İslam, Hristiyan ve Yahudi topluluklarının bir arada yaşadığı, üç farklı dinin çağrılarının dostluk içinde yankılanması dolayısıyla ''dinler mozaiği'' olarak kabul gören Antakya'daki din adamları, İsviçre'de yapılan referandum sonucu minare yapımının yasaklanması kararına tepki gösterdiler.
Antakya Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı Başkanı Fadi Hurigil yaptığı açıklamada, İsviçre'de yapılan referandumda, yeni minare yapımının yasaklanmasına ilişkin karar çıkmasını eleştirdi.
Kişisel olarak bu gelişmenin dini konudan çok siyasi yönü olduğunu düşündüğünü belirten Hurigil, İsviçre hükümetinin ''hata yaptığını anlayıp kısa sürede yanlıştan döneceğini sandığını'' bildirdi.
Hurigil, ''Dünyanın neresinde olursa olsun herkesin kendi ibadetini özgür şekilde yaşayabilmesi'' gerektiğini vurgulayarak, ''Din ve ibadet, herhangi bir düşünceye alet edilmemeli. İsviçre gibi bir ülkede, bu tip özgürlüklerin kısıtlanmasına yönelik girişim, pek hoş değil'' dedi
İslam, Hristiyan ve Yahudilerin yüzyıllardır sorunsuz şekilde bir arada yaşadığı Antakya'nın, İsviçre'deki gelişmeye cevap niteliği taşıyan bir kent olduğunu anlatan Hurigil, ''Bu kentte yaşayan farklı dinlere mensup kişiler birbirine saygı duyup hoşgörüyle yaklaşıyor. Herkes karşısındaki insanı olduğu gibi kabulleniyor'' diye konuştu.
ANTAKYA MUSEVİ CEMAATİNİN GÖRÜŞÜ
Antakya Musevi Cemaati Vakfı Başkanı Şaul Cenudioğlu da Antakya'daki üç semavi din mensuplarının kardeşçe ve el ele yaşadığını söyledi.
Farklı dine mensup olmalarına karşın hiçbir baskı veya olumsuzluk içeren farklı olaya rastlamadıklarını belirten Cenudioğlu, şöyle konuştu:
''İsviçre'deki minare referandumu, çağ dışı ve tasvip edilemeyecek bir durum. Biz Museviler kendi ibadetimizi rahatlıkla, farklı bir kurumdan herhangi bir yasaklama ve baskı görmeksizin yaptığımızı ifade etmek isteriz. Din özgürlüğü var. Bu yönüyle baktığımızda İsviçre'deki gelişme kabul edilemeyecek bir durum. Dünyanın her yerinde din değerlerine saygı gösterilmeli, insanlar rahatlıkla, serbestçe ve uygarca ibadetlerini yapabilmeliler.''
HATAY MÜFTÜSÜ SİNANOĞLU
Hatay Müftüsü Mustafa Sinanoğlu da insan hakları açısından din özgürlüğünü bütün dünya hukuk sistemlerinin kabul ettiğini söyledi.
Çağdaş, demokratik yapıya sahip bir ülkede minare konusunda referandum yapılmasına anlam veremediklerini belirten Sinanoğlu, uygulamayı ''insanlık ayıbı'' olarak yorumladı.
Sinanoğlu, Antakya'da gerek kilise ve gerekse havraya camiler kadar değer verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
''Onların ibadetlerini yapmalarına ve çanlarının çalmasına saygıyla ve hoşgörüyle yaklaşıyor, burunlarının bile kanamaması ve ibadetlerini rahat bir şekilde yapmalarını temin etmek için elimizden gelen tüm gayret ve hassasiyeti gösteriyoruz. Durum böyleyken İsviçre'deki gelişme inanç özgürlüğünü zedeleyen bir hukuk ihlali, aynı zamanda insanlık ayıbıdır. Çünkü inanç özgürlüğü, temel insanlık haklarındandır. Bu nedenle üzüntü içindeyiz. İsviçre hükümetinin ve milletinin bu yanlıştan dönmesini beklemekteyiz.''
''ANTAKYA: EZAN-ÇAN-HAZZAN''
Bu arada, din adamları ve bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de TRT tarafından 7 yıl önce gerçekleştirilen 6 bölüm halindeki ''Antakya: Ezan-Çan-Hazzan'' belgeselinin kentteki gerçeğin bir kanıtı olduğunu ve İsviçre'deki gelişmeye karşı adeta cevap niteliği taşıdığını belirttiler.
Sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, yönetmen ve yapımcılığını Kerime Senyücel, metin yazarlığını Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ataman Demir'in üstlendiği, 2 yıllık çalışmanın ürünü olan belgeselde, Antakya'nın 23 asırlık bir geçmişe sahip, ''Musevi, Hristiyan, ve Müslüman toplumlara ait kültürlerin yoğrulduğu bir kent'' olarak tanıtıldığına dikkati çekiyorlar.
Belgeselde, Doğu Roma İmparatorluğu'nun üçüncü büyük kenti, Hristiyanlığın hac merkezi ve dünyanın ikinci büyük mozaik müzesine sahip olma özellikleri vurgulanıyor.
Toplumsal ve dinsel hoşgörünün merkezi olarak tanıtılan Antakya'nın Kurtuluş Caddesi'nde bulunan ve birbirlerine yakınlığı ile dikkati çeken Habib-i Neccar Cami, eski Antakya evinden restore edilerek yapılan Katolik Kilisesi ve Yahudi Sinagogu belgeselin çıkış noktası olarak gösteriliyor. Antakya'nın tarihi ve toplumsal yapısı, insan ögesini de içine alarak, 3 semavi din mensuplarının bir arada yaşadığı anlatılıyor.
Haber 7