Tâğût ve Lâhût Lafızları ve Hususiyyetleri

Erdem AKÇA

Kur’an’da Kullanılan İbrânî Kökenli Zannedilen Lafızların Arapça Kökleri ve Vezinlerinin Tespiti-2

Tâğût Lafzı ve Hususiyyeti

Elif-i hıffetin ikinci harfi vav olan kelimelerde vav harfini ıskat etmesi bahsine dair bilgiyi tâğût lafzına uygulamaya kalktığımızda farklı bir durum olması gerektiği akla görünüyor. Çünkü tâğût kelimesinin kökü Kur’andan net anlaşıldığı ve âlimlerin de ittifak ettiği üzere TĞY şeklindedir. “Tuğyânihim ya’mehûn[1] âyetinde gördüğümüz üzere…

Fakat Arapça dil bilgisi incelikleri gereği bazen TĞY kökü, TĞV olarak da kullanılır: “Kezzebet Semûdu bi tağvâha[2] âyeti ve “Ellezîne tağav fi’l-bilâd[3] âyetinde gördüğümüz üzere… TĞY kökünden türetilen sıfat olan tağvâ (azgınlık ve taşkınlık) lafzı mübalağalı hâle getirilirken “fealût” vezninden “tağavût” elde edilmektedir. Dikkat edilirse vav harfi kelime kökünde üçüncü harftir. Tağavût kelimesinin telaffuzu zor olduğundan telaffuzda hafiflik için “elif” harfi ilk harften sonra kullanılmakta ve üçüncü harf olan vav harfi düşürülmektedir. Bu şekilde tâğût lafzı elde edilmekte ve “fâ’lût” vezni ortaya çıkmaktadır. Oysa hakikatte lafzın vezni “fealût” iken…Bu çerçevede tâğût lafzı mübalağa derecede azgınlaştırmak, taşkınlaştırmak, zulme ve zulümata götürmek manasındadır. Bu vezniyle bu kelime, aynı ruhu ve mahiyeti taşıyan nesne ve kişilere Kur’anda isim olmuştur.

Üstad Bediüzzaman tâğût lafzını kişinin iç dünyasında “enaniyet”, dış dünya ve yaratılış âleminde “tabiat kanunları”, siyaset boyutunda ise İslam kanunlarını reddedip kendi aklını ve arzularını putlaştıran “siyasi rejimler ve ideolojiler” olarak okumuş ve izah etmiştir.[4]

Kur’anda iki defa geçen Câlût lafzı, tâğût lafzından TĞY kökünden türemesi gibi CLY kökünden türemiş kabul edilebilir. Bu durumda önce CLY kökünden sıfat manasında “cilve” kelimesi elde ediliri. Akabinde cilve lafzından mübalağa vezninde “Celevût” haline getirilir, akabinde elif-i hiffet getirilerek Câlût lafzı elde edilmektedir. Ki manası mübalağa derecede görünmek, gösteriş yapmak manasındadır. Câlût ve ordusunun gösterişli ve ürkütücü yapısı âyette şöyle ifade edilir:

“Tâlût, askerleriyle yola çıkınca onlara: "Allah, sizi bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Bir avuç kadar tatmakla yetinirse o bendendir." dedi. Çok azı hariç, ondan doyasıya içtiler. O ve yanında yer alan iman edenler, nehri geçince: "Bugün Câlût'a ve askerlerine karşı savaşacak gücümüz kalmadı." dediler. Allah'a kavuşacaklarına iman edenler ise: "Nice az topluluklar, Allah'ın izni ile nice çok topluluklara galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir." dediler. Onlar, Câlût ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, kâfir kavme karşı bize yardım et." dediler.”[5]

Lâhût Lafzı ve Hususiyyeti

Arapça’da elif-i hıffet bazı kelimelerde daha farklı bir şekilde tesirini göstermektedir. İlginç bir şekilde ilk harfi vav olan bazı kelimelere getirilen ikinci harf sonrası elif-i hıffet, baştaki vav harfini düşürmektedir. Lâhût lafzında olduğu gibi… Lâhût kelimesinden elif-i hıffet kaldırılırsa kelimenin aslının Velehût olduğu görünecektir. Eğer bunu kabul etmezsek önceki izahlardan yola çıkılırsa kelimenin aslını “Levehût” (mübalağa derecede levhalayıcılık ve kaydedicilik) veya “Lehevût” (mübalağa derecede eğlencecilik) olarak kabul etmek zorunda kalırız. Oysaki İlah ve Allah lafzının kökü ve kökeni noktasında hiçbir dil âlimi LVH[6] veya LHV[7] kökünü baz almamıştır. Fakat VLH kökünü kabul etmektedirler. Bu durum da göstermektedir ki bazı durumlarda ikinci harf sonrasında kullanılan elif-i hıffet baştaki vav harfini düşürmektedir. İslam tasavvuf câmiasında çokça kullanılan Lâhût lafzının aslî halinin bu çerçevede fealût vezninden Velehût ve kökünün de VLH olduğu tespitini yapabiliyoruz. VLH kökü şaşkınlık vermek, hayrete düşürmek, icraatlarıyla şuur sahiplerini kendine hayran bırakmak manasında olup Ulûhiyetin en temel vasfıdır. Ulûhiyetin,

  • Kâinatta sergilediği mucize icraatları ile akılları hayret secdesine düşürmesi,
  • Kâinattaki harikulade cemal ve kemal tecellileriyle kalpleri aşk ve mahviyet secdesine götürmesi,
  • Kâinattaki hesapsız ve daimî, farklı lezzet ve zevklerle süslü nimetleri ile nefisleri şükr ü şükran, minnet ve medyuniyet secdesine yöneltmesinde bu Velehûtiyeti ve Lâhûtiyeti görebiliyoruz.
(Devam edecek)

[1] Bakara suresi, 15.

[2] Şems suresi, 11.

[3] Fecr suresi, 11.

[4] Bkz. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, 18. Söz, 1. Nokta; Nurun İlk Kapısı, 11. Ders ve Şualar, 11. Şua, Hâtime, 11. Meselenin haşiyesinin bir lahikası.

[5] Bakara suresi, 249-250.

[6] Bu kök “levh” (düz bir zemine kaydetmek) fiiline dayanır. Her ne kadar âlimler, Allah ve İlah lafızlarının Uluhiyetle bağını bu kökten kurmamışlarsa da Kur’an âyetlerinde Kader ve Kaza sisteminin temelini anlatan Kader kitabı olan “İmam-ı Mübîn” ve Kaza kitabı olan “İmam-ı Mübîn” in aslı olup her ikisini içeren “Levh-i Mahfuz” tabiri İlm-i İlâhînin bir tecelligâhı olarak ifade edilir. “Fî levhin mahfuz” (Hakikaten Kur’an-ı Mecîd, korunmuş bir levhada kayıtlıdır) (Buruc suresi, 21-22) âyetinde gördüğümüz üzere…

[7] Bu kök, “lehv” (eğlenmek) fiiline dayanır. Kur’anda Rabbü’l-âlemîn hakkında bu manayı reddedecek şekilde şöyle buyurulur: “Lev eradnâ en nettahıze lehven lattehaznâhu min ledünnâ in künnâ fâilîn * Bel nakzifu bi’l-hakki ale’l-bâtıli fe yedmeğuhu fe izâ huve zâhiki ve lekumu’l-veylu mimma tasıfûn” (Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık öyle yapardık. Hayır biz hakkı bâtılın tepesine fırlatırız da beynini parçalar, bir de bakarsın o anda mahvolmuştur, vay sizlere de o ettiğiniz vasıflardan.) (Enbiya suresi, 17-18) Zât-ı Ulûhiyyet, lehv ve lehviyattan münezzeh ve mukaddestir. Bu çerçevede LHV kökünden Uluhiyyet lafzı iştikak edemez.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.