Eskiden Camiler sadece namaz kılınan yerler değildi

Yavuz Bahadıroğlu, geçmişte camilerin sahip olduğu işlevlere değindi

Hazırlayan: İsmail Aybey
Risale Haber -
Akit Yazarı Yavuz Bahadıroğlu, “Camiler ve İnsanlar” başlıklı yazısında eskiden camilerin yaşam merkezi olduğunu, bir çok faaliyetin düzenlendiğini, ancak günümüzde sadece namaz kılınmak için kullanıldığını dile getirdi. Bahadıroğlu yazısında, eskiden camilerde yapılan faaliyetleri başlıklar halinde sıraladı.

İşte o yazı:

1986 yılından beri 01-07 Ekim tarihleri arası “Camiler Haftası” olarak kutlanıyor. 2003 yılında ismine bir ekleme yapılmış, haftanın adı “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak değiştirilmiş.

Camilerde kütüphane oluşturmak, kitap dağıtmak, konferans ve paneller düzenlemek, hutbe, şiir ve kompozisyon yarışmaları tertiplemek gibi önemli faaliyetlerde bulunuluyor. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.

Bol bol cami inşa ettiğimiz de malum... Ne var ki, inşa ettiğimiz camiler teknik açıdan Osmanlı’nın önünde, ancak “estetik” ve “işlev” açısından çok gerilerde...

Sadece “namazgâh” işlevini sürdürüyor!

Hâlbuki, daha önce de yazdığım gibi, eskiden camiler sadece “namazgâh” değil, aynı zamanda “Yaşam Merkezleri”ydi: İnsanlar camilerin etrafında yoğunlaşır, hayat cami çevresinde şenlenip renklenirdi...

Zaten büyük camiler, “külliye” dediğimiz, her türlü ihtiyaca cevap verecek şekilde tasarlanmıştı.

Merkezde cami... Bir tarafında darüşşifa (hastane ve tıp fakültesi)... Bir tarafında sübyan mektebi (ilkokul)... Bir tarafında medrese (üniversite)... Bir tarafında imaret (fakirlerin ücretsiz yiyip içtikleri yer)... Bir tarafında hamam (temizlik ve su medeniyetinin şubeleri)... Bir tarafında han (otel) yahut kervansaray (büyük otel)... Bir tarafında türbeler (hayatla ölümün iç içe girdiği yerler)... Bir tarafında kütüphane (en olmazsa olmazlardan biri)...

Bir tarafında tekke, zaviye, dergâh (yürek eğitimi veren kurumlar)... Bir tarafında kıraathane (hem okuma evi, hem de kahvehane)... Bir tarafında bedesten (değerli kumaşlar, mücevherler ve buna benzer kıymetlerin satıldığı üstü kapalı çarşı)... Çevresinde ise bakkal, manav, terzi, bakırcı, berber, ayakkabıcı esnafı...

Anlayacağınız, şimdiki AVM’lerin işlevini, geçmişte camiler görüyordu.

Alışveriş ihtiyacı camilerin çevresindeki dükkânlardan karşılanıyordu...

Yıkanıp temizlenmek için caminin yanındaki hamam tercih ediliyordu...

Kitap okuma ihtiyacı cami kütüphanesinden karşılanıyordu...

Mektup-dilekçe yazdırmak ya da elindeki yazma kitabı çoğalttırmak isteyen, camilerin çevresine dizilen hattatlardan yardım alıyordu...

Eski camilerin fonksiyonlarını şöyle özetleyebiliriz...

İbadethâne: Başta namaz olma üzere, toplu veya kişisel ibadetlerin yapıldığı yer...

İstirahathâne: Dolaşmaktan yorulan insanların mola verip dinlendiği, hatta namaz vaktine kadar uyuduğu yer...

Sohbethane ve Muhabbethane: Mahallenin sorunları camide görüşülür, caminin sohbethânesinde halk sohbetleri olurdu...

Adres: İnsanlar bir birlerine camide randevu verir, “Öğle namazında filan camide buluşalım” derlerdi. Yol tarif ederken de camiyi merkez alırlardı: “Filan caminin köşesinden sağa dön, falan camii geç, soldaki sokağa gir... ”(Şimdi aynı işlevi alışveriş merkezleri görüyor)...

Nikâh Sarayı: Nikâh camilerde kıyılır, bu da resmi ve dini nikâh anlamına gelirdi...

Yaygın Eğitim Kurumu: Her direğin altında bir müderris (profesör) ders yapar, medrese talebelerinin yanı sıra halk da bu derslerden yararlanırdı. Böylece, camiler aracılığıyla “yaygın eğitim” sağlanırdı...

İstişare Merkezi: Sorunlar camiye taşınır, imam ve cemaatle istişare yapılır, çözüm üretilirdi...

Kültür Merkezi: Büyük camilerde, her namaz öncesi mutlaka va’z-u nasihat olur, konular genellikle hayatın içinden seçilirdi...

Sergi Salonu: Kubbeler ve duvarlar müthiş bir estetik anlayışla inşa edildiği için seyrine doyum olmaz, her duvar anlamlı bir tabloya dönüşüp kendini dikkatli gözlerin önünde sergilerdi...

Öyle ki, sanat ve estetikten anlayan müdavimler, camide mümkün olduğu kadar fazla kalır, zamanın büyük kısmını orada geçirmeye bayılırlardı.

İnsanlar sadece namaz kılmaya değil, aynı zamanda “yaşamaya” ve “seyretmeye” de giderlerdi.

Son zamanlarındaki çalışmalarını ve konuşmalarını ilgiyle takip ettiğimiz Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Mehmet Görmez hocamız, belki bu konuyu dikkate alır ve camilerimize eski misyonlarını tekrar kazandıracak bir çalışma başlatabilir.

 

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.

Tefekkür Haberleri