Dini Gazap! Selefilikten neohariciliğe-2

Hüseyin ÇEŞİTCİOĞLU

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

4. Büyük Kaos/ Ahirzaman Selefi Hariciliği

(Rusya'nın Afganistan'ı İşgali 24 aralık1979)

1979 karakış ayında; Rusya/ Sovyetler Birliği Afganistan'ı korkunç şekilde istila ve işgal etti.

Bu işgal 11 yıl sürdü ve 1989'da komünizmin çökmesiyle Afganistan'dan çıkmak zorunda kaldılar.

Ardında tüm emperyalistler gibi; korkunç bir fitne-fesat ortamı bırakıp gitti.

Hikmetyar, Rabbani, Mesut, Sayyaf gibi Afganistan'ı işgalden kurtaran mücahid kahramanlar anlaşmazlıklarını savaşa taşıdılar. (1992)

Rus/Sovyetler Birliği’nin 11yıl süren işgalinin ardından 1989’da ülkeyi terk etmek zorunda kalması ve bıraktığı fitne sebebiyle,  Afganistan'da mücahit gruplar arasında bir iç savaş başladı.

Bu çarpışmalar iyice bıkkınlık verince, Sünni Hanefi Taliban meydana çıktı ve "İslami bir devlet" kurmak için sahaya indi.

Taliban denen bu gençler; Afganistan ve Pakistan medreselerinde; işgal ve içsavaş ortamında eğitim gören öğrencilerdi.

Molla Ömer; Eylül 1994'de Kandahar'da, 50 medrese öğrencisiyle Taliban örgütünü kurduğunu ilan etti.

Başlangıçtan itibaren Pakistan, Taliban'ı desteklediğini beyan etti.

27 Eylül 1996'da Kabil’e giren Taliban geçici hükümete son vererek “Afganistan İslam Emirliği” adıyla kendi devletini kurduğunu ilan etti.

1998'de Pençir bölgesi hariç tüm ülkeyi ele geçirdi.

***

El-Kaide 1989 yılında Afganistan'da savaşan Arap gönüllüleri bir araya getirmek için kuruldu.

1979'da Ruslar Afganistan'ı işgal ettiğinde; Abdullah Azzam ve Üsame b.Ladin bu mücahedede yer almışlardı.

1989 Mayıs'ında Ruslar çekilmek zorunda kalınca; 20 Ağustos'ta El Kaide Afganistan'da  resmen kuruldu.

El Kaide lideri Usame bin Ladin, Mayıs 2011'de Pakistan'ın başkenti İslamabad yakınlarında saklandığı yerde düzenlenen operasyonla öldürüldü.

ElKaide'nin yönetim tarzı ve müslüman halka davranışı, Selefi, Harici tarzda ve kendinden sonra kurulan Deaş'a çok benzer şekilde, vahşi, katı, zahirperest ve şiddete dayalıydı.

El Kaide veya Kaide adına; 11 Eylül 2001’de New York’ta Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kulelerine düzenlenen saldırılardan sonra ABD, 7 Ekim 2001’de “Sürekli Özgürlük Operasyonu” adıyla Afganistan'a girdi.

Bu sefer de Afganistan'ı Amerika istila ve işgal etti.

El Kaide Görevi Deaş'a Devrediyor!

Deaş/Işid 2004’te Irak’ta El Kaide’nin bir kolu olarak Ürdünlü Ebu Musab El Zerkavi tarafından kuruldu.

Örgüt lideri Bağdadi, 2014’te Suriye ve Irak’ta daha fazla nüfuz elde etmeye başlayarak, El Kaide’den ayrıldı ve halife olarak Musul' da; Deaş/ Irak Şam İslam Devleti'ni kurduğunu açıkladı.

Deaş'ın sosyolojik temelinin Ebu Gureyp hapishanesinde Amerika ve İsrail ajanlarınca atıldığı genel kabul gören bir görüş.

Deaş lideri Bağdadi; 2003'te Amerika'nın Irak işgalinde Samarra'da cami hocasıyken; ElBukka esir kampında 4 yıl içinde devşirilip yetiştirildi denmektedir.

26 Ekim 2019 pazar gece yarısı Türkiye sınırına yaklaşık 5 km uzaklıkta İdlib'in Berişa köyünde ABD güçlerince öldürüldüğü Trump tarafından dünyaya duyruldu.

Deaş, uluslarası istihbaratlarca yönetilen; başta Türkiye olmak üzere tüm müslüman ülkelerde sayısız katliamlara imza atmış, hiçbir gayrı müslim ülkede ve İsrail'de tek bir eylemi olmamıştır.

Amerika Suriye'den kısmen çekilirken, Deaş militanlarını kamyonlarla çölün derinliklerine taşıdığı BBC kameralarınca görüntülenmiştir.

Deaş uluslararası egemen güçlerin tahrip aygıtı olarak daima hazır kıta görevler üstlenmiştir.

NeoHarici Terör Örgütü Deaş/Işid'in İtikat Yapısı

Üstad Bediüzzaman Said Nursi, 1908de ilan edilen Kanun-u Esasi’yi savunurken şöyle der;

"Maatteessüf, su-i tesadüfle hükümete itiraz edenlerden ehl-i ifrat ve ehl-i tefrite rast geldim. Ehl-i ifratın bir kısmı, Arap’tan sonra İslamiyetin kıvamı olan Etrak’ı/Türkleri tadlil ediyorlardı. Hatta bir kısmı o derece tecavüz etti ki, ehl-i kanunu tekfir ederdi. Otuz sene evvel olan Kanun-u Esasiyi ve Hürriyetin ilanını tekfire delil gösterdi. ‘Her kim Allahın indirdiğiyle hükmetmezse" ayetini, ila ahir hüccet ederdi."

(“Her kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse (yani tasdik etmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendisidir.)” Mâide Sûresi, 44, ilâ âhir hüccet ederdi. Biçare bilmezdi ki; وَمَنْ لَمْ يَحْكُم;ْ (Her kim hükmetmezse) bilmânâ مَنْ لَمْ يُصَدِّقْ dır. (Her kim tasdik etmezse.)” Biçare bilmezdi ki: ve men lem yahkum (Her kim hükmetmezse) bilmana ve menlem yusaddık’tır (tasdik etmezse, kabul etmezse). (Münazarat)

İşte Maide Suresi 44, 45 ve 47.ayetlerde geçen Allah' ın indirdiğiyle hükmetmekten kastın inkar etmek, tasdik etmemek olduğu ehli sünnetçe kabul görmüştür.

İlk müfessir Abdullah b Abbas' tan, İmam Maturidiye, İmam Said Nursi'ye kadar hep bu anlamda anlaşılmıştır.

Hayrettin Karaman ise; tasdik etmeyip reddedenlerin kafir olmayacağını açıklayıp; uygulamayan müslümanların ise; fasık ve zalim olacağını beyan etmiştir.

Karaman'ın bu görüşü tartışılabilir zira bu ayetleri uygulamayı en azından hedef yapan bir siyasi iktidarı; bu gerekçelerle desteklemekte ve bugün bu amaca ne kadar uzak olduğumuz apaçık ortada.

Üstad Bediüzzaman Nursi ise; özetle  “adalet, meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvet” olarak tanımladığı “cumhuriyet ve demokrat manasındaki meşrutiyet”in içini dolduracak hakikatleri “sarahaten, zımnen ve iznen” dört mezhepten çıkarmanın mümkün olduğunu söyler. (Münazarat, s. 124)

Bunun açık anlamı şu ki; hakiki meşruti bir yönetim; Kur'an, Sünnet, İcma ve Kıyas temelinde üretilip uygulanabilir.

Yeter ki buna hazır bir toplum ve uygulamaya kararlı mümin bilgili yöneticiler bulunsun.

Ahkam Ayetlerinin Durumu

Ahkam; karar, yargı, anlayış gibi manalara gelir.

İmam Gazali ve Fahreddin Razi'ye göre; ahkam ayetleri 500 olarak ifade edilir.

Bu açıdan ahkam ayetleri ikiye ayrılabilir.

1-Sarih ahkam bulunan ayetler; (Maide, Bakara, Nisa, Enam sureleri gibi)

2-Doğrudan değil istinbat ve istihrac yoluyla hüküm çıkarılan ayetler. Bu ayetler; iman, ibadet, ahiret, risalet, muamelat, adalet vb. hakkında olabilir.

Sözler'e göre ise; kainatta hükmeden sünnetullah/ kevni ayetler de bu kapsamda ele alınır.

Ahkam ayetleri çok çeşitli ve farklı alanlarda olmasına rağmen; Deaş/Haricileri doktrin yapıp ezberledikleri ceza hukuku ayetlerini, rejim anayasası gibi sunmakta ve dayatmaktadırlar.

Bu haliyle Kur'an, dünyevi amaçlı dehşetli bir iktidar anlayışının tüzüğü gibi algılanıp ve uygulanmıştır.

Bu arada Hz Yusuf'un Firavun'a başvezir olması, Hz. Peygamberin (asm) Taif dönüşü müşrik himayesinde Mekke'ye dönmesi, müşrik akrabalarının desteğini kabul etmesi, Rum suresinin ilk ayetleri, ilk müslümanların Necaşi'ye sığınması gibi Kur'ani ve sünnet gerçekleri neohariciler tarafından cerbezeli ve zahirperest şekilde saptırılmaktadır.

* 7. yüzyıldaki Sıffin Savaşı'ndan beri katılaştırıp, en etkili ve acımasız ceza yasası yaptıkları ise tahkim meselesidir.

* "Allah'ın hükümleri karşısında hakeme başvurmak kesinlikle küfür ve şirktir, en büyük küfür ve müşrik ise demokrasi ve savunanlardır, Allah'ın laneti bunların üzerinedir" derler.

* "Allah'a hakaret eden değil ama peygambere hakaret eden pişman da olsa öldürülür" derler.

* Allah'a hakareti hafife almak ve pişman olanı kabul etmemek açık çelişkili durmaktadır.

* Halbuki sloganları "tevhid ehliyiz, muvahhidiz" deyip sadece lailaheillallah derler Muhammed Resulullahı şirk diye ayırırlar!

* Kur'an'da Allah ve melekler Resule salat selam eder ayetleri apaçıktır.

Vasat Kitabevi çevresinden Ebu Haris, vidyolarında bu görüşlerini sıkça tekrarlamaktadır.

* Özellikle Hz. Ali'yi anlatırken yoğun Şii karşıtlığından etkilenmiş olarak; Muaviye ile aynı benzer hataları yapmış gösterir.

* Mesela; Hz. Osman'ın katilleri konusunda Hz Ali'yi işi savsaklamakla suçlar, bir çok günahın Hz. Ali (ra) adına işlendiğini anlatır. Hz. Osman'ın katli de Ali adına işlenmiş" der.

* Üstad' ın bahsettiği, Haricilerin düşmanlık sebebi olan; Harura/ Nahrevan'da Hz. Ali'nin onları öldürmesini yeniden hatırlamak gerek. O hariciler de şimdikiler gibi ağırlıklı Teym kabilesinden b. Abduvahap gibi Necit'liydiler. Bu öldürülmeleri unutamamışlardır.

* Bu açıdan Üstad yukarda; Şiilerin Hz. Ömer'e düşmanca bakışlarının benzerini tersinden, Hz. Ali'ye karşı Hariciler'de vardır demiştir.

* Haricilerin bir adı da tekfircilerdir.

* Slogan gibi belirledikleri hüküm ayetlerini; "müslümanlar tasdik edip kabul etseler de; belli günahları işler ve uygulatmak için silahlı cihat etmezse kafir, müşrik ve Allah'ın laneti onların üzerinedir" derler.

* Bu bakımdan tarihten beri daima ve her durumda; müslüman hata ve günahlarına odaklıdırlar.

* Geçmişte yaptıkları gibi; gayrimüslimlere nazik, anlayışlı, müslümanlara haşin ve acımasızdırlar.

* Kitaplarda yazdığı gibi, Hıristiyanın terazi hakkı için çırpınan harici, rastgeldiği mümine; Sıffin'de hakemi kabul edip etmediğini sorar, evet deyince hamile karısı ve kendini kılıçla öldürür.

* Vasat Kitabevi'nden Ebu Haris bugün açıkça, "bizim Yahudi ve Hıristiyan'la işimiz yoktur. Onlar açıkça dinlerini belirtirler; bizi ilgilendirmez leküm diniküm veliyyedin" demektedir.

* İşte bu mantıkla giden Deaş/Işid'in saldırgan ve istilacı tek gayrımüslim öldürdüğü görülmemiştir.

* İsrail'e karşı tek eylemleri yoktur ve yaralılarını İsrail'in tedavi edip her türlü takviye ve desteği verdikleri yazılıp çizilmiştir.

* İşte bunun için başta Avrupa ve Rusya istihbaratları neo harici, tekfirci gençleri çöllerde savaştırıp onlardan kurtulmuşlardır.

* 5 Temmuz 2009'da Doğu Türkistan/ Uygur başşehri Urumçi'de patlak veren olaylarda binlerce Uygur Türk öldürüldü. Artan ve biriken zulmü bastırmak için Çin; özellikle Doğu Türkistanlı gençlerin mücahid gibi eğitilmesini sağladı. Sonra bunları Deaş/Işid saflarına Afganistan/ Irak/ Suriye'ye yönlendirip kırdırdı ve cihatçı/ Deaşçı olarak fotoğraflarla dünyaya tanıttı. Ardından buna dayanarak, eğitim kampları adıyla mankurtlaştırma/ eritme kampları kurdu ve Uygurların haremi ismetlerine/ hanelerine tasallut etti. Bugün dünyanın gözü önünde bu işkenceli zulmü zirveye taşıdı. Türkiye'nin içinde olmadığı 39 ülke Çin'i kınadı ve Kanada soykırım olarak kabul etti.

* Youtube'deki çeşitli vidyolarda tüm düşünce ve itikatları açıkça anlatılmakta; Suud'a çatar görünmekle beraber bu çatmanın inançtan değil, yöntem farkından ve icraatları sebebiyle olduğu açıkça görülür.

* Tarikat ehlinin rütbe belirten kıyafetlerine şiddetle karşı çıkarken kendileri baştan ayağa zümrüt siyah bir görünümdedirler.

* Allah 114 Suresinin başında; kendinin baş isimlerini Rahman ve Rahim diye vurgularken, günümüz tekfirci neoharicileri; Allah'ı daima azze ve celle şeklinde vurgular; Aziz ve Celalli Allah!

*Bu harici kafa müslümana öfke, kin ve gazap kafasıdır. Kendi isyancı, yıkıcı kişiliğini; ahkam ayetleri üzerinden gösterir.

* Aslında bunların dini müslümana öfke, kin ve intikamdan ibarettir.

* Üstad Bediüzzaman, müslümanlar içinde azlık olduklarından Vehhabileri; ehli sünnete dönerler deyip ümit kapısını açık tuttu. Fakat Üstad El Kaide ve Deaş'ın bugünkü yaptıklarını görmedi ve kapısını Suud Vehhabileri için Hicaz hatırına aralık tuttu.

* Ama günümüzde El Kaide, Deaş icraatları, geçmişte Haricilerin yaptığı vahşete rahmet okutmakta ve dünyanın gözü önünde cereyan etmektedir.

*Özellikle müslümanların; adaletsiz, ezik yönetimleri ve bazı tarikat şeyhlerinin utanç veren ahlaklızlıkları, neoharicilerin elini kuvvetlendirip haklılık imajı vermektedir.

* Üstelik dindarların bencilliği, hukukulah anlamına gelen kul ve toplum haklarını hiçe saymaları, neoharicileri müslüman toplumda ümit ve kurtuluş çaresine dönüştürmüştür!

*  Türkiye gibi bir ülkede; tarihi, kültürel, itkat ve ibadet bakımından neohariciliğe yer olmaması gerekirken ciddi bir güç ve umut oluşturmuşlardır.

* Özellikle tarihi rakipleri tarikat ve tasavvuf akımı bazı şeyhlerin, akıl almaz zincirleme fasık ve facirlikleri her vicdanı kanatırken bunlara bulunmaz fırsatlar sunmaktadır.

* Kimse ayranım ekşidir demediği için aykırılık derinleşip çatışma boyutuna ulaşmıştır.

* Deaş'lı gençler en azından göründüğü kadar; sahte rezil şeyhlerden daha temiz daha samimidirler.

*Ayrıca net, kararlı, özgüvenli ve açık görünmekteler.

* Tebliğlerini darülharp ülkelerinde; (Türkiye gibi) sulh fıkhına göre yapmaktadırlar.

* Ama eğitimini tamamlayanlar anlaşıldığı kadar; cihad fıkhına göre cepheye gizlice aktarılır.

* Yoksa bu kadar sözde cihatçı genç, şehirlerden çöllere nasıl götürülüp savaşarak ölebilir.

* 2014/15'te ülkemizden de; gizlice Deaş elemanları cephelere sevkedildiyse de sonradan engellendi.

* Burda apaçık bir takiyye ve gizleme vardır.

* Her ilde farklı ve özerk bir neoharici bir yapılanma olduğunu kendileri söylüyor.

* 81 ilde ve hayatları mescid merkezli örgütlenmiş ve aralarında özel hukuk uyguladıkları açıkça söylenir.

* Mescid cemaatin namaz kıldığı ama aynı zamanda; bir karargah, bir hisar gibidir.

* Adamın "müslümanım, müminim" demesi asla yeterli değildir, bunu iman, amel, söz, kıyafet ve görüntü olarak ispat etmeleri şarttır.

* Amel imandan bir cüz, bir parçaymış gibi inanır, kişinin kalbine girmiş gibi muamele ederler.

* Ehli sünnet ve dayandığı selefi salihin ise; iman itirafını yeterli bulur, ameli imandan bir parça ve olmazsa olmaz saymaz.

* Ehli sünnet ve selefi salihin; "büyük günah işliyen kafir olmaz fasık, facir, fasit olur. Kelime-i tevhidi iman ederek söyleyen en sondan da olsa cennete girer" der.

* Neoharicilere göre; büyük günah işliyen, belirledikleri ahkam ayetlerine uymayan müşrik, kafir ve mürtettir.

* Bu inanç, düşünce ve icraatlarıyla; illet hakikatını kavrayamayıp, sadece zahirperest bir hikmete yoğunlaştıkları apaçıktır.

*Geleneksel çöl mantığı, zahirilik ve müptedilik, illeti anlamalarına engel oluşturur. Ayrıca onlara göre; böyle ince ve derin konulara kafa yormak lüzumsuz ve zararlı bir meşguliyettir.

* Kısaca; Rahman, Rahim, Gaffar, Gafur, Settar Allah; kendini tanımak ve tövbe şartıyla kulunu cennete sokmak ister.

Bu gerçek illet olarak değerlendirilebilir.

Çünkü ayette "rahmetim gazabımı" geçti buyurur. Ne kadar? Sıfat ve esması sonsuz olduğundan sonsuz kere rahmeti gazabını geçer.

İllet bakımından düşünürsek; Afüv, Gaffar, Gafur, Settar yaratacı, Kelime-i Tevhidi söylesin ve herkes cennete, en sondan da olsa girsin ister.

Pekçok ayet ve hadisin sarih ve zimni manasından ehli sünnet alimleri bu sonuca varmıştır. Mesela; Ebuzer'in Hz. Peygamberle (asm) Kelime-i Tevhid diyaloğu pek meşhurdur.

* Bu zahiri gardiyanlar acımazsızlıklarını Allah'ın önüne geçirip, adeta bilet vermediklerini cennete katmak istemezler.

* Adıyaman'da olduğu gibi çayocağı görünümlü mescitlerde intihar bombacılarını da barındırırlar.

* Gününümüzde tekfirciler devlet kuramaz ama kısa süreliğine; istilacı, kafir kurgusuyla dehşet-vahşet yapısı oluşturabilirler.

* İşleri bitince de izzetsiz şekilde çölden çöle Amerikan kamyonlarıyla taşınırlar. Irak ve Suriye'de dünyanın gördüğü gibi...

Haseke/19 Ekim 2020

"AA muhabirinin yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre, terör örgütü Pkk/Pyd bölgede yaşayan Arap aşiretlerin kefil olmaları karşılığında, Hol Kampı'ndan sayısı 290'a ulaşan 70 aileyi daha çıkardı. Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilerde, serbest kalanlar arasında çok sayıda DEAŞ üyesi ve ailelerinin bulunduğu belirtiliyor. Pyd/Pkk, geçen hafta da terör örgütü DEAŞ işbirlikçisi olduğu tespit edilen 631 kişiyi tutuklu bulundukları yerlerden tahliye ettiğini duyurmuştu. Tahliye süreçlerine devam eden pkk/pyd örgütü, daha önce de benzer süreçleri takip ederek aralarında DEAŞ'lıların bulunduğu yüzlerce kişiyi serbest bırakmıştı."

*Neoharici ve pkk/pyd; gayrımüslim zalimlere karşı köle, izzetsiz ve eziktir.

* Ama savaştıkları; hatalı, günahkar müslümanlara karşı aslan kesilmekte ve acımasızdırlar.

*Bu tekfirci ve ırkçı teröristler; aşırı duyarlı, sorumlu gibi görünür ama mantıksız, muhakemesiz  ve canlı robot gibi hareket ederler.

* Kul hakkını tahkim ve hüküm ayetleri takıntısıyla hiçe sayar, kamu hukukunu Allah adına zirüzeber ederler. Bu açıdan ikisi de tutunamayanlar sülalesidirler.

* Geçen aralarında sohbet ederken; biri girip çıkmadığı tarikat, cemaat, dini yapı kalmadığını, hepsinde bir kusur ve eksik bulduğunu anlatıyordu.

* Ahir zaman hadisinde belirtildiği gibi; inancı gırtlağını geçmeyen, zahirperest taklitçi pür enaniyetli, kendini beğenen ezik, otoritiye adeta tapan, mealperest, dünyada doğru İslam'ı yalnız ve yalnız biz bilir biz yaşarız saplantısı içindeler..

* Algı ve idrak bakımından eski Necid haricilerinden şekil hariç, esasta hiçbir farkları yok.

* Tipik bedevi kafası gibi; açık söz, dobra bir görüntü, basit, çocukça bir düşünce, analiz, terkip kabiliyeti yok sayılacak, tüzükçü, doktrinci insanlardır...

Sonuç Adına

1- Bugün dünya ve müsümanlar tarihin en ağır; itkadi, ameli sorununu yaşıyor.

2- Yönetim ve düzen açısından en adaletsiz, eşitliksiz, savaş, terör, iklim, açlık sorunlarıyla içiçe bir dünyada yaşıyoruz.

3- Hiçbir sorun sonsuza kadar çözümsüz kalamaz. Hele bugünkü dünyada herkes herşeyi; özellikle küresel mesele ve kötülükleri yaşayıp gözüyle görmektedir.

4- İslam dünyasında alim, akıl adamlar, yönetici ve sorumlular, mümin, mücahid, müttaki müslümanlar silkinip kendine gelmezse; kargaşanın altında kalıp rezil ve perişan olabilirler.

5- Her derdin devası, her müşkilin çaresi vardır. Allah'tan ümidini ancak kafirler keser.

Ancak dünya bir imtihan salonu olduğu kadar, Yaratıcı Hay ve Kayyumun eseri ve emanetidir.

Bu emanete ihanetin de çapıyla orantılı bir bedeli ve cezası olmakta ve olacaktır.

Tevbe ve zararın neresinden dönülürse kardır ve doğrudur.

Aksi halde hayal edilmez belaya uğrayan çağdaş müslüman ilerde bu cezalandırıcısına; kendi içinden çıkacak; "Yecüc, Mecüc, anarşist" adını verebilir.

Ahir zamana ait sahih hadis ve işaretler, bu tehlikenin altını çizip gözlere sokmaktadır.

Neuzübillh Allah korusun.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.