Çiftçi, 27 Mayıs 1960 Darbesi'nde milletin iradesinin silahların gölgesinde gasbedildiğini, milletin seçtiği başbakan ve bakanların esir alındığını, hukukun ise darbecilerin kurduğu intikam düzeninin aracına dönüştürüldüğünü anımsattı.
Merhum İçişleri Bakanı İsmail Namık Gedik'in naaşı, Adnan Menderes anıt mezarının bulunduğu alana nakledilecek.
— TRT HABER (@trthaber) September 17, 2026
27 Mayıs darbesi sırasında gözaltındayken şiddet gören Gedik, Harbiye'de 2 gün içinde hayatını kaybetti. Ölümündeki sır perdesi ise hala aralanamadı...… pic.twitter.com/CtwcOZEVSw
Merhum İçişleri Bakanı İsmail Namık Gedik'in darbenin henüz ilk günlerinde hayatını kaybettiğini kaydeden Çiftçi, "Darbeciler onun ölümünü sözde intihar olarak duyurdular. Ancak biz, darbenin karanlık şartlarında oluşturulan bu anlatıyı kabul etmiyor, İsmail Namık Gedik'i 27 Mayıs zulmünün mazlumu ve şehidi olarak rahmetle yad ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Çiftçi, Yassıada'da milletin vicdanında hiçbir zaman karşılık bulmayan bir yargılama süreci işletildiğini belirterek, "Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961'de, Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961'de ölümsüzlüğe yürüdüler. Darağacına gönderilen üç devlet adamıydı, fakat asıl hesaplaşma millet iradesiyleydi." diye konuştu.
Ezan-ı Muhammedi'nin yeniden asli hüviyetiyle semalarda yankılanması ve Anadolu insanının devlet yönetiminde söz sahibi olmasının, bu iradenin yükselişinin en güçlü işareti olduğunu ifade eden Çiftçi, "Onlar zannettiler ki Menderes'i, Zorlu'yu, Polatkan'ı ve Gedik'i ortadan kaldırınca bu irade de ortadan kalkacak. Oysa bu aziz milletin gönlüne yerleşmiş sevgiyi darağacına çekemezsiniz, bu milletin hafızasını idam edemezsiniz." dedi.
aa