Bismillahirrahmannirrahim
Ey bütün güzelliklerin mutlak sahibi Yâ Cemîl! Ey ihsanı ve güzelleştirmesi sonsuz olan Yâ Muhsin! Ey her şeyi hikmetle yerli yerine koyan Yâ Hakîm! Ey sanatını eşsiz güzelliklerle tecelli ettiren Yâ Bedî'! Ey kullarına rahmetini çiçeklerin tebessümüyle hissettiren Yâ Rahmân!
Ey Rabbimiz! Kalplerimizi, baharda açan çiçekler gibi Senin zikrinle açtır. Gönüllerimizi kin, haset ve kibir dikenlerinden arındır; onların yerine ihlâs, şefkat, edep ve muhabbet çiçekleri yetiştir. Bize, gördüğümüz her güzellikte Senin Cemâlini hatırlayan; her nimette Senin ihsanını fark eden; her sanat eserinde Sana hamd eden bir tefekkür nasip eyle.
Hayatımızı, çevremize huzur ve umut saçan bir çiçek gibi faydalı kıl. Sözlerimizi gönülleri incitmeyen güzel kokulara, amellerimizi Senin rızanı kazandıran meyvelere dönüştür. Bizleri, yeryüzünü imar eden, güzelliği koruyan ve güzelliği Senin adına çoğaltan kullarından eyle.
Allah'ım! Kalplerimizi iman nuruyla, ahlâkımızı ihsanın güzelliğiyle ve amellerimizi ihlâsla süsle. Her çiçekte Senin cemâlinin bir tecellisini gören, bu tefekkürle Sana olan sevgisi ve yakınlığı artan kullarından eyle. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
تَبْتَسِمُ الْأَزْهَارُ بِعَجَائِبِ حِكَمِهَا مِنْ تَحْسِينِكَ، تُزَيِّنُكَ.
"Çiçekler, kendilerine yerleştirilen hayret verici hikmetlerle tebessüm eder; Senin güzelleştirmen sayesinde güzelliklerini sergiler ve Seni tanıtan bir ziynet aynası olurlar."
Bu cümlede Bediüzzaman, yeniden çiçekler âlemine dönüyor; fakat bu defa onların güzelliğini (تحسين) ve tezyinini (تزئين) merkeze alıyor. Önceki cümlelerde çiçekler tesbih eden, tanıtan ve sevdiren varlıklar olarak ele alınmıştı; burada ise çiçeklerin tebessümü, İlâhî Cemâlin yeryüzündeki estetik tecellisi olarak sunulmaktadır.
تبتسم (Tebtesimu) "Tebessüm eder, gülümser." Bu fiil, mecazî olarak kullanılmıştır. Çiçeklerin açılması, insanın tebessümüne benzetilmiştir. Bu, kâinatta cemâl dilinin konuştuğunu gösterir.
الأزهار (el-Ezhâr) "Çiçekler."
Çiçek, Risale-i Nur'da çoğu zaman hem rahmetin, hem cemâlin, hem de haşrin küçük bir misali olarak değerlendirilir.
بعجائب حكمها (Bi-acâibi hikemihâ)
"Hayret verici hikmetleriyle." Her çiçeğin; rengi, kokusu, şekli, ömrü, tohumu, ayrı bir hikmet taşır.
من تحسينك (Min tahsînike) "Senin güzelleştirmen sayesinde."
Burada güzellik, çiçeğin kendi vasfı değildir; Allah'ın Tahsîn fiilinin eseridir.
تزينك (Tüzeyyinuke) "Seni süsleyerek gösterir." Buradaki ifade mecazîdir. Allah'ın Zâtı süslenmeye muhtaç değildir. Mana şudur: Çiçekler, Allah'ın Cemâl, Kemâl ve ihsanını görünür hâle getirir.
Kur'ân Bağlantıları olarak;
"Biz yeryüzünü onlar için bir süs yaptık." (Kehf, 7) Yeryüzündeki ziynet, Allah'ın Tahsîn fiilinin tecellisidir.
"O Allah ki, yarattığı her şeyi en güzel yaptı." (Secde, 7) Çiçeklerin güzelliği, bu ayetin canlı bir tefsiridir.
"Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?" (Rahmân Sûresi) Her çiçek, bu soruya sessiz bir cevaptır.
Risale-i Nur Bağlantıları olarak da ;
Onuncu Söz, Baharın gelişi anlatılırken Bediüzzaman, yeryüzünün çiçeklerle süslendirilmesini haşrin ve rahmetin en parlak delillerinden biri olarak gösterir. Kısa bir ifadeyle: "...zemin yüzünü çiçeklerle süslendirir..." Bu, metindeki تحسينك hakikatini açıklar.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman, güzelliğin Allah'ın Cemîl isminin tecellisi olduğunu ifade eder ve varlıklardaki hüsnün, İlâhî cemâle işaret ettiğini açıklar.
Otuz İkinci Söz, "Her bir güzel sanat, Sâni'inin cemâlini gösterir." Çiçeklerin güzelliği, sanatkârının güzelliğini tanıtan bir aynadır.
Âyetü'l-Kübrâ, Seyyah, bahar mevsiminde açan sayısız çiçekleri temaşa eder ve onların farklı renk, şekil ve kokularının tek bir Cemîl ve Hakîm Zâtın tecellisi olduğuna şahit olur.
Çiçek, yalnız göze hitap eden bir süs değildir. O; hikmeti düşündürür, rahmeti hissettirir,
cemâli sevdirir, Sanatkârını tanıtır. Bir çiçeğin tebessümü, aslında insana şu dersi verir:
"Güzellik bana ait değildir; beni güzelleştiren Rabbime aittir."
İnsan da aynı hakikati hayatına taşımalıdır. Kendindeki güzellikleri, kabiliyetleri ve nimetleri kendinden bilmeyip, onları Allah'ın ihsanı olarak görmelidir. Böylece tefekkür, şükre; şükür ise marifetullaha dönüşür.
Modern dünyada estetik çoğu zaman yalnız zevk ve tüketimle ilişkilendirilmektedir. Bu cümle ise estetiğe daha derin bir anlam kazandırır: Gerçek güzellik, insanı hakikatten uzaklaştıran değil; hakikate yaklaştıran güzelliktir. Çevreyi korumak, çiçekleri ve tabiatı muhafaza etmek de bu ilâhî cemâle saygının bir gereğidir.
Hazırlayan: Nuran Şahin