Kalbin Diriliğinin Alametleri Olan Vasıflar-2

Erdem AKÇA

İLİM IŞIĞINDA AŞK VE MERHAMET, ŞEVK VE ŞEFKAT-3

Kalbin Diriliğinin Alametleri Olan Vasıflar-2

Hem Cevşen, gaflet ve günahlar içinde kirlenmiş ve kararmış bir kalbin tevbe ve istiğfar sonrasında ne kadar güzel, canlı, parlak, temiz bir hale geleceğini 12. Bab’da şöyle anlatır:

Yâ allâme’l-ğuyûb

Yâ ğaffâre’z-zünûb

Yâ settâre’l-uyûb

Yâ keşşâfe’l-kürûb

Yâ mukallibe’l-kulûb

Yâ müzeyyine’l-kulûb

Yâ münevvire’l-kulûb

Yâ tabîbe’l-kulûb

Yâ habîbe’l-kulûb

Yâ enîse’l-kulûb

Sübhâneke yâ lâ ilâhe illa ente’l-emânü’l-emânü hallisnâ mine’n-nâr.

Bâbın tercümesi şöyle:

Ey en gizli sırları ve günahları bilen Allâm,

Ey günahları devamlı bağışlayan Ğaffâr,

Ey ayıp ve kusurları sürekli örten Settâr,

Ey sıkıntı bulutlarını dağıtan Keşşâf,

Ey kirli kalpleri temiz kalplere dönüştüren Mukallib,

Ey kalpleri marifetiyle süsleyen Müzeyyin,

Ey kalpleri muhabbetiyle nurlandıran Münevvir,

Ey kalplerin hastalıklarını tedavi eden Tabîb,

Ey Kendisini seven kalpleri seven Habîb,

Ey Kendisini seven kalplere yakınlığını hissettiren Enîs,

Sen Sübhânsın, kusursuzsun! Senden başka İlah yok. Kullarına güven ve kurtuluş verecek yalnız Sensin. Senden kurtuluş diliyoruz. Bizi cehennemin mahvedici ateşlerinden kurtar.

Hem kâinatta daralmış, hadiselerden bunalmış ve kendine tam bir muhatap bulamamış bir kalp ve ruhun feryadlarını ise 11. Bâb şöyle sunar:

Yâ ıddetî ınde şiddetî

Ya recâî ınde musîbetî

Yâ mûnisî ınde vahşetî

Yâ sâhibî ınde ğurbetî

Yâ veliyyî ınde ni’metî

Yâ kâşifi ınde kürbetî

Yâ ğıyâsî ındeftikarî

Yâ melceî ındeztırârî

Yâ muînî ınde fezeî

Yâ delîlî ınde hayretî

Sübhâneke yâ lâ ilâhe illa ente’l-emânü’l-emânü hallisnâ mine’n-nâr.

Bâbın tercümesi şöyle:

Ey zorluk zamanları için tek hazırlığım,

Ey musibet zamanında ümidim,

Ey yalnızlık zamanımda bana sevgisini hissettiren sevgilim,

Ey gurbeti hissettiğim her zamanda ruhumu şefkatle kucaklayan sâhibim,

Ey nimetleri içinde bana dostluk yüzünü gösteren dostum,

Ey sıkıntılı zamanımda o karanlık bulutlarımı dağıtanım,

Ey fakirlik ve yoklum zamanında Zâtıyla ihtiyaçlarımı giderenim,

Ey darlık hissettiğim zamanımda sığındığım sığınağım,

Ey korku ve dehşet içinde zayıflığımı hissettiğimde yardım edenim,

Ey şaşkınlığa düştüğüm zamanımda bana doğru yolu gösteren kılavuzum,

Sen Sübhânsın, kusursuzsun! Senden başka İlah yok. Kullarına güven ve kurtuluş verecek yalnız Sensin. Senden kurtuluş diliyoruz. Bizi cehennemin mahvedici ateşlerinden kurtar.

Allah’a yönelen bir kalp ile Allah arasındaki 10 farklı pencereden münasebetleri ele alıp kalbin soluklanmasını, ışık ve sıcaklık almasını, Ezel Güneşini müşahede etmesini ise 92. Bâb şöyle bildiriyor:

Yâ muîne’d-duafâ

Yâ kenze’l-fukarâ

Yâ sâhibe’l-gurabâ

Yâ nâsıra’l-evliyâ

Yâ kâhire’l-a’dâ

Yâ râfia’s-semâ

Yâ kâşife’l-belâ

Yâ enîse’l-evliyâ

Yâ habîbe’l-etkıyâ

Yâ ilâhe’l-ağniyâ

Sübhâneke yâ lâ ilâhe illa ente’l-emânü’l-emânü hallisnâ mine’n-nâr.

Bâbın tercümesi şöyle:

Ey zayıflığını hisseden yardım eden Muîn,

Ey fakirlerin hazinesi ve serveti olan Ganîyy,

Ey kendisini gurbette hissedenlerin ruhlarını şefkatle kucaklayan Sâhib,

Ey dostlarına zafere ulaştıracak yardım ve destek veren Nâsır,

Ey düşmanlarını yerle bir eden, mahveden Kahir,

Ey gökyüzünü yükselten Râfi’,

Ey bela bulutlarını dağıtan Kâşif,

Ey dostlarına yakınlığını hissettiren Enîs,

Ey takva sahibi kullarını çok seven Habîb,

Ey maddi ve manevi zenginlerin İlâhı,

Sen Sübhânsın, kusursuzsun! Senden başka İlah yok. Kullarına güven ve kurtuluş verecek yalnız Sensin. Senden kurtuluş diliyoruz. Bizi cehennemin mahvedici ateşlerinden kurtar.

Kalbin bu yönelişi, Allah’a muhabbet ve aşkı onu, Rahmân ismine ayna haline getirir. O kalbin sevgisi nisbetinde, Allah’ın rahmeti de o kalbe yönelir. O kul da “Abdurrahmân” denilen has kullar sınıfına girer. Evet nasıl ki, Rahman ismi dünya ve Âhiretin yapıcısıdır, onların varlığını isteyendir. Aynen öyle de bu kudsî, külli, mutlak merhamete aşk ile yönelen bir kalp de o Rahmâniyetin talep ettiği ve râzı olduğu aynadır. Kalbin bu aynalığını, kalbe ait diğer hususiyetlerle şu hadis-i şerif ne güzel ele alır: “Allahümme innî es’elüke’s-sebâte fi’l-emri ve’l-azîmete ale’r-rüşd, ve es’elüke şükra ni’metike ve hüsne ibâdetik, ve es’elüke lisânen sâdıkan ve kalben selîmen, ve eûzü bike min şerri mâ ta’lem, ve es’elüke min hayri mâ ta’lem, ve estağfirûke min mâ ta’lem.[1] (Allah’ım! Senden iman hakikatinde sebât, rüşde erme konusunda azim istiyorum. Hem Senden nimetlerine şükretmeyi ve Sana güzelce ibadet etmeyi istiyorum. Hem Senden hakkı söyleyen sâdık bir dil, hastalıksız tertemiz bir kalp istiyorum. Hem Senin bildiğin her çeşit şerden Sana sığınıyorum; Senin bildiğin bütün hayırları Senden istiyorum ve Senin bildiğin bütün günahlarımı bağışlamanı istiyorum.) Bu hadiste geçen sebat, rüşd, azim, şükür, ibadet, selâmet kalbin kemaline işaret eden hakikatleri bildirir.

Mesela rüşd, Hucurât suresinin 7. âyetinde şöyle anlatılır: “Kalbin imanı muhabbetle sevmesi, imanın neticesi olan amellerle kalbin gözünde imanın daha güzel ve meveddetle sevilir hale gelmesi; sonra küfür denilen inançsızlıktan kalbin tiksinmesi; sonra Allah’ın farz kıldıklarını yapmamak olan fısklardan kalbin iğrenmesi, sonra Allah’ın haram kıldıklarını işlemekten kalbin nefret etmesi ve tiksinti duyması kişinin rüşde erdiğinin alametleridir.Rüşd kısacası, hakka âşık olmak; bâtıldan ise iğrenme ve nefret etmedir. Azim ise, kalbin içinde bir işe karşı bir arzunun veya hakikate yönelişin kemik gibi sağlam ve güçlü olarak hissedilmesidir. Sebât ise, kalbin gözünde ve içinde netleşme; bir konunun belirginliği sonucu onda tam bir odaklanma, esnememe ve tereddüd etmeme, bir daha geri adım atmama halidir. Davasından ve yolundan emin olan ve davasına âşık olan sebatkâr olur. Sadakat ise, aşkın ve muhabbetin mükemmellik seviyesi ve hakka bağlılığın görünür halidir. Şükür ise, sevenin sevgilisinin cevr ü cefasından bile şeker yemiş gibi haz ve lezzet alması, fiilen memnun olmasıdır. Selâmet ise, kalbin taşıdığı manevi temizlik, kirden uzak hassas yapısı ile herkes ve her şeyle barışık olması halidir. Kur’an bu selâmet ve sadakat hizmeti yapan resullere, selamet ve selam duasında bulunmayı farz kılar. Tâ ki her mümin onların bu hizmetine ihtiyacını hissetsin hem bu hizmete hürmet etsin hem de duasıyla destek olsun.

Bu rüşd âyetinin başı der ki: “Bilin ki, içinizde Allah’ın resulü, sizi temizleyici elçisi var. Eğer o resul, çoğu meselelerde size tabi olsaydı siz sıkıntı çekerdiniz. Bu yüzden O size değil, siz Ona tabisiniz. Böylece sizi, size zarar vermekten kurtarıyoruz.” Sıradan insanlar hak nedir, hikmet nedir bilmediği için nerede, ne zaman nasıl davranılacağını bilemezler. Bu yüzden de kendilerine zarar verirler. Kendi aleyhlerinde olanı cahilce ister, hem de ısrar ederler. Bu yüzden hakkı bilen, hikmete eren, sosyal hayatta hükmeden, her biri ism-i Hakk’a ve ism-i Hakîm’e mazhar resuller, gaflet ve cehâlet bataklığında bocalayan genel halk kitlesine tabi olamazlar. Bu sayede halkı düzeltirler. Resullerin bu olağanüstü, insana kendini aştırtan vasıfları insanlık için o kadar önemlidir ve insanları kâinatta câri sünnetullaha adapte ettirmekle kâinatla barışık bir hayatı yaşattırıp bütün kâinatı her bir ferde kazandırmakla o kadar kıymetlidir ki Allah (CC) şöyle buyurur: “Siz, Allah’a minnet ediyor, yaptığınız amelleri başa kakıyorsunuz. Bilakis Allah size bir resul gönderdiği için size minnet eder, nimetlerini size hatırlatır. O resulün varlığı ve size gelmesi eğer anlarsanız sizin içinizde minnettarlık hissi uyandırır.”[2] Bu yönüyle risalet, Hannan (Özel Şefkat Edici) ve Mennân (Minnet Hissi Uyandırıcı Özel Nimetler Veren) isimlerinin insanlık âleminde tecellisidir.

[1] Kütüb-ü Sitte, İbrahim Canan Tercümesi, Cilt 6, sayfa 62.

[2] Âl-i İmran sûresi,164.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.