Kürşat Bayhan'ın haberi,
Uzaklardan yardımlarına koşanları, selam verip hal hatır soranları bu çadırda sıcak çayla ağırlıyorlar.
Erciş'te merkezin birkaç kilometre uzağında ara sokağın birine 5 çadır sıralanmış. Hava oldukça soğuk. Kavak ağaçlarının sararan yaprakları rüzgârın etkisiyle aşağıya doğru süzülüyor. Sarı loş ışık çadırlarla kapanan sokağı aydınlatıyor. Dışarıdan silüet şeklinde görünen bir kadın, kucağındaki çocuğuyla oynuyor. Çadırların sonuncusuna doğru ilerliyoruz. Yaklaşık 14 metrekarelik çadırda Mahmut Küçükerdinç eşi, çocukları, torunları toplam 14 kişi kalıyor. Kısıtlı olanakları olsa da Mahmut Bey, "Siz bizim için buralara gelmişsiniz, biz de size bir çay ikram edelim." deyip içeriye davet ediyor. Mahmut Bey depremin 2. gününde çadır alabilmiş. Gece Jandarma Komutanlığı önünde başlayan bekleyişi ertesi gün sabaha kadar devam etmiş. Sonunda ailesi için bir çadır alabilmiş. "İlk günler ekmek, suyu komşular verdi. Şimdi gıdaları paramızla alıyoruz. Sabah otlu peynir, ekmek ve çayla kahvaltı yaptık. Öğleyin makarna, akşam da bulgur pilavı var. Bunların hepsini kendimiz temin ettik. Hiçbir yetkili buralara uğramadı." diyor. Dışarıda esen rüzgâr kışlık çadır olmasına rağmen içeriden de hissedilebiliyor. Sıcak çaylarımızı yudumlarken içimiz ısınıyor. Ailenin küçükleri ise çareyi battaniyeye sarılmakta bulmuş. Mahmut Bey yaşadığı deprem şokuna ve evinin hasarlı olmasına rağmen ulusal televizyonların yaptığı yardım programını izlemek için 1-2 saatlik de olsa evine girmiş. "Çok muhteşem bir geceydi. Bir kadın yayına bağlanıp annesi vefat eden bir bebeği emzirebileceğini söylediğinde gözyaşlarıma hakim olamadım." diyor.
Kavak ağaçlarının arasında tek katlı bir evin yanında kurulu ikinci çadıra doğru yöneliyorum. Eşini yıllar önce kaybeden Saliha Çelebi (56), damatları ve torunlarıyla beraber 15'i bulan nüfusuyla çadırda mücadele eden yüzlerce aileden. Depremde evlerini kaybeden Hanifi Sezer (35), Turan Çelebi (30) ve Özal Keleş (30), kayınvalideleri Saliha Hanım'ın evinin bahçesine kurulan derme çatma çadıra sığınmak zorunda kalmış. Deprem öncesinde samanlığın üzerini örtmek için kullanılan mavi branda ise ailenin sığınağı olmuş durumda. İlk günlerde çadır sıkıntısı yaşayan ailenin imdadına akrabaları yetişmiş. Ellerindeki Kızılay çadırını "Sizin daha çok ihtiyacınız var." diyerek Saliha Hanım'a vermiş yakınları. Artçı sarsıntılar nedeniyle aile üyeleri tek katlı eve giremiyor. Sarsıntının etkisiyle etrafa saçılan eşyalar evin içinde düştükleri yerde duruyor. Depreminin ruh dünyalarında yol açtığı travmayı tedirgin yüz ifadelerinden anlamak zor değil. Çadır beton zeminin üzerine birkaç karton, battaniye örtülmüş. Ancak soğuğu kesmeye yetmiyor. 15 dakika bile ayaklarımızı buz gibi yapmaya yetiyor. Depremzede aileler o geceyi ve bilmedikleri bir tarihe kadarki soğuk geceleri o çadırda geçirecek...
Zaman