Yayınladığı kitaplardan çoğunun askeri alanda olduğunu ifade eden Özoğlu, çıkan kitapları da bazı insanlara gönderdiklerini söyledi. Adres ve telefonların bunun için bulundurulduğunu belirten Özoğlu, subayların sicillerinin bulundurulmasına ise değinmedi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden 'Birleştirilen Ergenekon' davasının bugünkü duruşmasına, Toplum Dönüşüm Yayınevi ve internet sitesi sahibi tutuklu sanık Durmuş Ali Özoğlu'nun yarım kalan savunmasıyla devam edildi. Önceki 3 oturumda kendisi hakkında iddia edilen suçlamalara genel cevaplar veren Özoğlu, bugün yapılan duruşmada iddialara tek tek cevap verdi. Örgüt tarafından basın temsilcisi olarak Kuvai Milliye Derneği'nde görevlendirildiğinin iddia edildiğini belirten Özoğlu, derneğe kendi isteği ile basın temsilcisi olarak girdiğini, birkaç ay sonra da fikirlerinin kendisine uymadığı için ayrıldığını söyledi. Tutuklu sanık Özoğlu, "Örgüte eleman kazandırmışım. Nasıl eleman kazandırmışım? Kazandırıp da kırsala mı göndermişim? Bunlara dosyada yer verilmemiş." dedi. 'Sivil toplum örgütlerini organize edip içinde yer almak'la suçlandığını belirten Özoğlu, "Sivil toplum örgütlerini organize etmek suç mudur? Ayrıca sadece Cumhuriyet mitinglerinde yer aldım. Bu mitinglerde de örgütün afişlerini dağıtmakla suçlanıyorum." diye konuştu. Üzerinde bazı sözler bulunan Atatürk posteri ve Türk bayrağı figürlü afişleri gösteren Özoğlu, "İşte örgüt afişleri bunlar. Atatürk de örgüt lideri. Bunların Atatürk düşmanı olmadığını bana söyleyebilir misiniz?" ifadelerini kullandı.
Örgüt adına para topladığı iddiasının da asılsız olduğunu savunan Özoğlu, "Ben kendi yayınevimin parasını tahsil edemiyorken nasıl örgüt adına para toplayacağım? Kimden ne tahsil etmişim?" diye sordu. Sahibi bulunduğu yayınevi ile örgütün propagandasını yaptığı iddiasının da asılsız olduğunu iddia eden Özoğlu, "Bu yayın evini örgüt mü çıkardı? Savunmamda hep TSK'yi savundum. TSK'yı savunmak sana mı kaldı? denilebilir. Benim üzerimden oduya ateş ediliyorsa savunurum. Elbette benim görevim değil ama iddianamede benimle ilgili bu yönde ithamlar var." şeklinde konuştu.
'Askeri ihaleleri takip etmek ve örgüte para kazandırmak'la da suçlandığını söyleyen Özoğlu, askeri ihaleye girdiği ya da örgüte para kazandırdığına ilişkin bir tane bile kanıt olmadığını öne sürdü. Askeriye ve bürokrasi içinde yapılandığına ilişkin iddiaya ise Özoğlu, "Bürokratlara hediye gönderdiğim iddia ediliyor. Gönderdiğim şey ne? Kitap. Kitapla hiç bir yerde yapılanamazsınız. Bu hediye onları tatmin etmez. Bundan rüşvet olmaz. Rüşvetin mantığı hayatında hemen kullanılabilmesidir. Ama kitap okunduktan daha sonra ki zamanlarda insanın işine yarar. Kitap göndererek nasıl yaptırım yapayım. Öyle bir şey yapsam adam döver beni. Bir protokol listem var. Yayın evimin çıkarttığı her kitabı emniyet görevlilerinin, hakimlerin, savcıların, askerlerin ve kaymakamların da yer aldığı 265 kişiye gönderirim. Beşiktaş adliyesine de gönderdim. Beşiktaş adliyesini de yapılandırdıysam niye buradayım? Kitabın rüşveti olmaz." şeklinde konuştu.
Ordu içine sızdığının da iddia edildiğini söyleyen Özoğlu, "Ordu içine nasıl sızmışım? Ne yapmışım? Bunlar yok. Ordu içine niye sızayım ki? Ordu zaten benim ordum. Sızılacak bir durum varsa başka ülkenin ordularına sızarım. Bu da o ülkenin ordularının sorunudur. Bir çok asker arkadaşım var. Hepsi canciğer dostumdur. Oturup sohbet eder, güncel olayları tartışırız. 5 tane hakim arkadaşım olursa adliyeyimi ele geçirmiş olurum? Bu durumda Tayyip Erdoğan'ı, İçişleri Bakanı nereye koyacağız. İçişleri Bakanı hem adliyeye sızmış, hem emniyete." dedi.
Askeri, itaatsizliğe teşvik ettiği iddiasıyla ilgili olarak Özoğlu, "Hangi askere ben komutanını ipleme demişim?" dedi. 'Silahlı örgütü yönetmek'le de suçlandığını belirten Özoğlu, "Bu nasıl bir silahlı örgüt? Bir tane silah bile yok. Benden bir çakı bıçağı bile alınmadı. Silahlı örgüt yöneticisinin silahı olmaz mı? Buna paralel olarak cebir ve şiddet kullanarak meclisi ele geçirmeye çalıştığım ileri sürülüyor. Hangi eylemlerimden dolayı buna karar vermişler? Bir tek telefon konuşmalarım var ki dinlemeleri de sahte belgelerle hukuksuz olarak yapmışlar." ifadesini kullandı.
Tutuklu sanık Özoğlu, "Kuvai Milliye Derneği bünyesinde motorize birlik kuracakmışım. 1 milyon motor alacakmışım. Neyle alacağım bu kadar motoru ve nereye koyacağım? Bunu Erkut Ersoy bir internet sizesinde yazmış. Daha sonra da Tempo dergisinde röportaj olarak yayınlandı. Cezaevinde bir kişiyle konuştuk. İsmini sorduğumda bana Erkut Ersoy olduğunu söyledi. Ergenekon suçlamasıyla cezaevinde bulunduğunu söyledi. Bir an benim hakkımda o lafları söyleyen kişiyle karşılaşınca ne yapacağımı şaşırdım. Zaten onu arıyordum. 2 bin kişilik motorize ekip oluşturacağımı, telsizli istihbarat elemanları oluşturacağımı yazmışlar. Hangi aklı başında bir ansın bunu yapar ki? Benim ne bağlantım olabilir bunlarla?" şeklinde konuştu.
Delil klasörlerinde kendisinde ele geçirildiği iddia edilen bazı subayların isim, adres, telefon numarası ve sicillerini içerir bir liste de bulunduğunu söyleyen Özoğlu, "Ben bir yayıncıyım, bunlar protokol listesidir." dedi. Yayınladığı kitaplardan çoğunun askeri alanda olduğunu ifade eden Özoğlu, çıkan kitapları da bazı insanlara gönderdiklerini söyledi. Adres ve telefonların bunun için bulundurulduğunu belirten Özoğlu, subayların sicillerinin bulundurulmasına ise hiç değinmedi.
Ergenekon davası tutuklu sanığı Oktay Yıldırım'ın yazdığı ve kendisinden ele geçen bir yazının örgütsel irtibat delili olarak gösterilmesine de karşı çıkan Özoğlu, "Oktay Yıldırım, güney doğu gazisidir. Bana e-posta ile gönderdiği bu yazıyı çok beğendiğim için siteme dekoymuştum." dedi.
Zaman