‘Ekonomiyi düzeltecek formül: İç barış’

Ömer ÇELEBİ

Malûm son günlerin en çarpıcı gündemi dolar…

Dolarda yaşanan ve seçim öncesi olduğu için ‘dış güçlerin müdahalesi’ diye tanımladığımız negatif durum istesek de istemesek de hepimizin yaşam kalitesini etkiliyor.

Etkiliyor çünkü dünya devletleri artık birbirleriyle sınırların ötesinde de olsa sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkiler içerisinde dâhil olmuşlar.

Amerika’da ve Avrupa ülkelerinde yaşanacak bir ekonomik sendeleme şüphesiz makrodan mikroya herkesi etkileyecek.

İthalat ve ihracat verileri değişecek, dolar hareketlenecek, enflasyon sabit kalmayacak, faiz zoraki de olsa artacak, yabancı yatırımcı gelmeyecek, olanı götürecek, yerli yatırımcının eli kilitlenecek dolayısıyla büyüme olmayacak ve işsizlik baş gösterecek.

Tabi insanın yaşam kalitesi düşecek.

Dünya düzeni artık böyle işliyor.

‘Ben de döviz yok, doların artması beni ilgilendirmez’ demek gariplik olsa gerek…

Yani kaliteli bir yaşam, herkesin memnun olacağı bir düzen, ekonomik bağımsızlığın tesisi için parayı kontrol etmemiz lazım.

Yani gücün de bizde olması lazım.

Peki, sürekli dile getirdiğimiz ‘dış güçler’ argümanı sizce ekonominin kötü gidişatındaki en büyük neden mi?

Ya da biz dış güçlerden dolayı mı parayı kontrol edemiyoruz?

Biraz daha uzatayım: Dış güçler kadar aklımız çalışmıyor mu, basiretsiz miyiz, hesap-kitap yapamıyor muyuz da ekonomi yönetimimiz dış güçlerin fantezisi altına girmiş?

Ekonomist değilim, ekonominin belki de ‘e’ sini anlamam lâkin kendimce analiz ettiğim değerlendirmeler var.

O halde ekonominin kötü gidişatındaki en büyük sebep nedir?

Belki de çok sebebi var lâkin bence iç barışın tam teşekküllü tesis edilmemesi ekonomideki sıkıntının en büyük nedeni…

Evet, biz kendi içimizde tam manasıyla barışık olamadığımız için belki de dış güçlerin tesiri altına girip olumsuz tablolarla karşılaşabiliyoruz.

Bediüzzaman, Uhuvvet bahsinde; ‘Bir mizanda iki dağ birbirine karşı muvazenede bulunsa bir küçük taş, muvazenelerini bozup onlarla oynayabilir; birini yukarı, birini aşağı indirir’ derken aslında konunun ehemmiyetini daha da öne çıkarıyor.

Evet, her ne kadar para ‘güç kaynağı’ olarak değerlendirilse de iç barışın tesisi her şeyin fevkinde tesir eder.

Hem nasıl ki ekonomide silsile halinde değer kaybı, enflasyon, faiz, büyüme ve işsizlik birbiriyle girift olmuş buna mukabil iç barışın tesisi ile gelen güven hissi de ekonomiyi güçlendireceğine inancımız tam.

Peki, kanıtım ne sizce?

2008’deki küresel ekonomik krizi bertaraf eden en büyük güç ve ‘teğet geçmesine’ sebebiyet veren en büyük iksir iç barışın yakaladığı ivmeydi.

2008’de vatandaşların kahir ekserisinde ekonomik büyümenin kaynağında her ne olursa olsun ülkem, memleketim ve değerlerim zarar görmemesi vardı.

Ama şimdi ‘Tayyip Erdoğan düşsün de Türkiye 50 yıl geriye gitsin’ diyen kokuşmuş ve köhne bir zihniyet var.

Hâlbuki Reis-i Cumhur kendisi defaetle ifade ediyor; ‘hepimiz gelip-geçiciyiz söz konusu vatan ve memleket ise önceliğimiz o olacak diye…

Böyle çatışmalı ve iç barışın tesis edilmediği bir toplumda ülke meselesi nasıl ön plana çıkacak?

‘Dış güçler’ nasıl dizginlenecek?

Ekonomi istenen değerlere nasıl ulaşacak?

Daha doğrusu para nasıl kontrol altına alınacak?

İç barışı tesis etmeden ne içerdeki, ne de dışarıdaki düşmanı mağlup edemeyiz.

İç barış olmadan düşmana meydan okuyamayız.

Gelin içimizdeki kavgayı bırakalım, kutuplaşmayalım, birbirimizi sevip ve birbirimize saygı gösterelim, değerlerimizi kaybetmeyelim, çocuklarımıza ve gelecek nesillerimize güzel bir dünya inşa edelim.

Çok mu zor?

Twitter: https://twitter.com/omercelebiresmi

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.