Ahmet Zeki Gayberi’nin haberi:
Güngören, Diyarbakır, Altınova olayları, Dağlıca ve Aktütün Karakolu saldırıları, terörün yeni hedefinin kamuoyu psikolojisini bozarak, sokakları terörize etmek olduğunu gösterdi. Kanaat önderleri, uzmanlar ve sivil kuruluşlar dini, hayatın dışına çıkarmak için uğraşmak yerine, yüzde 99’u Müslüman bir ülkede çıkarılmak istenen ırkçı ayrımcılığa karşı etle tırnak gibi olan Müslüman Türk ve Kürt halklarının kardeşliğini öne çıkaran adımlar atılmasını istiyor.
AÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu: Din adamları bölgede cirit atmalı!
Toplumumuzun çimentosu İslam’dır ve bundan da asla vazgeçilemez. Ancak İslam dünyasını parçalamak için ırkçılık ve mezhebi ayrılıklar körükleniyor. Irkçılığın ve mezhepçiliğin kökünün kazınması lazım. Terörün ayrılıkları körüklemek gayesi taşıdığını biliyoruz. Solculara, emperyalizm ve Kapitalizm karşıtlarına, insancıl olarak yaklaşılmalı. İnanmayan insanlarla, zulme karşı, adalet için bir araya gelmemiz akidede de bir araya geldiğimiz anlamına gelmez! Bölgenin birliğinin ve kardeşliğinin unutulmaması, vurgulanması gerekir. PKK kesinlikle kullanılan bir örgüt. ABD olmadan bunu yapması mümkün değil. Osmanlı döneminde farklı dinlere sahip insanlar en yüksek devlet mevkilerine gelebilirdi. Bugün de İslam Coğrafyasında, ufak tefek sürtüşmeler olsa da Müslüman olmayan unsurlar da özgürce yaşayabiliyor. Ancak Endülüs’te (İspanya) bugün bir tek Müslüman bulamazsınız. Bugün ABD ve AB bir ümmettir. Bizim ümmetimiz hazır ama kuramıyoruz bir türlü. Devlet de iki yüzlülükten vazgeçmeli. İşine geldiğinde dini kullanıyor. İşine gelmediğinde de dini almıyor. Sosyologların ve din adamlarının Güneydoğu’da adeta cirit atması lazım.
İlahiyatçı Doç. Dr. Nedim Urhan: İslam’a sarıldıkça bölünmeyiz!
Toplumumuzun altyapısını İslam oluşturuyor. Bugün yaşanan sorunların temelinde, inananların Kuran, Sünnet ve İcma’nın dışına çıkması var. Küçüğe sevgi, büyüğe saygı gibi en temel sosyal değerler bile aşınıyor. Dolayısıyla birlikte yaşamak daha da güçleşiyor. Herkes kendini düşünüyor. Oysa ki Müslüman, bencillik yapmaz kardeşini de düşünür. İslam’ı iyi bir şekilde yaşamadıkça bütün insanlar huzursuzdur, mutsuzdur, umutsuzdur… Gelinen noktada İslam’ın yaşanması için her türlü ortamın sağlanmadığı, dinin hayatın dışına çıkartılmak istendiğini gözlemliyoruz. Halbuki dini alanlarda özgürlükler sağlandıkça, İslam’ın yapıştırıcılığı, barışı ve birlikte yaşamı tesis ettiği görülecektir.
İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman: En önemli bağ Müslümanlıktır
İslam’a soğuk bakanlar, dinin ayırıcı bir şey olduğunu, onun yerine vatandaşlık bağının daha güçlü bir bağ olduğunu iddia ettiler. İnsan hakları, kağıt üzerinde o hakları tanıdığın zaman oluyor, yoksa olmuyor. Vatandaşlık haklarını koyarken, bazı şeylerin altına şerh koyarsan o zaman olmaz. Halkın büyük kısmı Müslüman’dır. En önemli bağ Müslümanlık bağıdır. Azınlıkları ve İslam’a inanmayanları da bağlayacak olan şey budur. En merhametli din İslam’dır. İslam’ın şemsiyesi altına giren herkes, Türkiye’de azınlık dahi olsa rahatça yaşayabilir. İslam devre dışı bırakıldığında bu ülkede bölücülük başlar, azınlıklar kaçmaya çalışır. Dinin bu kapsayıcılığını görmek gerekir.
Milli Gazete