Vakit Gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak'ın Kadıköy Acıbadem'deki evi, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya hakkında 25 Haziran 2000 tarihinde yazdığı "Hakkımı helal etmiyorum" başlıklı yazısı nedeniyle çarptırıldığı 167 bin TL'lik tazminat nedeniyle icra yoluyla satıldı.
Dilipak'ın, Kadıköy 4. İcra Müdürlüğü'nde satışa çıkarılan ve 230 bin TL değer biçilen evini, 180 bin TL'ye Muhammed Resuloğlu satın aldı.
Satış işleminin ardından, adliye çıkışında açıklama yapan Dilipak, şöyle konuştu: "Dava 28 Şubat sürecinde, Erkaya hakkında, bugün Ergenekon davası iddianamesine yansıyan gerekçelerle ilgili olarak 'Hakkımı Helal etmiyorum', 'toprağı bol olsun' dediğim için açılmıştır..
Esasen aynı gerekçe ile, hakkımda, aynı taraflarca İstanbulda ceza davası için suç duyurusunda bulunulmuş, Ankara'da ise tazminat davası açılmıştır. İstanbuldaki davanın davetiyesi tarafıma ulaştı ve davaya girdim ve adresim mahkeme dosyasında mevcutken, Ankarada adresim bulunamadığı gerekçesi ile ilanan tebliğat yoluna gidilmiş ve karar da ilanen tebliğ edilmiştir. Temyiz süresi geçtikten sonra bana ulaşıyorlar. Kanuna karşı hile yoluyla evim gasp edildi. Evim 88 metre kare gösterilmiş. Evim müştemilatı ile 134 metrekare."
Bu davanın 2000 yılında açılan bir dava olduğunu belirten Dilipak, davanın 2004 yılında sonuçlandığını, 2005 yılında AİHM'e gittiğini söyledi.
Dilipak, evin icra yoluyla satışına 7 gün içinde itiraz hakları olduğunu ve en kısa zamanda itiraz edeceğini belirterek, hukuk mücadelesine devam edeceğini ve sessiz kalmayacağını bildirdi.
Dilipak, Erkayaya da, ailesine de, bu davanın avukatlarına da, kararı veren hakime de hakkımı helal etmiyorum" diyerek şunları söyledi:
"Yıllarca askeri mahkemede yargılandım.. Hem müşteki , hem de beni yargılayan mahkemeye üye atama yetkisine sahip, kararı beğenmezse komutan emri ile temyiz yetkisine sahip, sivil bir kişi, darbe girişimlerini eleştirdiği için sanık sandalyesine oturtuluyor.. 28 Şubatta, başkasının yazdığı yazıdan ben mahkum oldum. Yazıyı yazarlar hakkındaki dava reddedildi. Yazıya konu sözü söyleyen için de aynı karar verildi.. Bu tuzun koktuğunun işaretidir.
Bu dava yargının nasıl politize olduğunun, hukukun nasıl ihlal edildiğinin açık bir göstergesidir. Bugünkü Yargıtay Başsavcılığı, hukuksuzluğu tesbit etmesine rağmen Yargıtay kararı ikinci kez onayladı. Bu durum Türk Hukuku için yüz karasıdır.. Bir insana yapılan bir haksızlık, bütün bir topluma yöneltilmiş bir tehdittir.. Bu dava incelendiğinde görülecektir ki, 28 Şubat döneminde, darbeci paşaların yönlendirilmesi ile, brifinglerle sulandırılmış bir takım yargı mensuplarının, 'Kızım sana söylüyorum gelinim sen dinle' kabilinden, hukuk tanımaz bir şekilde, belli çevrelerin sindirilmesi için yargıyı istismarından başka bir şey değildir.. Düşünebiliyor musunuz, beni bulamamışlar ve ilanen tebliğ yoluyla davetiye çıkartıp gıyabımda yargılamışlar ve kararı da ilanen tebliğ etmişler. İşe bakın ki, aynı şekilde açılan ceza mahkemesi davetiyesi bana ulaşmış, yargılama sürüyor ve oraya katılıyorum ve o dosyada açık adresim var. Basın kartımda da bu adresim mevcut. Öyle anlaşılıyor ki, minareyi çalan kılıfını hazırlamış.. Karar kesinleşince hemen evimin adresini bulup hacze geliyorlar."
ÜÇ DAVA DA AİHM'DE KARAR AŞAMASINDA
Hakkında paşaların açtığı üç davada da, AİHM'in hükümetten savunma istediğini belirten Dilipak, AİHM nin önümüzdeki günlerde bu konuda karar vereceğini söyledi.
Dünya Bülteni