Asrın Hastalıkları, A‘sâb ve İrade

Elif GÜNEŞTEKİN

Asrımız, teknolojik ilerlemelerle birlikte insanın zihinsel ve duygusal yükünü de artırmıştır. Günümüzde en yaygın rahatsızlıklar artık yalnızca bedensel hastalıklar değil; kaygı, stres, panik atak, kronik huzursuzluk ve anlam krizidir. Bu tablo, bir yönüyle çağımızın sinir sistemi yorgunluğu olarak okunabilir.

Sürekli uyarana maruz kalan insan zihni, tehdit algısını artırır; beden ise buna fizyolojik olarak cevap verir. Kalp atışı hızlanır, kaslar gerilir, uyku bozulur. Duygusal alarm sistemi sık devreye girer. Bu hâl zamanla sinir sisteminde kalıcı izler bırakabilir.

Fakat insan yalnızca biyolojik bir organizma değildir; aynı zamanda anlam arayan bir varlıktır. Sinir sistemini yoran çoğu zaman yalnızca dış uyaranlar değil, iç dünyadaki çözülmemiş sorular ve kontrol edilemeyen gelecek tasavvurlarıdır.

A‘sâb: His ve Harekeye Hizmet Eden Sistemi Risale-i Nurdan tetkik edelim.

“Hem meselâ: Senin gözbebeğindeki o camid zerrecik dahi, senin gözünde, başında, vücudunda ve kuvve-i müvellide, kuvve-i cazibe, kuvve-i dafia, kuvve-i musavvire gibi deveran-ı deme ve his ve harekeye hizmet eden evride ve şerayin ve sair a'sablarda, hem senin nev'inde, ilâ âhir.. birer nisbeti, birer vazifesi bulunduğunu, bilbedahe bir Kadîr-i Ezelî'nin eser-i sun'u ve memur-u muvazzafı ve taht-ı tedbirinde olduğunu, kör olmayan göze gösterir.” (Sözler 297.sh - Risale-i Nur)

“A‘sâb” kelimesi sinirler olarak alırsak; His (duyu) ve hareke (hareket), bu sistem aracılığıyla gerçekleşir.

Fen ilmi ise sinir sistemini, hücre zarında meydana gelen küçük elektrik değişimleriyle çalışan muntazam bir ağ olarak tarif eder. Her sinir hücresinin içi ile dışı arasında ince bir elektrik farkı bulunur. Bu denge bozulduğunda bir dalga oluşur ve duyular iletilir, hareket başlatılır.

Mikro ölçekteki bu ince düzen, makro ölçekte beden sıhhatini tayin eder. Fen , sinir sistemini hücre zarında meydana gelen küçük elektrokimyasal değişimlerle çalışan organize bir ağ olarak açıklar.

Zerre Miktar Şaşsa…

“Zerre miktar şaşırsa, sıhhat ve idare-i beden bozulur. Kan damarlarına, his ve hareket a'sablarına, hattâ bedenin heyet-i umumiyesinde birer mahsus vazifesi, hikmetli birer vaziyeti vardır. Binlerle imkânat içinde, bir Sâni'-i Hakîm'in hikmetiyle o muayyen vaziyet verilmiştir. “ (Sözler 685.sh - Risale-i Nur)

Hakikaten sinir hücresindeki küçük bir dengesizlik, bütün bedeni etkileyebilir. Kandaki maddelerin oranındaki küçük değişimler dahi bilinç ve hareket üzerinde tesirli olabilir.

Sinir sistemi, damar sistemiyle beraber çalışır. Oksijen ve gıda akışı olmadan o ince denge devam edemez. “Heyet-i umumiye” ifadesi, bedenin bu bütüncül nizamını gösterir.

Zerredeki denge, bütündeki sıhhati belirler.

Sinir Sistemi Yalnızca İletmez, Öğrenir de...

Sinir sistemi sabit değildir. Tekrar edilen her duygu ve tepki, sinir yollarını kuvvetlendirir. Bu sebeple travmatik hâdiseler a‘sâbda bir hassasiyet bırakabilir.

Kişi bilinçli olarak meseleyi anlamlandırmış olsa dahi, sinir sistemi eski alışkanlık izlerini bir müddet taşıyabilir.

Bu hâl çoğu zaman iman zayıflığı zannedilir; hâlbuki ekseriya a‘sâbın hafızasından neş’et eder.

Travmatik deneyimler sırasında duygusal alarm sistemi hassaslaşabilir. Kişi bilinç düzeyinde yaşadıklarını anlamlandırmış olsa bile, sinir sistemi daha önce oluşmuş refleks kalıplarını bir süre taşıyabilir.

Bu hakikatı farketmek ile Beyinde İki çalışma yöntemini anlaşılır hal alır.

Bu iki yöntem alarm ve irade ile vasıflanır.

Beynin ön kısmındaki muhakeme ve irade merkezi bilinçli karar verir. Yavaş ama değerlendirerek çalışır.

Beynin daha iç kısmındaki duygusal alarm sistemi ise hızlıdır. Tehdit algıladığında milisaniyeler içinde tepki üretir.

Bu yüzden insan bazen istemediği bir tepkiyi anlık olarak gösterebilir. Bu çoğu zaman bilinçli tercih değil, geçmiş deneyimlerin sinir sisteminde bıraktığı izlerin sonucudur.

Üstadımın Hiss-i Kabl-el Vuku ve Sinir Hassasiyeti ile ilgili bir mehazına dikkat edelim.

“Nasıl, en hafî umûr-u gaybiye vukua geldikte veyahud vukua yakın olduktan sonra hiss-i kabl-el vuku'un bir nev'iyle bilinir. O, gaybı bilmek değil; belki o, mevcudu veya mukarreb-ül vücudu bilmektir. Hattâ ben kendi a'sabımda bir hassasiyet cihetiyle yirmidört saat evvel, gelecek yağmuru bazan hissediyorum.” (Lem'alar 111.sh - Risale-i Nur)

Yağmur henüz yağmadan önce hava basıncı değişir, nem artar, atmosferde mikro farklılıklar oluşur. Sinir sistemi bu ince değişimleri algılayabilir.

Bu gayb bilgisi, oluşum sürecine girmiş bir hâlin bedensel duyarlılıkla hissedilmesidir.

Bu örnek, sinir sisteminin ne kadar hassas bir ölçüm aygıtı olduğunu gösterir.

Mesela nefes, sinir sisteminin en hızlı düzenleyicisidir. Yavaş ve bilinçli nefes, sakinleşme sistemini aktive eder. Kalp atışı yavaşlar, kas gerilimi azalır.

Nefesle alınan hava, yalnız bedenin ihtiyacı değil; a‘sâbın sükûnetine de bir vesiledir.

Hüve Nüktesi’nde yüzlerce çiçeğin aynı hava ile açması gibi, sinir sistemi de tek bir düşünceden yüzlerce bağlantıya yayılır. Her nöron bir ağaç gibidir; dalları diğer hücrelere uzanır.

Hangi düşünce tekrar edilirse o bağlantı güçlenir.

Maziye ait hatıralar ve müstakbele dair ihtimaller zihinde sürekli meşguliyet hâline geldiğinde, bedenin a‘sâbı da o yükü taşır; böylece sinir sistemi daimi bir teyakkuz vaziyetine geçebilir.

Fakat bilinçli farkındalıkla an’a yönelmek, aşırı uyarılmış sinir ağlarını yatıştırabilir.

Alarm tekrar ile güçleniyorsa, sükûnet de tekrar ile yerleşebilir.

Sinir sistemi travmayı öğrenmişse, huzuru da öğrenebilir.

İman ile gelen sükûneti Nurlardan okuyabiliriz.

"Bütün ilimlerin ve marifetlerin ve kemalât-ı insaniyenin en büyüğü imandır.” (Emirdağ Lâhikası 1 103.sh - Risale-i Nur)

İman, insanın mânevî âlemini tanzim eder. Kalbe gelen itimat ve teslimiyet, aşırı teyakkuz hâlini teskin eder. Her şeyi kendi nefsine yükleme vehmi zayıfladıkça, a‘sâb da sükûnete kavuşur.

İman hakikatleri a‘sâbın itmi’nanına bir vesiledir.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.