Dün başlayan ikinci Ergenekon davası gözlerin bir kez daha Türkiye'deki "darbe planlarına" ve "derin devlete" çevrilmesine neden oldu. Sadece Türkiye değil, dünya da ikinci faslı açılan davayı yakından takip ediyor.
Türkiye'nin geçmişiyle hesaplaşması açısından önem verilen Ergenekon davasındaki bu yeni aşamabaşta Avrupa ve ABD basınında geniş yer buldu.
Financial Times, ikinci Ergenekon davasıyla ilgili haberinde "Türkiye'deki dava komplo kültürünü ortaya seriyor" çarpıcı başlığını kullandı. Davada hakim karşısına çıkan emekli generaller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur hatırlatılarak, iki üst rütbeli generalin, "Türkiye hükümetini devirmek için komplo düzenlemekle" suçlandıkları kaydediliyor.
Haberde şu ifadelere yer veriliyor:
"İkinci iddianame, 56 kişi hakkında daha dava başlatmasıyla, (ilkine oranla) daha açık bir siyasi hüviyete sahip. İddianame, generaller Hurşit Tolon ile Şener Eruygur'u, bir terörist grubun başını çekmek ve hükümete karşı silahlı bir isyan kışkırtmak ile suçluyor ve Abdullah Gül'ün 2007 yılında cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesine karşı patlak veren laik muhalefeti soruşturuyor.
Binlerce sayfada, savcılar Ermeni gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesi cinsinden saldırıları ve görünürde yasal olan hükümet karşıtı gösterileri, demokrasiyi yıkmak amaçlı komplonun bir parçası olarak tanımlıyorlar.
Dehşet verici ayrıntıların üzerinde, 'Ergenekon' haftası Türkiye'nin, birbiriyle sıkı bağlantıdaki bürokratları, subayları ve sivilleri tarafından düzenlenen askeri darbelerini ve gizemli cinayetlerini ifade eden 'derin devlet' kültürü ile eşanlamlı hale geldi...
Bu arada, askerlerin ve destekçilerinin savaşı tekrar AKP üzerine çevirdikleri işaretleri geliyor. Hâkimler ve savcıların yıllık atamalarının gecikmesi, bu konularla yeni ilgileneceklerin ayrıntı yığınını anlamakta zorlanacağı bir biçimde, Ergenekon takımının harekete geçtiği söylentilerini ateşledi.
AKP-ordu ilişkilerinin tamir edilmesine katkıda bulunan ılımlı Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, geçen ay askere karşı bir örgütlü karalama kampanyasından şikâyet etmişti. Şimdi, parlamentonun son oturumunun son gecesinde çıkan ve sivil mahkemelere darbe girişimcilerini yargılama yetkisi veren bir kanun, anayasa mahkemesinden dönme ihtimaliyle karşı karşıya.
Bununla birlikte... 'cin şişeden çıktı'. Ergenekon davası iki yıl daha devam etse bile, davanın konusu olan darbe ve komplo kültürünün sona ermekte olduğu umut ediliyor."
WSJ: DAVA SİYASİ BÖLÜNMEYİ ORTAYA SERİYOR
Amerikan'ın ünlü The Wall Street Jornal gazetesi de davayla ilgili habere önemli yer ayırdı. Dün yayınlanan haberde, davanın ülke tarihi için önemine vurgu yapıldı, Türkiye'nin 1960'dan bu zamana kadar 4 defa askeri darbe yaşadığı aktarıldı.
1982 yılında askeri cunta tarafından yapılan Anayasa'nın da AB normları ile çeliştiğine dikkat çekilen haberde, bazı kesimler tarafından askerlerin Türkiye'de laikliğin teminatı olarak gösterildiği belirtilirken, ancak militer yapının AB üyeliği önünde engel olduğu kaydedildi.
Cumartesi günü darbecilerin yargılanmasını isteyen Taksim'deki gösteriye de yer veren Wall Street Journal, katılımcıların "'Elini savcılardan çek, askeri darbeye hayır" şeklinde pankart taşıdıklarını kaydetti. Göstericilerin, Türkiye'de "tam demokrasi" istedikleri de haberde belirtildi.
Nicholas Birch imzalı haberde, soruşturmanın sonucunun laik demokrasinin geleceğini etkileyeceği vurgulanarak şu görüşler aktarıldı:
"Ülkedeki laiklerin önemli bir kısmı, Ergenekon soruşturmasını, hükümetin, başta ordu olmak üzere laik muhalefeti sindirme çabası olarak görüyor. Hükümet ise bu iddiaya karşı çıkıyor. Karşıt kesim ise, tutuklamaları ve açılan davaları, Avrupa Birliği üyeliğine aday bir ülkenin tam demokrasi yönünde attığı adımlar olarak tanımlıyor. Ordu, Ergenekon'la bağlantılı olduğu iddiasını yalanlıyor. Türkiye'de devlet kurumları arasında çatışma artarken, Ergenekon davasını gerçek bir demokratikleşme için gerekli görenler bile, ülkeye getireceği yararın yanı sıra, yargıyı siyasallaştırarak zarar da vermesinden endişe ediyor."
Son olarak haberde, Alparslan Arslan'ın Danıştay saldırısının ilk planda İslami gerekçelerle yaptığını ve hükümete bunun mal edilmeye çalışıldığı yazıldı. Ancak Arslan'ın hakkında yürütülen soruşturmalar sonunda 2008'in Aralık ayında Arslan'ın davasının Ergenekon ile birleştirildiği yazıldı. Son olarak haberde Arslan'ın İslamcı görünerek kamuoyunu yanıltmaya çalıştığı aslında Ergenekoncu olduğu kaydedildi.
BLOOMBERG: ERDOĞAN DARBECİ ASKERLERİN ÜZERİNE GİDİYOR
Özellikle finans dünyasının yakından takip ettiği Bloomberg haber ajansı, Ergenekon davasıyla ilgili yaptığı yorumda, "Erdoğan darbeci askerlerin üzerine gidiyor" ifadesini kullandı.
Bloomberg, Ergenekon davasında iki general Şener Eruygur ve Hurşit Tolon ile aralarında gazeteci, akademisyen ve işadamlarının bulunduğu 54 sanığın olduğuna dikkat çekti. Ajans, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkede siyasi gücü askerin de üzerinde etkin olması için dizginleri elinde tutmada başarılı olduğunu ifade etti.
Son altı yıldır iktidarda gücü iyice eline geçiren Erdoğan hakkında askerlerin gizli İslami ajandası olduğu yönünde şüpheleri olduğunu savunan Ajans, ancak Başbakan'ın ülkesini Avrupa Birliği'ne (AB) sokabilmek için çabaladığını belirtti. Ajans AB'nin üyeliği için de askerlerin sivil siyasetin kontrolü altında olmasını şart koştuğunu kaydetti.
ABD Başkanı Barack Obama'nın ilk ziyaret ettiği Müslüman ülkenin Türkiye olduğu vurgulanan haberde, Afganistan'da da Türkiye'nin ABD ile müttefik olup Taliban'a karşı askeri birliğinin bulunduğuna işaret edildi.
İki yıl önce Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı için Abdullah Gül'ü aday göstermesine askerlerin engel olmaya çalıştığı hatırlatıldı ve bu olayın da dönüm noktalarından biri olduğuna dikkat çekildi. Ajans, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasına izin veren yasayı onayladığını kaydetti.
Bloomberg, Akın Birdal'ın da 14 Temmuz'da Genelkurmay eski yardımcısı Çevik Bir hakkında sivil mahkemede dava açtığına işaret etti. Ajans, Birdal'ın 1998 yılında ofisinde silahlı saldırıya uğradığını ve bundan dolayı da Bir'i suçladığını belirtti.
Türkiye'nin son 50 yılda birkaç defa askeri darbe yaşandığını belirten Ajans, Erdoğan'ın 7 Temmuz'da Polis Akademisi'nde yaptığı konuşmaya vurgu yaptı. Erdoğan'ın; "Türkiye ne polis devletidir ne de asker. Türkiye demokratik, laik ve hukuk devletidir" sözlerine yer verildi. Erdoğan'ın özellikle 2003 tarihinden sonra askerler üzerinde daha etkin olduğu belirtilerek, Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısını sivillerin lehine çevirdiği, Kıbrıs sorunu ile ilgili generallerin değil kendi planını Ada'da yürüttüğü aktarıldı.
Haberde ayrıca Türkiye'nin ekonomik olarak AK Parti döneminde aldığı olumlu yol ile Erdoğan'ın 1982'de askerler tarafından yapılan anayasayı da değiştirmek isteğinden söz edildi.
İNGİLİZ BASINI DA DAVAYLA ÇOK İLGİLİYDİ
İngiltere'de yayın yapan gazetelerde de ikinci Ergenekon davası farklı açılardan ele alındı.
Ülkenin önemli gazetelerinden Times, davanın darbecilikle suçlanan yetkilileri, şöhretleri ve emekli orgeneralleri bir araya getirdiğini yazdı.
Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'un modern Türkiye tarihinde sanık sandalyesine oturan en üst düzey askerler olduğuna dikkat çeken Times, binlerce sayfa tutan iddianamede Türkiye'yi yıllardır meşgul eden 'Derin Devletin' en son tezahürü olarak aralarında bu iki emekli orgeneralin de bulunduğu kalabalık sanık grubuna işaret edildiğini kaydetti.
TİMES, SUSURLUK'U HATIRLATTI
1996 yılında meydana gelen Susurluk Olayı'nı anımsatan Times, Türkiye'de hukukun bundan önce de 'Derin Devlet' mefhumuna karşı adımlar attığını; ama bugüne değin kayda değer bir ilerleme sağlanamadığını yazdı. Gazete, bu sefer Ergenekon davasında da bir yere varılamamasından endişe edenler olduğunu ifade ederek, bu konudaki şüpheleri özetledi.
Eruygur ve Tolon'un önce bir askeri hastaneye kaldırılıp daha sonra serbest bırakılmalarının bir süredir kafalarda soru işaretleri uyandırmış olduğunu yazan Times, buna ilaveten Şener Eruygur'un düştükten sonra 'hafıza kaybı' geçrirdiği haberlerinin de şüphelere yol açtığını bildiriyor.
Gazete, davayla olası ilitileri üzerine kafa yorulan iki askerin intihar etmesinin de şüpheyle karşılandığını belirtiyor. Bunlara ek olarak, Ergenekon savcı ve yargıçlarının yeni bir ekiple değiştirileceği söylentisini aktarıyor gazete.
Gazete herşeyden önce Ergenekon davasının arkasında bir siyasi iradenin bulunduğunu yazıyor. Times, eskiden bu tip davalarda 'belgeleri kaybeden' Türk savcılarının aksine bu sefer savcıların da davayı sonuçlandırmaya kararlı göründüğü kanısında.
İNDEPENDENT: TÜRKİYE'Yİ TANIMLAYACAK OLAN DAVA
Ergenekon davasını sadece dış haber sayfalarında değil başyazılarından birinde de değerlendiren Independent, davayı ''Türkiye'yi tanımlayacak olan dava'' olarak niteledi, Ergenekon davasının Türkiye'nin tarihinde bir kilometre taşı olabileceğini yazdı.
Gazeteye göre 142 sanıklı hukuk sürecine alkış tutup tutmamak, Türkiye'ye ve AKP hükümetine nasıl baktığınıza bağlı. Modern bir devlet olabilmesi için darbelerle dolu askeri geçmişinden kendini kopartması şart bir Türkiye mi var gözünüzün önünde, yoksa laik anayasası dinci bir hükümet tarafından alt üst edilecek diye endişe duyduğunuz bir Türkiye mi?
Independent, birçokları için Ergenekon sanıklarının başarılı biçimde yargılanmasının askeri iktidarın demokratik devlet önünde boyun eğmesi olarak alkış bulacağını yazıyor. 1960'dan beridir Türk ordusunun dört hükümet devirdiğini hatırlatan Independent, savaş sonrası yılllar boyunca Türkiye'de generallerin yargıyı kontrol ederek toplumun her kesimine nüfuz ettiğini bildiriyor.
Ama gazete, karşı görüşte olanları da hatırlatıyor.
Aralarında Batı yanlısı liberallerin de bulunduğu başkaları için Türkiye'de ordunun, bütün hatalarına karşın, laik anayasanın bekçisi olduğunu da anımsatıyor gazete, ve bu kesimin Ergenekon davasını, Türkiye'yi sinsice İslamlaştırmaya çalışanların muhaliflerini tasfiye girişimi olarak gördüğünü vurguluyor.
Independent'ın başyazısında dile getirdiği umudu, AKP'nin dini emellerinin laik karşıtlarının sandığı gibi çıkmaması. ''Çünkü bir şey kesin'' diye devam ediyor başyazı: ''Türkiye ordunun siyasete müdahele etmesinden fazlasıyla çekti. Şayet gerçek anlamıyla modern bir devlet olacaksa, ikisi arasındaki ayrımı açık ve mutlak biçimde yapmalı.''
Dünya Bülteni