Hadis Usûlü Ekseninde Kertenkeleler ve Öldürülmesi ile İlgili Hadisler-2

Erdem AKÇA

Kertenkelenin Öldürülmesinin Sevabı Hakkındaki Hadisler

Bu konuya dair kaynakları araştırdığımızda karşımıza şu hadisler çıkmaktadır:

Ebu Hureyre aktarıyor, Resulullah (ASM) dedi ki: “Her kim bir kertenkeleyi ilk vuruşta öldürürse, ona şu ve şu kadar sevab vardır. Her kim onu ikinci vuruşta öldürürse, ona şu ve şu kadar sevab vardır ve her kim de onu üçüncü vuruşta öldürürse, ona da şu ve şu kadar sevab vardır.”[1]

İbn Mes’ud (ra) aktarıyor, Resulullah (ASM) dedi ki: “Her kim bir yılanı öldürürse ona yedi sevab yazılır. Her kim bir kertenkeleyi öldürürse ona bir sevab yazılır. Kim akıbetinden korkarak, yılanı öldürmeyi terk ederse bizden değildir.”[2]

Bu hadisler tarih bilimi noktasında şüphe getirmeyecek derecede kesinlik içeren Hz. Peygamber’e (ASM) isnadı sahih sözlerdir. Bu açıdan inkâr etmeye çalışmanın veya uydurma diyerek göz kapatmanın bilimsel bir tavır olmadığı barizdir.

Bu hadisleri belagat kaideleri çerçevesinde birkaç yönden ele alabiliriz:

Birinci yön: Bu tarz hadisler, terğib hadisleri sınıfına giriyor. Bunu şu temsille anlatabiliriz: Bir şehirde bir köpek kuduz olsa, akabinde şehir halkına saldırıp birçok kişiyi ısırmakla kuduz edip öldürse, bu durumda şehrin vâlisi “O köpeği öldüren kişiye 100 sevap vardır” derse bu söz bir abartı değil hakikatin kendisi olur. Çünkü Kur’anın açıkça bildirdiği üzere “Bir kişiyi ölüm tehlikesinden kurtaran ve ihya eden kişi, bütün insanları ihya etmiş gibidir.”[3] Bir kişiyi ölümden kurtaran kişiye, bütün insanları ihya etmiş sevabını vaad eden Kur’anın şümullü rahmetinin yanında Hz. Peygamber’in (ASM) bu tarz terğib hadisleri abartı değil, sönük kalmaktadır. Hz. Peygamber’in (ASM) bu tarz hadisleri bu manada zehirli kertenkelelerden bir tanesinin verebileceği en büyük zararı ifade etme noktası için geçerlidir diyebiliriz. Mesela bir zehirli kertenkele, büyük bir İslam âliminin ve bilim adamının ölümüne yol açsa, sonra bir kişi o kertenkeleyi öldürse hadisin manası ve kertenkelenin verdiği zararın büyüklüğü gözle görünür. Hiçbir itiraz söz konusu olamaz.

Hz. Peygamber’in (ASM)

  • Medine’de salgın hastalıklara yol açan…
  • tehlikeli mikrop, bakteri ve zehirler taşıyan…
  • böcekler ve haşereler gibi mikroplu canlılarla beslenen…

kertenkelelerin zararından kurtulmak için koruyucu hekimlik manasında Medine’nin idarecisi, İslam Devleti’nin başı ve bütün canlıları yaratan Allah’ın yeryüzü halifesi sıfatlarıyla böyle bir karar vermesi ne idarecilik, ne de peygamberlik noktasında reddedilebilecek bir durum değildir. Ayrıca Hz. Peygamber (ASM) bir katliam yapılmasını emretmiyor; Medine’den, diğer İslam şehirlerinden ve insanların yerleşim alanlarından bu zararlı hayvanların uzaklaştırılmasını hikmet gereği emrediyor.

Yüz milyonlarca insanını veba salgınlarında fareler yüzünden kaybeden Ortaçağ Avrupası’nın acı tabloları Hz. Peygamber’in (ASM) bu tarz uygulamalarının ne kadar yerinde olduğunu gösterir. Ki Hz. Peygamber (ASM) bir hadisinde fâreyi de fâsıkçık olarak nitelemiş ve hayvan öldürmenin genel kural olarak yasak olduğu Harem bölgesinde dahi —verebileceği müthiş zarardan dolayı— farenin görüldüğü yerde öldürülmesini emretmiştir.[4]

İkinci yön: Bu hadislerdeki bazı ince ifadeler bu hadislerin mecaz manada olduğuna karineler içeriyor: “Kertenkele gibi küçük bir canlının 2-3 darbede öldürülmesi”, “Âkıbetinden korkarak yılanı öldürmekten vazgeçme”, “Vazgeçenin İslam toplumundan sayılmaması gibi…” Bu konuyu aydınlatacak manada Nuaym bin Hammad tarafından şöyle bir rivayet aktarılıyor:

“Hz. Peygamber, Mervan b. el-Hakem’e (ö.65/685) keler (kertenkele) oğlu keler diye isim koymuştur.”[5]

Mervan bin Hakem’in babası Hakem bin Ebi’l-As, Mekke fethiyle İslam’a teslim olmuştur. Fakat Hz. Peygamber’in (ASM) evinin kapısına kulağını dayayarak Onun sırlarını elde etmek istemiş ve öğrenmiş; fakat durum Hz. Peygamber (ASM) tarafından fark edilmiş ve bir rahatsızlığa yol açmıştır. Bu manada Hakem, Hz. Peygamber (ASM) tarafından, insanların evlerinin kapısına ve duvarlarına yapışan “keler”e benzetilmiştir. Oğlu Mervan da babası gibi bir ahlaka sahip olduğu için keler oğlu keler olarak Asr-ı Saadet’te kabul edilmiştir. Ayrıca Hakem, Hz. Peygamber’in (ASM) arkasından Onunla alay etmek için hareketlerini taklit etmiş; bu durum Hz. Peygamber’ce (ASM) görüldükten sonra Hakem yüz felci geçirmiştir. Bütün bu yaptıklarından dolayı Hakem, Hz. Peygamber (ASM) tarafından Taif’e sürgün edilmiştir. Her ne kadar Nuaym bin Hammad’ın aktardığı bu hadis sened yönünden sıhhatli görünmese de o devir İslam toplumunda var olan zararlı kişilerin lakab verilmesi ile teşhiri konusunda bir kanaat veriyor. Karakteri dolayısıyla insanları hayvanlara benzetme özelliğini Kur’an-ı Kerîm’de de görüyoruz. Kur’an, küfür ve iman arasında zikzak çizen kişileri, yuvasını iki delikli yapan, düşmanı saldırdığında bir delikten girip öbüründen çıkan tarla faresine benzeterek onlara “münâfık” (tarla fâresi) adını verir. Kur’anın bu benzetmeyi kullanması da gösterir ki, Asr-ı Saadet’te ve Hz. Peygamber’in (ASM) dilinde dine zarar veren münafık, kâfir ve müşrik kişiler sergiledikleri karaktere göre çeşitli hayvanlara veya Kur’anda ismi ve sıfatı geçen belirli meşhur kişilere benzetilmişlerdir.

Mesela Hz. Peygamber (ASM) bu manada Mekke ve Medine yıllarında İslam’ın en büyük düşmanı olan Ebu Cehil için “Bu ümmetin firavunudur”[6] diyerek benzer bir uygulama yapmıştır. Medine yıllarında ise münâfıkların en başında bulunanlardan biri olan ve İslam aleyhinde yaptığı hilelerle tanınan Ebû Âmir için Hz. Peygamber (ASM) “el-fâsık” tabirini kullanmıştır.[7]

Bu çerçevelerden bakılınca kertenkelenin ve yılanın öldürülmesinin sevabı hakkında olan hadisler, kertenkele karakterinde olup kendisiyle temas edeni zehirleyip İslam aleyhine çeviren, yılan karakterinde olup dili ile İslam toplumuna zehir saçan kişi veya kişiler hakkında vârid olmuş diyebiliyoruz. Hz. Peygamber (ASM) bu yapıda olan Ka’b bin Eşref, Sellam bin Ebi’l-Hukayk, Ebu Afak, Esma bint-i Mervan gibi İslam aleyhine çalışan, düşmanları kışkırtan, müşriklerle işbirliği yapan kişilerin öldürülmesini emretmiştir.

Ka’b bin Eşref’in öldürülmesini anlatan kaynaklara baktığımızda şu tarihî bilgileri görüyoruz: Kâ‘b, Bedir Gazvesi sonunda müşriklerin mağlûp olduklarına ve 70 ölü verdiklerine dair haber Medine’ye ulaşınca bunun doğruluğuna inanmamış, “Gerçekten Muhammed bu kadar kişiyi öldürmüşse yerin altı üstünden daha hayırlıdır” diyerek tepki göstermiştir. Ancak haberin doğru olduğu ortaya çıkınca tâziyede bulunmak ve Kureyş’i Müslümanlar aleyhine kışkırtmak için 40 kadar adamıyla birlikte Mekke’ye giderek Müslümanlara karşı savaşmak üzere Ebû Süfyân ile anlaşır. Söylediği şiirlerle Kureyşliler’in intikam duygularını tahrik eder.[8]

Medine’ye döndükten sonra boş durmayan, şiirleriyle Resûl-i Ekrem’i ve ashabını hicveden, etkili konuşmaları ve servetiyle müşrikleri Müslümanlara karşı kışkırtmaya devam eden Kâ‘b b. Eşref’in davranışlarından rahatsız olan Hz. Peygamber (ASM) bu duruma son verilmesini ve kendisinin eziyetten kurtarılmasını istedi. Bunun üzerine Muhammed b. Mesleme, Kâ‘b b. Eşref’in süt kardeşi Ebû Nâile b. Selâme, Abbâd b. Bişr, Hâris b. Evs ve Ebû Abs ile bir araya gelerek Kâ’b’ı ortadan kaldırmak için plan yaptılar ve 14 Rebîülevvel 3’te (4 Eylül 624) onu öldürdüler.[9]

Kâ‘b’ın öldürüldüğünü duyan Yahudiler hayatlarından endişe etmeye başladılar. Bir kısmı Resûlullah’a gidip onun suçsuz yere öldürüldüğünü söyledi. Hz. Peygamber (ASM) onlara:

“O kendi görüşündeki başka insanlar gibi yerinde dursaydı öldürülmezdi. Fakat o söylemiş olduğu şiirleriyle bize eziyet ediyordu. Sizden her kim aynı şekilde hareket ederse onun cezası da kılıçtır " diyerek Kâ‘b gibi faaliyette bulunmamaları konusunda uyardı ve Yahudiler de bir daha böyle şiirler yazmayacaklarına dair söz verdiler.[10]

Şiir, o zamanki medya idi. Şairin şöhreti ise, medyanın gücünü simgeliyordu ve o nispette Arap toplumunda etkiliydiler. Yahudiler, Medine Vesikası imzalandığı zaman kurulacak Medine Devleti’nin kanunlarına uyacaklarına, düşmanla işbirliği yapmayacaklarına, müşrikleri İslam Devleti aleyhine kışkırtmayacaklarına dair söz vermişlerdi. Ka’b bin Eşref bu manada anayasaya aykırı davranıp askerî manada vatana hıyanet suçu işlediği için cezalandırılmıştır.

Ka’b bin Eşrefin öldürülme vakasını detaylıca anlatan kaynaklar onun ilk darbede değil, 2. ve 3. darbede öldürüldüğünü ifade ediyorlar.[11] Bu manada kertenkelelerin öldürülmesini anlatan hadisle beraber Ka’b bin Eşref’in öldürülmesine dair rivayetleri beraberce okuduğumuzda görürüz ki, Hz. Peygamber (ASM) bu sözü Ka’b bin Eşref hakkında söylemiştir. Hz. Peygamber (ASM) Onu zehirli bir kertenkeleye benzetmiş ve Onun birkaç darbede de olsa öldürülmesini emretmiştir.[12] Sellam bin Ebi’l-Hukayk, Ebu Afak ve Esma bint-i Mervan gibi hiciv ile İslam toplumu içine zehrini kusan kişileri ise yılana benzetip Onların bir yılan gibi öldürülmesini emretmiştir. Yahudilerin fitne ve fesadından korkarak bu yılan karakterli kişileri öldürmekten vazgeçen kişinin İslam toplumundan sayılmayacağını ifade etmiştir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Hz. Peygamber’in (ASM) köpek türü temelinde bütün canlı türleri hakkında da geçerli olan “Şayet köpekler de diğer ümmetler gibi bir ümmet olmasaydı onların öldürülmesini emrederdim”[13] hadis-i şerifini… “Allahu Teala bin çeşit ümmet yaratmıştır; onlardan 600 tanesi denizde, 400 tanesi karadadır. Bu ümmetlerden biri tükenince artık arkasından diğer şeyler de helak olurlar”[14] hadisini… “Boynuzsuz hayvanın boynuzludan hakkı alınacaktır”[15] hadis-i şerifiyle beraber göz önünde bulundurarak bütün bu tarz hadis rivayetlerine yapılacak dengeli, kuşatıcı, birbirini sınırlayıcı ve açıklayıcı bir bakış açısı bize Hz. Peygamber’in (ASM) sözlerindeki asıl maksadı görünür hale getirecektir. Hz. Peygamber’in (ASM) muradı anlaşıldığında Onun sonsuz bir ilim kaynağından ilmini alan, hadis ve sünnet denilen lambalarla sayısız âlemleri aydınlatan bir sirac-ı münîr olduğu akıllara görünecektir ve bu makaledeki birçok hadiste görüldüğü üzere… Bu manada rahatlıkla diyebiliriz ki, Hz. Peygamber (ASM) ve Onun kudsî sözleri eleştirilmeyi değil, anlaşılmayı bekliyor.

[1] Müslim 2240/147, Tirmizi 1511, Ebu Davud 5263, İbni Mace 3229, Ahmed bin Hanbel 1/420.

[2] Ahmed b. Hanbel, a.g.e., c.I, s.420.

[3] Mâide suresi, 32.

[4] Buhârî, Bedu'l-halk, 16; Müslim, Hac, 9: 66-72.

[5] Ebû Abdullah Nuaym b. Hammad el-Mervezî, Fiten, tahk.: Semîr Emin ez-Züheyrî, Mektebetu’t-Tevhîd, Kahire 1412, c.I, s.131.

[6] Ahmed İbn Hanbel, Müsned, 1/403.

[7] İbn Sa‘d, III, 540-541.

[8] Prof. Dr. İsmail Güleç, Hz. Peygamber’in Müslüman Olmayan Şairlere Karşı Tutumu, s. 13.

[9] Prof. Dr. İsmail Güleç, Hz. Peygamber’in Müslüman Olmayan Şairlere Karşı Tutumu, s. 14.

[10] Prof. Dr. İsmail Güleç, Hz. Peygamber’in Müslüman Olmayan Şairlere Karşı Tutumu, s. 14.

[11] Bkz. İbn-i Sa’d ve diğer megazi kitapları.

[12] Kertenkelenin Hz. İbrahim (AS) ateşe atıldığı zaman ateşi söndürmeye değil destek vermeye çalışmasından bahseden hadis-i şerifi de burada olduğu gibi mecaz manasıyla almak gerekir. Bu perspektiften bakılınca hadis diyor ki, kertenkele karakterli kişiler İslam ve fıtrat dünyasında meydana gelen yangınlar ve savaşları söndürmeye değil, daima körüklemeye taraftar olacaklar... Bu durum sosyal bir kanun olarak hal-i hazırda da devam etmektedir. Bu manada o hadis-i şerif sosyolojik bir kanunun Hz. Peygamber’ce (ASM) tespitini sunar.

[13] İbn Mâce, “Sayd”, 2; Tirmîzî, “Ahkâm ve’l-Fevâid”, 4, “Sayd” 16; Ebû Dâvûd, “Sayd”, 1-3; Nesâî, “Sayd”, 10.

[14] Câbir bin Abdullah, Müsned-i Ebu Ya’la… Ebu Ya’ladan nakleden ise İbn-i Hacer el-Askalani, el-Metâlibu’l-Aliye, c. II. Bu hadiste verilen hayvanlara ait ümmet sayıları, oran vermek içindir; asıl sayıları değildir. Şu an ki bilim dünyası Hz. Peygamber’in (ASM) verdiği bu oranı doğruluyor. Hadis metninin son kısmı ise ekolojik dengenin varlığını veciz şekilde ifade ettiği gibi dünyada ekolojik bir kıyametin nasıl kopacağını haber veriyor. Oşinografi, biyoloji ve ekoloji bilimleri Hz. Peygamber’in (ASM) bu sözündeki mu’cizelerini tasdik etmektedir.

[15] bk. Müslim,1, h no: 2582.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.