Nanoteknoloji uzmanı Detlef Kuschel, 2029 yılında dünyanın 30 bin kilometre yakınından geçmesi beklenen asteroit Apophis’in oluşturacağı asıl tehlikenin güneşin etrafından dönüp yörüngesini değiştirerek 2036’da yeniden dünya için tehdit unsuru taşıması olduğunu söyledi.
Detlef Kuschel, Gazi Kemal Bilim San'at Merkezince Kütahya Öğretmenevinde düzenlenen ‘’Nanoteknoloji ve Popüler Astronomi Bilgi Günü’’ faaliyetinde, ayın her yıl dünyadan yaklaşık 4 santimetre uzaklaştığını, bu olurken de dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşünün yavaşladığını bildirdi. Bunun devam etmesi halinde gelecekte dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızının azalacağını belirten Kuschel, ‘’Dünyanın bir tarafı sürekli olarak güneşi görecek ve çok fazla güneş ışığı aldığı için daha çok ısınacak. Diğer tarafı ise sürekli karanlık ve soğuk olacak. Bundan sonra da kâinatta dünya artık daha fazla yaşanır bir hâl alamayacak’’ dedi.
Kuschel, NASA’nın hesaplamalarına göre, 13 Nisan 2029’da Apophis adı verilen asteroidin, dünyanın yaklaşık 30 bin kilometre yakınından geçeceğini ifade ederek, bu gök cisminin daha sonra güneşin etrafından dönerek yörüngesi değişeceğinden 2036’da dünya için yeniden tehdit oluşturabileceğini söyledi.
DÜNYAYA ÇARPABİLİR KORKUSU
Bu asteroidin saniyede 50 kilometre hızla dünyaya çarpma ihtimali bulunduğuna işaret eden Kuschel, şöyle konuştu: ‘’Apophis’in çapının yaklaşık 300 metre olduğu söyleniyor. Çarpma anında Hiroşima’ya atılan atom bombasının 65 bin katı şiddetinde etki yapacağı, 300 kilometrekarelik alanda hiçbir canlıya yaşama ihtimali vermeyeceği yönünde beklentiler var. Denize düşecek olursa da boyu 100 metreyi aşacak tsunami tehlikesi oluşturabilir. 8 şiddetindeki bir depremin 1000 megatonluk etki yaptığı düşünülürse Apophis’in dünyaya düştüğü takdirde 1480 megatonluk etki yapacağı tahmin ediliyor. Asıl tehlike, Apophis’in 2029’da 30 bin kilometre yakından geçecek olması değil güneşin etrafından dönüp yörüngesi değişebileceğinden 2036’da tehlike oluşturmasıdır. 2029’da geçip gidecek, güneşin etrafından dönüp gelirken yörüngesi değişirse 2036’da dünyamıza çarpabilir.’
HAKİKİ İMANI OLAN KORKMAZ
İslâm Alimi Bediüzzaman Said Nursî, bu asrın başında bilim adamlarının ve bazı tabiatçı felsefecilerin kâinatta Allah’ın kudreti ve iradesiyle meydana gelen bu türden olaylar karşısında korkudan titrediklerini hatırlatarak, hakikî imanı elde eden bir insanın bu türden tabiat olaylarına karşı tam bir emniyet, cesaret ve güvene sahip olacağını çünkü her şeyin kudreti elinde olan Allah’a iman etmiş olacağını veciz bir şekilde belirtmiştir.
İşte Bediüzzaman’ın Risâle-i Nur Külliyatı’nda bizlere aktardığı o veciz cümleler: “Evet, her hakikî hasenât gibi, cesâretin dahi menbaı imândır, ubûdiyettir. Her seyyiât gibi, cebânetin dahi menbaı dalâlettir. Evet, tam münevverü’l-kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimâldir ki, onu korkutmaz. Belki hârika bir kudret-i Samedâniyeyi, lezzetli bir hayret ile seyredecek. Fakat, meşhur bir münevverü’l-akıl denilen kalbsiz bir fâsık feylesof ise, gökte bir kuyruklu yıldızı görse, yerde titrer. “Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?” der, evhâma düşer. (Bir vakit böyle bir yıldızdan Amerika titredi. Çokları gece vakti hânelerini terk ettiler.)” (Risâle-i Nur Külliyatı, Sözler, s. 37, Y.A.Y)
Yeni Asya