Mehmet Şahin'in Haberi
28 Şubat 1997 post modern darbesi sonrası Genel Kurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan protokol imzalandıktan sonra İl İdare Kanunu'nun değiştiğine dikkat çeken Atış, "Bu değişiklikle EMASYA Protokolü ile İl İdaresi Kanunu, birbiriyle çelişiyor. Bu protokol ile İl İdaresi Kanunu'ndaki değişikliğin uygun hale getirilmesi lazım." dedi.
VALİ ATIŞ, EN ZOR DÖNEMDE EMASYA'YA KARŞI ÇIKTI
Bu arada Adana Valiliği'nin düzenlediği toplantıda hükümetin "Demokratik Açılım Projesini" anlatmak üzere Adana'ya davet edilen Gazeteci-Yazar Mehmet Metiner de EMASYA Protokolü'nü eleştirdi. Vali İlhan Atış, vali yardımcıları, ilçe kaymakamları, daire müdürleri ve siyasi parti temsilcilerinin de katıldığı Seyhan Otel'deki programda konuşan Metiner, EMASYA ile Garnizon Komutanları'nın valilerin yerine geçtiğini kaydetti. 2004 yılında EMASYA Protokolü Genelgesi'nin valilerin önüne gittiğinde ilk olarak Vali İlhan Atış'ın "Hayır bu benim irademi iptal ediyor. Anayasaya aykırıdır" deyip, karşı çıktığını hatırlatan Metiner, "Zor zamanlarda konuşmak önemlidir. Şimdi hepimiz EMASYA Protokolü'ne ateş püskürüyoruz. Valilerimiz haklı olarak 'irademiz baypas ediliyor' diyor. Garnizon komutanını aynı zamanda vali yapıyor. Ama bu gerçeği geçmişte diyen kaç tana vali oldu acaba? Hiç olmazsa zor zamanlarda konuşanların kıymetini bilelim. Onlardan biri de Vali İlhan Atış'tır. 2004'te EMASYA Genelgesi önüne geldiğinde, 'Hayır bu benim irademi iptal ediyor. Anayasa ve yasalara aykırıdır' deme yürekliliğini göstermiştir. Adana bu yönden şanlıdır. Kendisini kutluyorum." değerlendirmesini yaptı.
KOMUTAN FİİLEN VALİNİN YERİNE GEÇİYOR
EMASYA'ya göre valilerin olağanüstü durumlarda askeri göreve çağırdığını fakat bir daha geri gönderemediğini hatırlatan Mehmet Metiner, Garnizon Komutanlığı'nın resen de olaylara el koyabileceğini ifade etti. Metiner, şunları söyledi: "Vali beyin çağırmasına da (askeri) gerek yok. Hem çağıran vali de asker geldikten sonra -istese de- gönderemiyor. Komutan fiilen valinin yetkisini kullanıyor. Tek parti döneminde durum böyleydi. Garnizon komutanları aynı zamanda askeri valiydi. Örneğin Dersim Olayları'nda Abdullah Alpdoğan bu yetkileri sahip biridir."
Konuşmasında kimi çevrelerin başbakanı kendinden değil, tehdit unsuru olarak gördüğünü aktaran Metiner, şöyle devam etti: "EMASYA bilmem ne protokolleri. Böyle bir Türkiye'de yaşıyoruz. Sanki başbakan her şeyin kadiri mutlak gücü… Keşke öyle olsa.. O zaman Dicle kenarında bir koyunu kurt kapsa başbakana soralım. Ama her gün darbe senaryoları, her gün Ali Cenzgiz oyunları, vesayet sistemleri… Parlamentonun çok şükür gücü kalmadı. Danıştay yürütmenin yerini almış. Anayasa Mahkemesi parlamentonun yerine geçmiş. Çok güzel. 1980 askeri Anayasası, oh ne ala… Demokrasi ve özgürlüğü getirmek adına hangi kanun yapılıyorsa Anayasa'ya aykırı deniliyor. Doğru. Fakat anayasa'nın kendisi zaten demokrasiye aykırı, ayıptır. 2010 da halen darbe anayasası ile yönetiliyoruz. Orasından burasından değiştirmeye kalkışıyorsunuz. 'Hayır, anayasaya aykırı' deniliyor. O zaman parlamento ne iş yapacak. Niye sandığa gidiyoruz. Bir şehit geldiğinde milletvekillerinin yakasına yapışıp, istifasını istiyoruz. İyi de ben hiçbir şeyi değiştirmeye muktedir değilim ki. İşte Demokratik Açılım Projesi bu."