Hasan Hüseyin Kemal'in röportajı:
Şehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Fahrettin Altun, “Bugün konuşmamız gereken en büyük sorun 28 Şubat’ın mağduru olan başörtülü kadınların, hâlâ itibarlarının iade edilmemiş oluşudur. Zulüm gören başörtülü kadınlardan devlet adına özür dilenmemiştir. Hatta özür yetmez, tazminat ödenmesi gerekir" dedi.
Başörtülü kadınların erkekleri cinsiyetinden dolayı ötekileştirmesinde feminizmin etkisi var mıdır?
“Başörtülü kadınlar” diye bir toplumsal özne var mı, bundan emin değilim. Fakat başörtülü olan bazı kadınların, Türkiye’de, 28 Şubat süreci ve sonrasında toplumsal meselelere bakarlarken, feminizmin popüler formlarını ve eleştiri yöntemini kullandıklarını söyleyebiliriz. Bu durum, kadın-erkek dikotimisi etrafında toplumsal hayata bakmayı ve ezeli bir ezen-ezilen mücadelesinin bir kere daha tecessüm etmekte olduğu yönünde bir kanaati beraberinde getirdi. Yine de, bu süreçte Türkiye’deki İslâmcı ve muhafazakâr erkeklerin cinsiyet taassubunu da yabana atmamak gerekir. Feminist eleştirinin İslâmcı kadınlar arasında kendisine yer bulabilmesini, zehirli bir ideolojinin saf dimağları köreltmesi olarak görmek kadar büyük bir saflık olamaz.
Sistemin erkekten çok kadını mağdur ettiği yönündeki algı ya da gerçeğin bunda etkisi var mıdır? Lâkin Başbakan her yere rahat girebilirken, Emine Hanım resepsiyonlara yeni katılmaya başladı veya 28 Şubat’ta erkekler okullarına devam ederken, kadınlar kapıda kaldı gibi argümanları da değerlendirir misiniz? Erkeklerin burada oynaması gereken rol nedir?
Sistem dediğiniz şey, eğer bahsettiğimiz zulüm politikalarına zemin hazırlayan yapı ise, evet bu yapı 28 Şubat döneminde kadınları erkeklerden çok daha fazla mağdur etti. Ama bazı kadınları... 28 Şubat bazı kadınlar içinse büyük bir nimet oldu. Çağdaşlığını kıyafetiyle ispat edebilen bazı kadınlar, hem kendisini gizleme ihtimali olan mürteci erkeklere, hem de türbanlı kadınlara kıyasla tercih edildi. Buradaki türbanlı kadınlar ifadesini tırnak içinde kullanıyorum. Hem bakın, 28 Şubat, belirli bir toplumsal kesimden gelen birçok erkek için de mağduriyet üretti. Bence bugün konuşmamız gereken en büyük sorun 28 Şubat’ın mağduru olan başörtülü kadınların, hâlâ itibarlarının iade edilmemiş oluşudur. Zulüm gören başörtülü kadınlardan devlet adına özür dilenmemiştir. Hatta özür yetmez, tazminat ödenmesi gerekir. Başörtülü kadınların üst düzey devlet bürokrasisinde, TBMM’de, devlet üniversitelerinde, ne bileyim öğretim üyesi statüsünde görev alamaması kabul edilemez. Bana kalırsa, en büyük utanç ise, bu durumun kanıksanmış olması, sıradanlaşması, hayret uyandırmamasıdır.
Yeni Asya