Denetimli serbestlik ödüle dönüştü

Hapis ile tecrit modeline alternatif olarak suçluların eğitim ve iş çalışmalarına katılıp topluma kazandırılması amaçlanan denetimli serbestlik, mahkemelerin özensiz kararları sebebiyle kimi örneklerde ceza olmaktan çıktı.

Çocuk tacizcisinin, çok sayıda çocuğun bulunduğu bilgisayar kursuna gönderilmesi gibi uygulamalar, velilerin de korkulu rüya görmesine yol açıyor.

Cem Uzan'a verilen kitap okuma cezası ile gündeme gelen denetimli serbestlik uygulaması, genellikle 5 yıldan az hapis cezası gerektirecek hafif suçlar için sosyal yarara yönelik cezaları öngörüyor. Bu cezalar genellikle çöp temizleme, fidan dikme, kamu kurumlarında çalışma, elektronik pranga ile ev hapsinde tutma şeklinde oluyor. Çocuk yaşta işlenen suçlar için kitap okuma veya halk eğitim kurslarına gitme gibi cezalar da verilebiliyor. Ancak temel amacı suçluyu topluma kazandırmak olan denetimli serbestlik çerçevesinde kamu vicdanını yaralayan kararlara da imza atılıyor. Nitelikli dolandırıcılıktan ceza alan mühendislik mezunu S.İ.'nin bilgisayar kursuna gitmesi gibi. Diğer bir örnekte ise kız çocuklarını taciz eden A.T.'nin kursa gitmesi zorunlu kılındı. Karara göre hükümlü ikametine en yakın halk eğitim merkezine gönderildi. Burada bilgisayar kursuna kaydı yapılan A.T. internete girmeyi, Facebook'tan arkadaş edinmeyi öğrendi. Benzer şekilde adam yaralamaktan hüküm giyen birine de ceza olarak kursa gitmesi uygun görüldü. Hükümlünün kapısına devlet özel görevli gönderdi, kursa davet edildi. Bu görevlilerden biri olan Küçükçekmece Halk Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı Orhan Tankal, söz konusu kararların devleti küçük düşürdüğünü savunuyor. Tankal; "Çoğu kursa gelmiyor. Gelmediği gibi öğretmenlerimize 'beni yok yazmayacaksınız değil mi?' diyerek üstü kapalı tehdit ediyor. Taciz suçundan üç kez yargılanan bir kişiye hâkim, bilgisayar kursuna gitme cezası vermiş. Aynı sınıfta ders alan öğrenciler gelip bu kişinin garip davranışlarından şikâyet ediyor." diyor. Eğitim cezalarının karakol, adliye veya cezaevi içerisinde bulunacak sınıflarda verilmesi gerektiğine dikkat çeken Tankal, "Aksi durumda eğitim cezasını ödül olarak görüyorlar. Önemsemiyorlar." diyor.

Denetimli Serbestlik Kanu-nu'nda hâkimlerin verdiği kararlara dair uygulamaları cumhuriyet savcılarına bağlı denetimli serbestlik şube müdürlükleri takip ediyor. Bu birime bağlı rehber öğretmenler ve danışmanlar var. Fakat görünen o ki sayıları yeterli değil. Nitekim Orhan Tankal, eğitim cezası verilen hükümlülerle ilgili ilçe milli eğitim müdürlüğüne rehber öğretmen istediklerine dair en az 15 kez yazı yazdığını ama bir cevap alamadığını söylüyor. İstanbul'da halihazırda 59 hükümlü halk eğitim merkezlerine gidiyor. Çoğunlukla okuma-yazma ve bilgisayar kursuna giden hükümlü kursiyerlerin 13'ü Küçükçekmece, 10'u Ümraniye, 6'sı Fatih, 4'ü de Gaziosmanpaşa'daki halk eğitim merkezlerine gidiyor.

Eski Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, söz konusu kararların, hâkimlere yardım ve destek verecek uzman personel ihtiyacını ortaya koyduğunu söylüyor. Denetimli serbestlik kurumlarının mahkemelerle irtibat halinde olması gerektiğini vurgulayan Petek, "Bilişim suçlarından dolayı mahkumiyet verilen sanık hakkında bilgisayarla ilgili daha fazla bilgi edinebileceği kursa gitmesini istemenin ıslah edici olup olmayacağını düşünmek gerek. Verilen ceza, suçu işleyen kişiye, mağdurun ıstırabını kalbinde hissettireceği nitelikte olmalı." diyor.
Zaman

Güncel Haberleri