“ENE”. Bir Elif (|) veya bir Nokta(.) üzerine

Dursun SİVRİ

Elif bir çizgidir. Matematikte çizginin başı, sonu ve kalınlığı yoktur.

Nokta, iki çizginin kesiştiği yerdir. Noktanın da eni boyu sıfırdır. Boyutları yoktur.

Çizgi de nokta da vardır. Kavram olarak vardır, nesne olarak yoktur.

İnsanın emanet olarak yüklendiği “ene”, bir “elif-Çizgi” bir “nokta”dır

“Ene”nin mahiyeti de tarif için kullanılan sembolü de hem var hem yok.

Nesne olarak yok. Tarif ettiği kavram olarak var.

Nokta; iki çizginin kesiştiği yerdir. Boyutu yoktur, çapı sıfırdır. Çapı olsa nokta olmaz daire olur.

Çizginin kalınlığı yoktur. Kalınlığı olsa çizgi değil yüzey, alan olur.

“Ben…. Ben…. Ben…Benim…” diyen adamı “ene” yutmuştur. Şekilde görüldüğü gibi….

Enaniyetle kendisini buz kütlesinin içine hapseder. Çizgi kalınlaşır kütle olur insanı yutar…

Buradan çıkarılacak anlam;

“Ene” insanı diğer eşref-i mahlûkat yapan bir emanet, sır.

İnsanı âlây-ı illiyine çıkaran veya esfel-i safiline de indiren cihetleri de var.

“Ene” bir çizgi ama santimle, milimle ölçülemeyen sıfır kalınlıkta bir çizgi demiştik. Başı ve sonu ezel ve ebed gibi…

(Elif- Lam - Mim)” Huruf-i mukatta…. Yani İlahi şifre… Bu şifreleri Hz. Ancak Hz. Muhammed (asm) ın bildiğini biliyoruz.

İşarat’üi İ’caz tefsirinde Bediüzzaman Said Nursi, bu şifreleri tefsir ederken

(Elif, Lâm, Mim) den anlaşılması gereken;

·         “Bu, ezeli olan Allahın kelamıdır...

·         Onu Cebrail indirdi...

·         Hazret-i Muhammed Aleyhisselam’a.” Demektir.

Peki “ene” bir elif ile bize neyi hatırlatıyor?

“Ene” bize Allah’ı bilmemiz tanımamız için bir “vahid-i kıyasi” ölçme, algılama, hissetme, idrak etmeye vesiledir.

Mahiyeti bilinirse sır çözülür. Mahiyeti bilinmezse tehlike, risk büyük demektir.

“Ene” denilen şey insanın bir yönüyle nefsidir.

-Nefis insanın kendisi demektir?

-Nefis, hissetmenin, anlamanın, algılamanın, derk etmenin mekanizmasıdır.

İnsandaki kuvveler nefsin alt şubeleridir. Ruhun bedende yaşayabilmesi için fıtrata konulan kuvvelerin de nefisle münasebeti vardır.

Kuvve-i şeheviye, Kuvve-i Gadabiyye ve Kuvve-i akliye

Bunların ifrat ve tefritleri zulüm, vasat mertebesi hikmet, istikamet ve adalettir. Ölçüsü yaratan tarafından bildirilmiş insanlara tebliğ edilmiştir.

İnsan anatomisi, beyin, ruh, kalp, vicdan unsurları içinde “ene” nin işgal ettiği bir yer hacim yoktur

İnsanın kendisinin varlığı ile kendisi dışındakilerin varlığının farkına vardıran duygu denilebilir. Hasseten Vacibül Vücut olan Allah’ı(cc) ın varlığını isim ve sıfatlarını, Rububiyetini, ilim, irade, kudret sıfatlarının sonsuzluğunu idrak aracıdır “ene”…

“Ene” nin iki yönü veya iki dalı vardır.

Bir dalını felsefe tutmuş, bir dalını nübüvvet tutmuştur.

Felsefe dalından aklı öne çıkaran maddeci kibirli, gururlu, zulüm acıları netice veren uygulamalar

Nübüvvet dalından ise, insanlığın medar-ı iftiharı insan-ı kâmil denilen, velayet sahibi insanlar, güzel âhlâk sahibi insanlığın yıldızlarını netice vermiştir.

Sırrı nedir?

“Ene” nin kendini, nefsini bilmek olduğunu bilmek. Nefsini bilen Rabbini bilmektir sır.

“Vücudunda ademi, ademinde vücudu bilmek sırrı” nı anlamak.

Ben varım dediğinde yok olduğunu, yokum, ben bir hiçim dediğinde var olabileceği sırrını idrak edebilmek.

“Ene” bir şifredir. Evet şifre doğru bilinirse insan eşref-i mahlûkat mertebesine âlay-ı iliyine çıkabilir. …

Şifrenin ne olduğu ne anlama geldiği bilinmezse esfel-i safiline, aşağıların aşağısına düşüleceğini bilmek. …

Bütün zalimler enaniyetli insanlardır.

Âdil olan idareciler kulluk sırrı ile emirlik vazifesinin gerektirdiği vakarı karıştırmaz.

Aslında kendini büyük gören gerçekte küçüktür.

Büyüklüğün şen’i, icabı, gereği tevazudur, mahviyettir.

Günümüzün çatışmaları “ene” nin ne için insana emanet olarak yüklendiğinin ve mahiyetinin bilinmeyişindendir.

Çok büyük sosyal problemlerin çözümü gözle görülemeyen bir nokta bir elif mesabesindeki “ene” nin sırrının çözümünde yatıyor.

Makro sorunların asıl nedeni mikro noktalara dayanıyor….

Çözüm bir çizgi, bir noktada gizlidir. Noktanın mahiyetini nasıl tarif edebiliriz. Eneyi de öyle tarif edebiliriz.

Var ama yok… Yok ama var olan bir gerçek. 

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.