“Ekilen nur tohumları” ve hürriyet iklimi

İsmail BERK

Risale-i Nur iklimi, kıştan bahara geçişin huzurunu tattırıyor. “Ben kışta geldim, siz cennet asa bir baharda geleceksiniz” müjdesini veren Bediüzzaman, çektiği sıkıntıların bedelini istikbalimize mükafat olarak gönderiyor. Acılarını değil, geleceğimizi düşünerek hareket ediyor. Yaşadığı zamanı değil, yaşanması gereken istikbali tasavvur ediyor.

Bediüzzaman’ın tasavvuru/vizyonu, istikbalin aynasına ışık tutan bir projeksiyondur. Derin bir bakıştır ve analizin iman dürbünüyle uzakları yakınlaştırdığı “im’an-ı nazar”dır.
“Ekilen nur tohumları”ndan bahseder. O tohumlar, bugünü ve yarını kuşatan meyveli birer ağaç oldular. Dal budak saldılar. “İstikbal İslam’ın olacak” müjdesini yer küreye yaydılar.

Bediüzzaman’ın ilk halkasındaki saff-ı evvel çekirdekler, Kur’an hakikatlerini zamanın yeteneğine uygun bir safiyetle,  Risale-i Nur üslubu ile yaşadılar ve yansıttılar. Üstadın “arkadaşlarım/kardeşlerim” dediği risale aşıkları, boyalandıkları zatın tarzını bu günlere getirmeye ve yeni kuşaklara devretmeye muvaffak oldular.

Yeni kuşak, meşrutiyetin ilanında Üstadın ortaya koyduğu vesayetsiz hürriyet/demokrasi tavrında ifade ettiği “adem-i vasiye olan ihtiyacımız” parolasını dikkate almaktadır. Saff-ı evvelin şefkati, arkadaşlığı ve civanmertliği ile nesl-i cedit cesaretlenerek Risale-i Nur’u kendi mesleğinde, kariyerinde ve hayat tanziminde bir kılavuz gibi yansıtmaktadır. 

Yine Üstadın tespitiyle, vesayetsiz, vasisiz bizzat kendini ifade etme ve teşebbüs hürriyeti anlamında “Teşebbüs-ü şahsi” prensibi, “fikr-i hürriyet” ve “fikr-i icat” tavsiyeleri  cüz-i irade/ortak irade/vicdani irade ile hayat dairesinde yol alma zeminindedir.

Risale-i Nur’un en büyük hedeflerinden olan İslam birliği/ittihad-ı İslam; ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel altyapısını kuvvetlendirmektedir.

Bu alanda Türkiye’nin ağabeyliği, kendini daha fazla hissettirmektedir. Kemalizmin beslendiği devlet gücü ve onu kullanan bir kısım hiyerarşik baskı grupları ve anayasal organlar, halkın lehine ve milletin iradesine uygun mevzi kaybettikçe, Bediüzzaman’ın “Ümitvar olunuz” müjdesi karşılığını bulmaktadır. İstibdat/dayatma süreçleri ve darbelerin kıskacı geri gitmektedir. Müjdelerin arka planı, iman iradesinin tezahürü olarak Risale-i Nur tefekküründen nasiplenenleri heyecanlandırmaktadır.

Risale-i Nur’un binlerce program, gündem, makale ve etkinlikle hem akademik camiada  hem de  halk düzeyinde, entelektüel ve uluslararası çapta konuşulur, tartışılır ve anlaşılır olma süreci “şevk bineği” ile hayat meydanına atılmanın en büyük göstergesidir.

Şimdi ağzımızı müspetleştirme, dilimizi şevklendirme, kalbimizi muhabbetle besleme, aklımızı ilim ve uzmanlık ile risaleye uygun hale getirme zamanı.

Şahıslar fani, davalar bakidir. “Şu güzeran-ı hayat bir uykudur. Bir rüya gibi geçti…” düşüncesinden ve duygusundan ayrılmadan, hakikatleri  elmas değerinde takdim etmenin zamanı.

Kainat çapında tesir olan Risale-i Nur’u erbabına, ilim dünyasına, sanat çevrelerine, idarecilere, ilahiyatçılara, eğitim çevrelerine ve “Meraklı muhtaçlara” sunma zamanı. Onların esas kabul edeceği beyan ve kalitede olmak şartıyla. Hakikati kendi değerinde sunma beşeriliğinin bütün hassasiyetlerini koruyarak…
***
Bugün Cuma. Dün akşam Miraç’tı. Yer kıraç, gök taçtı. Zaman durmuştu. Hayat akıp gitmişti. Yeryüzü temizlenmişti. Rahmet coşmuştu. Ümitler dirilmişti. Kardeşlik büyümüştü. Tazelik korunmuştu. Alem  sahibine emanetti.
***
“Ekilen nur tohumları” ikliminden beslenip, imanı-ihlası-istiğnayı-ihtisası-istişareyi bir seri halinde hayata yansıtanların gayreti, azmi ve  hürriyet fikirleri  büyük inkişaflara kapı açacaktır.
“Cennet asa bahar” buna hazırlanıyor.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.