Dileseydik, her şehre bir korkutucu gönderirdik

Günün Ayet-i Kerime meali...

Bismillahirrahmanirrahim

Cenab-ı Hak (c.c), Furkan Suresi 50-52. ayetlerinde mealen şöyle buyuruyor:

50-Celâlim hakkı için, ibret alsınlar diye bunu aralarında çeşitli şekillerde açıkladık;(*) fakat insanların çoğu nankörlükten başka bir şeye yanaşmamaktadır.

51-Hâlbuki dileseydik, elbette her şehre (âkıbetlerinden haber veren) bir korkutucu (peygamber) gönderirdik.

52-Öyle ise kâfirlere uyma ve bununla (bu Kur’ân’la) onlara karşı büyük bir cihâd ile mücâhede et!

(*)“Kâinatta tasarruf eden haşmet-i rubûbiyet (Allah’ın haşmetli terbiye ediciliği), o koca güneşi şu zemin yüzündeki (dünyadaki) zîhayatlara (canlılara) bir hizmetkâr, bir lâmba, bir ocak; ve koca küre-i zemîni (yer küreyi) onlara bir beşik, bir menzil bir ticâretgâh; ve ateşi, heryerde hâzır bir aşçı ve dost; ve bulutu, süzgeç ve murdia (süt annesi); ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayâta enfas (nefes) ve nüfûsa (nefislere) yelpaze; ve suyu, yeniden hayâta girenlere süt emziren dâye (dadı) ve hayvanâta âb-ı hayat (hayat suyu) veren bir şerbetçi hükmüne getiren rubûbiyet-i İlâhiye, gāyet vâzıh (açık) bir sûrette vahdâniyet-i İlâhiyeyi (Allah’ın birliğini) gösterir. Evet Hâlık-ı Vâhid’den (bir olan yaratıcıdan) başka kim güneşi arzlılara müsahhar (emir altında) bir hizmetkâr eder? Ve O Vâhid-i Ehad’den (sıfatlarında ve zâtında bir olan Allah’dan) başka kim havayı elinde tutar, pek çok vazîfelerle tavzîf edip (vazîfelendirip), rûy-i zemînde (yeryüzünde) çevik-çalak (gāyet çevik) bir hizmetkâr eder? Ve O Vâhid-i Ehad’den başka kimin haddine düşmüştür ki, ateşi aşçı yapsın ve kibrit başı kadar bir zerrecik ateşe, binler batman (tonlarca ağırlıkta) eşyâyı yuttursun ve hâkezâ (bunun gibi). Herbir şey, herbir unsur, herbir ecrâm-ı ulviye (gök cisimleri), o haşmet-i rubûbiyet noktasında Vâhid-i zü’l-Celâl’i (Celâl sâhibi ve bir olan Allah’ı) gösterir.”

(Mektûbât, 20. Mektûb, 65)

 

İslam Haberleri