Hamis Doğruer
2023'te deprem felaketinin yaşandığı ilk zamanlarında, eş güdüm içinde yardım faaliyeti sahne almadı. Devlet kurumlarının kendi içindeki koordinesi dahi tam anlamıyla tesis edilemezken, onun harici dağıtımlar, elbette kontrol altına alınamazdı.
Böyle bir halde yani insan hayatı söz konusu iken yolsuzluk denetimi içerisinde olmak, mümkün değildi. Dış ülkeler kurtarma çalışmalarına katılmış ve o esnada kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri tarihî eserleri de gasp etmişlerdi. Bu nedenle tepki aldıkları zaman, insan hayatı söz konusu iken, olaya hangi açıdan bakıldığını sorgulamıştım.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toz duman dağıldıktan sonra bunları göz önüne alacaklarını ifade etmişti. NATO zirvesi nedeniyle toplanan sokak hayvanları ile ilgili de, ilk etapta güvenli sokaklar temin edilmesine yönelik naçizane önerim, arşive geçmişti. Sonrasında tartışma konusu teşkil eden her ne ise, ele almak imkan dahilinde. Her şey insan için var ve her şey hayata hizmetkar.
Şimdilerde ise, o dönem irtikap edilen yolsuzluk ve usulsüzlüklerin üzerine gidiliyor. Iztırar halinde her şeyin prosedüre bağlanarak gerçekleştirilmesi beklenmiyor. Bu nedenle, yöntem değil, içerik açısından sakınca teşkil eden uygulamalar, mercek altına alınıyor. Sabıkalı birisine mağaza anahtarı dahi teslim edilemezken bu meblağlar, hangi saiklerle toplumun elinden çıktı? "Baraj patladı" iftirasıyla, toplumu infiale sevkedenlerin o günkü sığınağı ne idi? Bunlar teker teker açığa çıkacak. O gün için olsa, otokratik baskı ile itham altında kalmak ihtimali vardı. Yeterli argüman elde edilmeksizin harekete geçmek, hukuki ilkeler açısından muvafık değil. Bundan sonra itidal-i dem ile beklemek gerektir.