Ergenlik döneminde İbadet bilinci nasıl aşılanır ?

İbadetlerini yerine getiren genç ve yetişkin bir neslin huzurlu, sağlıklı bir yaşam sürmesi beklenir.

Ergenlik döneminde gencin bir işe başlaması son derece güçtür. En ufak iş, ya da zorluk onu ürkütür. Çalışmaya başlamadan önce gerinir, esner, yorgun bir halde ayağa fırlar, sonra çalışmaya başlar. Bu genel özellikler gencin ibadet hayatına da yansır. Ergenin bu tavrının maksatlı, art niyetli veya dinî değerlerden uzaklaşması olarak değerlendirmek büyük bir yanlış olacaktır.

İbadetlerini yerine getiren genç ve yetişkin bir neslin huzurlu, sağlıklı bir yaşam sürmesi beklenir. Nitekim “ibadetleri yerine getirme oranı yüksek olan gençlik kesimlerinde, yerine getirilen ibadetlerin, gençlerin içinde bulunduğumuz çağın getirdiği güçlükleri aşmasına yardımcı olduğu tespit edilmiştir.

Bu bağlamda az da olsa bu duyguları gence tattırmak ve ona bu zevkin ger­­çekliğini hissettirmek, ibadet eğitiminde son derece önemlidir. Ancak bunun bir zevk olması, ibadet zevkinin his­­­sedilmesi için zorlayıcı davranışlarla değil, istekle ve arzuyla yapılmasının sağlanması gerekir.

Nasıl davranmalı?

On beş yaşındaki Ahmet, evde bilgisayarda oyun oynarken babası ona, “Oğlum ben camiye gidiyorum, beraber gidelim mi?” diye sordu. Ahmet içinden “Evet ya, uzun süredir camiye gitmiyorum, bugün babamla gideyim bari” diye düşündü. Sonra yukarıda tarif edildiği gibi tembellik içinde esnedi, gerindi, elini ağzına götürdü. Her ne kadar git­mek istese de içinden, “Ama şimdi kalkmak, gitmek bir hayli iş. Ne yapsam acaba?” diye kendi kendine düşündü. Bu arada zaten ezan vaktinin yakın olması ve bir de son zamanlarda teklif edilmeden namaza gitmemesi gibi nedenlerden dolayı Ahmet’e, uzun süredir sinirleri gerilmiş olan babası bağırmaya başladı, “Ahmeeetttt! Ben sana ne dedim. Sen hâlâ bekliyorsun tembel tembel. Son zamanlarda gözüm­den kaçmıyor değil. Hep böyle yapıyorsun. Arkadaşların çağırsa nasıl da koşa koşa gidersin!” Bu durum üzerine Ah­met, “Gelmiyorum işte, gelmeyeceğim!” diye şiddetle kar­­şılık verdi. Ahmet ondan sonra uzun süre camiye hiç git­medi, babasından ne zaman namaz sözünü duysa kaçtı.

Çocuğun ergenlik döneminde sergilediği davranışların mahiyetini bilmek, bu bilinçle hareket ederek anlayışlı olmak ve nasıl hitap edip, nasıl davranacağının bilincinde olmak temel esastır. Yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi Ah­­met, aslında namaza gitmeyi istemektedir. Ancak içinde bulunduğu dönemin etkisiyle yavaşça ve tembel davranışlar ser­gilemektedir. Bu gibi durumlarda anne-babanın ergeni tanıması, bu dönemin özelliklerini bilmesi olumsuz sonuçları önleyecektir.

Ergenlik dönemi gençlerinin ibadetlerinde çocukluktaki gibi alışkanlık ve taklit etkili değildir. Daha çok etkili unsur, iradedir. Alışkanlık ve irade arasında olumlu bir ilişki vardır. Alışkanlıklar iradenin oluşmasında etkili iken, irade de alışkanlıkların sürekliliği açısından önemlidir. Ergen gencin ibadetlere yönelmeyi azmetmesi ve irade etmesi, onu alışkanlık hâline getirmesine yardımcı olacaktır. Bunun yanında alışkanlık hâlinde, ergenin hayatında yer almakla beraber irade düzeyine ulaşmayan ibadetler, gencin hayatından zaman zaman çıkabilmektedir. Bu gibi durumda da genç, vicda­nı ile karamsarlığa düşerek üzülmektedir. Bunun sonucunda iki ihtimal söz konusudur. Genç, ya tamamen dinî de­ğerlerden soğur ve uzaklaşır ya da dinî değerlere meyleder ve gereklerini yerine getirmeye başlar.(3) Bu durumda ebeveyn ve büyüklerin müdahalesi önemlidir. Dengeli bir yaklaşımla örnek olarak, gerekirse hiçbir şey söylemeden, sadece doğruları yaparak ve yaşayarak, gencin dinî değerlere yak­laşması ve onları yerine getirir hâle dönüştürülmesi mümkündür. İhlaslı ve samimi bir şekilde her durum ve şart al­tında yapılan ibadetler, ergen genci her şeyden çok etkileyecektir.

Yapılan araştırmalar, gençlerin dinî çağrıya açık olduklarını, kızların dinî hayatın duygusal yönüne; erkeklerin ise namus, şeref prensiplerine, etik kanunlara ve grup faaliyetlerine daha fazla ilgili olduklarını göstermiştir.(4) Bu bağlamda kızlara duygularını harekete geçirecek şekilde, erkeklere ise delikanlılık, mertlik ve “Delikanlıya yakışan tavırlar şunlardır…” şeklinde yaklaşmak önemlidir

Ergenlik dönemine gelmiş gence artık küçük çocuklara ya­pılan muamele yapılmamalıdır. Yetişkinin ergene karşı tavrı bir çocuğa öğretir gibi dikte ile değil, rehberlik yapma şek­linde olmalıdır. Bu dönemde temel ilkemiz “gence bir şey öğretmek değil, bir şeyler öğrenmesine yardımcı olmak” olursa başarıya bir adım daha yakınız demektir. Moral Dünyası Dergisi
 

Güncel Haberleri