlaştırıyorsun."
Ağaç, diliyle değil; bütün ömrüyle tesbih ediyor.
Bu cümlenin hikmeti, hayatın her gelişim safhasının Allah'ın rubûbiyetinin ayrı bir tecellisi olduğunu göstermektir.
Gayesi; İnsanı yalnız meyveyi yemeye değil; tomurcuktan meyveye kadar geçen bütün süreci hamd ve tesbih olarak okumaya davet etmektir.
Bugün botanik, bitki fizyolojisi ve gelişim biyolojisi; tomurcuk açılımı, yaprak oluşumu, çiçeklenme ve meyve olgunlaşmasının son derece hassas genetik ve biyokimyasal düzenlemelerle gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Bu bilimsel veriler, Risale-i Nur'un dikkat çektiği hikmet, intizam ve rubûbiyet hakikatlerini daha derin bir şekilde tefekkür etmeye vesile olabilmektedir. Bilim burada imanî nazarı zayıflatmak yerine, yaratılıştaki ince sanatın okunmasına yeni pencereler açmaktadır.
Hazırlayan: Nuran Şahin