Kültürel çeşitliliğin ve diyaloğun temellerinden dillerin yüzde 40'ının tehdit altında olduğu ve dijital araçların daha önemli hale geldiği bu dönemde, dillerin korunmasında yapay zeka ve teknolojik gelişmelerin umut vadettiği görülüyor.
"Uluslararası Anadili Günü", Bangladeş'in girişimiyle 1999'da Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Konferansı'nda onaylandı ve 2000'den bu yana dilsel ve kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği teşvik etmek amacıyla her yıl 21 Şubat günü kutlanıyor.
Bangladeş'in girişimiyle onaylanan ve her yıl kutlanan Uluslararası Anadili Günü, Bangladeş tarihinde de önemli yer tutuyor.
1952'de Dakka'da binlerce kişi, ana dilleri Bengalcenin resmi dil olarak kabul edilmesi için gösteriler düzenledi. Uluslararası Anadili Günü'nün kutlandığı 21 Şubat 1952'deki bu gösteriler sırasında 5 kişi hayatını kaybetti.
Dilin kalkınmada, kültürel çeşitliliği ve kültürlerarası diyaloğu korumada, işbirliğini güçlendirmede ve herkese iyi bir eğitim sağlamada kilit rolü bulunuyor.
UNESCO'ya göre her iki haftada bir dil, tüm kültürel ve entelektüel mirasla yok oluyor. UNESCO'nun tahminlerine göre, dünyada bulunan 8 bin 324 dilden 7 bini hala kullanılıyor.
Ayrıca UNESCO, "Dünya Dilleri Atlası" ile dünyadaki dilleri ve ülkelerde kullanılan dillerin durumlarını ve farklı yönlerini belgelendiren interaktif ve dinamik çevrim içi bir araç sunuyor. Bu atlasla iletişim aracı dillerin ve sosyal, kültürel ve siyasi bilgi kaynaklarının detaylı kaydının tutulması amaçlanıyor.
DİLLERİN YÜZDE 40'I TEHDİT ALTINDA
Bu dillerden yalnızca birkaç yüzüne eğitim sistemlerinde ve kamusal alanlarda yer veriliyor. Çok daha az dil ise dijital dünyada kullanılıyor. Bu da temelde en az yüzde 40'ının tehdit altında olduğunu gösteriyor.
Uluslararası Anadili Günü, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşma noktasında dilin rolünü vurguluyor. Özellikle kapsayıcılık noktasında çok dilli eğitim azınlık ve yerel dillerin korunmasına da katkı sağlıyor.
Küreselleşme nedeniyle tehdit altında olan dillerin kayboluşu, kültürel ve geleneksel çeşitliliklerin de zarar görmesine neden olabiliyor.
"ÇOK DİLLİ EĞİTİMDE GENÇLERİN SESLERİ"
Yerli dillerin korunması için Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yürütülen 2022-2032 dönemini kapsayan "Uluslararası Yerli Diller" girişimi bulunuyor. Bu kapsamda çalışmalar her dilin önem arz ettiğini ve "sessizliği durdurmak için" derhal harekete geçilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bu yıl ise UNESCO tarafından Uluslararası Anadili Günü için "çok dilli eğitimde gençlerin sesleri" teması belirlendi. Bu bağlamda gençlerin çok dilli eğitimin geleceğini şekillendirmedeki rolüne dikkat çekiliyor.
Dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığı vurgulanan tema kapsamında dilin kimlik, öğrenme, refah ve topluma katılım konusunda merkezi bir rol üstlendiği gösteriliyor.
Yalnızca bir iletişim aracından fazlası olan dil, kültür ve tarihin aktarımı noktasında bir araç olmasının yanı sıra insanları köklerine bağlayan, çocukluğunu ve aile anılarını hatırlatan bir konfor alanı olarak önem arz ediyor.
2024 ve 2025'te de UNESCO temaları çoğunlukla çok dilli eğitime odaklandı, öğrenimin ve nesiller arası bağlantının temel noktasının bu olduğuna dikkat çekildi.
TEKNOLOJİ UMUT VADEDİYOR
"Çok dilli eğitimde gençlerin sesleri" teması ile de bu vurgulanmaya devam edilirken, dillerin korunmasında teknolojinin rolü de ön plana çıkarılıyor.
Dilin yok olmaması için dijital araçlar daha önemli hale gelirken, yerli lehçeleri öğretebilen uygulamalardan kaynakları yetersiz dilleri çevirebilen yapay zeka araçlarına kadar teknoloji yeni bir umut doğuruyor.
aa