Ergenekon’da mütalaa günü

Ergenekon davasında savcıların bugün esas hakkındaki mütalaasını vermesi bekleniyor. Mütalaanın sunulması, davada sona yaklaşıldığı anlamı taşıyor.

Göksel Genç'in haberi;

Savcıların talebi sonrası sanıklar, 4 yıldır süren davanın ‘oldu bitti’ye getirileceği yönünde açıklama yapmıştı.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, emekli orgeneraller Hasan Iğsız, Hurşit Tolon, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, CHP milletvekili Mustafa Balbay’ın da sanık olarak yargılandığı 275 sanıklı Ergenekon davasında sona yaklaşıldı. 20 Ekim 2008 tarihinde başlayan dava, 4 yıllık yargılama sonrası karar aşamasına geldi. Davanın 27 Kasım 2012 tarihli duruşmasında savcılık makamı, esas hakkındaki mütalaayı sunmak için mahkemeden süre talep etmişti. Savcıların talebini kabul eden heyet, mütalaa için iddia makamına 13 Aralık’a (bugün) kadar zaman tanıdı. Buna göre duruşma savcıları Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın ve Murat Dalkuş yargılama boyunca dinlenilen tanıklar, dava dosyasına yeni giren delilleri de değerlendirip sanıklar hakkındaki taleplerini mahkeme heyetine sunacak. Savcıların mütalaa için mahkeme heyetinden süre istemesi üzerine bugüne kadar “Dava bitirilmek istenmiyor” deyip uzun tutukluluktan şikâyet eden sanıkları harekete geçirdi. 4 yıldır devam eden yargılama sürecine rağmen davanın ‘oldu bitti’ye getirilerek sonlandırılmaya çalışıldığını iddia eden sanıklar, duruşmaların devam etmesini istediklerini kamuoyuna duyurdu.

Kendilerine savunma için yeterince söz verilmediğini belirten sanık ve avukatlar, esas hakkında mütalaanın verilmesine karşı çıkıyor. Ancak sanık ve avukatların bu iddiası gerçeği yansıtmıyor. Ergenekon davasında sanık ve avukatların bugüne kadar savunma hakkını suistimal ettikleri kamuoyuna birçok kez yansımıştı. Davanın ilk yıllarında, mahkemenin tanıdığı geniş savunma hakkı çerçevesinde bazı sanıklar, haftalarca kürsüde konuştu. Tutuklu sanıklarından Kemal Kerinçsiz aralıksız 12 gün, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun avukatı (Susurluk davasını karara bağlayan emekli hâkim) Metin Çetinbaş 12, Doğu Perinçek 4 gün savunma yaptı. Ayrıca mahkemenin sanık ve avukatlara tanık beyanları ve davaya gelen deliller hakkında konuşmak için tanıdığı 15 dakikalık süreyi ‘savunma hakkımız kısıtlanıyor’ diye eleştirmeleri de gerçeği yansıtmıyor. Zira Ergenekon davasının ilk gününden bu yana sanık ve avukatlara defalarca taleplerini iletmeleri için hak tanındı. Yargılamanın başladığı 20 Ekim 2008 tarihten itibaren yaklaşık bir yıl boyunca her gün sanıklar ve avukatlara talepte bulunmaları için söz hakkı verildi. Son 4 aya kadar, savunma tarafının tanık beyanları ve dosyaya giren deliller hakkında sözlü talepte bulunuluyordu. Heyet, özel yetkili mahkemelerin kaldırılıp Terörle Mücadele Kanunu’nca yetkili mahkemelere geçilen 7 Temmuz 2012 tarihinden sonra söz konusu beyanları yazılı almaya başladı. Sanıkların bir iddiası da davada tanıklarının dinlenmediği. Ancak bu düşünce de gerçekten uzak. Zira bugüne kadar 31’i gizli 159 tanık dinlendi. Bu tanıkların bir kısmı savcılığın gösterdiği kişilerken bazıları da sanıkların beyanlarının alınmasını talep ettiği isimlerdi. Ergenekon davasında yargılanan 275 sanık, 800’e yakın ismin davaya çağrılmasını istedi. 

HSYK 1. Daire Başkanı: Savcılık, Zekeriya Öz ile prestij kazandı

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, savcılık mesleğinin Ergenekon soruşturmasını başlatan Savcı Zekeriya Öz ile tanınır hale geldiğini söyledi. Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Hukuk Söyleşileri’ adlı toplantıda öğrencilerle bir araya gelen Okur, meslekte 20. yılını doldurduğunu dile getirerek, “Ne iş yapar hakim ve savcı? Olaya ilk müdahale eden, suç şüphesini öğrendiği anda ilk harekete geçen kişi savcıdır. Sanırım Ergenekon soruşturması başladıktan sonra Zekeriya Öz’ün ismiyle savcılık biraz daha tanınır hale geldi, biraz daha prestijli hale geldi. Hukukçular arasında hakimlik savcılığa göre daha çok tercih ediliyor. Bunun sebebi savcının iddia eden, hakimin karar veren olmasıdır. Karar verdiği için daha caziptir.” diye konuştu.

Yargının görevine de atıfta bulunan Okur, şöyle konuştu: “İstiklal Mahkemeleri ile yargıya, yeni kurulan rejimi ayakta tutmak gibi bir görev verilmişti. Kişisel kanaatim öyle olmasa da ‘kısmen kabul edilebilir’ diyelim. Bundan sonra demokrasi her kesintiye uğradığında, her muhtıra, darbe vesaire girişimlerden sonra yargı bu görevine daha da pekiştirerek devam etti. Öyle bir noktaya geldi ki, yargının devleti korumak görevi olduğu gibi bir algı başladı. ‘Yargı, devletten yana taraftır’ deniliyor. Bu düşünce değiştirilmeli. Devlet zaten güçlü. Benim haklarımı kim koruyacak. Vatandaş olarak beni devlete karşı kim koruyacak? Bu soruyu cevapsız bırakmamalıyız.”

Zaman

Güncel Haberleri