Şeyma Akkoyunlu'nun haberi
'Laik-antilaik' tartışmalarının sunî olduğunu anlatan bilim adamları, asıl çatışmanın otoriterlikle demokrasi arasında olduğunu söylüyor. Buna göre, Ergenekon davası, demokrasinin sağlamlaştırılması adına son derece önemli.
Türkiye'de son 3 yılda yaşanan gelişmeler yurtiçinde olduğu kadar yurtdışında da Türk akademisyenler tarafından yakından takip ediliyor. Türkiye'de yaşanan her olay, Amerika ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde bulunan Türk akademisyenlerce farklı bir bakış açısıyla değerlendiriliyor. Bilim adamlarının ortak kanaati, Türkiye'de 'laik-antilaik' çatışmasının suni olduğu. Bazı kesimler tarafından bu tartışmanın sürekli gündemde tutulması da manasız. Akademisyenlere göre Türkiye'de son yıllarda 'otoriterlik ve demokrasi' arasında bir savaş var. Akademisyenler, İspanya ve Yunanistan gibi Türkiye'nin de demokrasi, özgürlük ve insan haklarının güçlendirilmesi için, bu sancıları yaşamasının normal olduğunu anlatıyor.
Ramazan Kılınç (Michigan Eyalet Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Siyaset Bilimci): Millet, ordunun müdahalesine tepkili
Türkiye'deki demokrasiyle ilgili bir mücadeledir. Mesele Türkiye bürokratik vesayet altında mı kalacak yoksa gerçek bir demokrasiye mi sahip olacak; bununla ilgili bir meseledir. Son yaşananları İslamcılar ve laikler arasında bir çekişme olarak algılayanlar, İslamî grupların son on yılda geçirdiği değişimi iyi analiz etmelidirler. Türkiye'deki İslamî gruplar özellikle 1997 askerî müdahalesinden sonra demokratikleşmenin coşkulu destekçileri oldu. Bu durum ordunun, onlara yönelik, hiçbir ortak ilişkiye yer bırakmayacak şekilde sert önlemler alması ile açıklanabilir. Böyle olunca da; İslamî grupların siyasal olarak hayatta kalabilmeleri için tercih edecekleri tek yol demokratik yol oldu.
Bülent Gökay (Keele Üniversitesi Öğretim Üyesi, Siyaset Bilimci): Gladyo'yla geç kalmış bir hesaplaşma
Operasyonlar bir anlamda, diğer NATO ülkelerinde 1990'larda gerçekleştirilen hesaplaşmanın, geç de olsa Türkiye'de de başladığının açık ifadesi. Operasyonların ve tutuklamaların mevcut illegal yapılanmanın sadece çok küçük bir kesimine değindiğini söylemek gerek. Eğer ki Türkiye'nin Gladyo'su ile hesaplaşılacaksa, daha henüz yolun çok başında. Ancak her şeyde olduğu gibi, ne kadar da kısırlık olursa olsun, başlamak önemli. Ancak şunu da belirtmek gerek ki, Türkiye'deki Gladyo örgütlenmesi çok derinlere inmiş, hemen hemen siyasî ve iktisadî yapılanmanın her yerine dokunuyor. Ve bu nedenle onu ortaya çıkarıp hesaplaşmak çok zorlu ve uzun süreli ve dikkatli bir planlama gerektiriyor.
Ahmet Kuru (San Diego Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi, Columbia Üniversitesi Demokrasi Çalışmaları Merkezi Direktörü, Siyaset Bilimci): Ergenekon davası demokrasi sınavıdır
Ben Ergenekon davasını, devlet bürokrasisi (askeriye ve yargı) içindeki bir mücadele olarak görüyorum. Bu otoriterlik ve demokrasi arasındaki bir mücadeledir. Ergenekon vakasını iki sebepten dolayı önemli görüyorum. Birincisi; suça bulaşmış her kim olursa olsun yargılanacağını ve generallerin aleyhine de dava açılabileceğini gösterdi. İkinci olarak; darbe planları darbeye karşı olan askerler tarafından ifşa edildi. Bu durum ordu içinde darbe yanlılarıyla demokrasiye sadık olanlar arasında devam eden bir mücadele bulunduğunu gösterdiği için önemlidir. Ergenekon davası, Türkiye'de demokrasinin sağlamlaştırılması yönünde ileriye yönelik bir adımdır.
Merve Kavakçı (George Washington Üniversitesi Öğretim Üyesi, Siyaset Bilimci): AK Parti'yi yıpratmak isteyen çevreler var
Washington merkezli neo-conlarla dirsek temasında olup AK Parti'yi objektiviteden uzak bir şekilde ne pahasına olursa olsun yıpratmak isteyen çevreler var. Ben Türkiye'deki gelişmeleri demokratikleşmenin, elitist liberalleşmiş otokrasiden temsilci demokrasiye geçişin sancıları olarak görüyorum. Bugün bir hükümet çıkmış, ürkmeden korkmadan elini taşın altına koymuş. Şimdi bugüne kadar, haksız kazanç, haksız eziyet sürdü diye 'Bu böyle geldi böyle gitmeliydi. Belli kesimler neden yıpratılıyor', demek olur mu? Bu bağnazlığın ta kendisidir.
Turan Kayaoğlu (Washington Üniversitesi Öğretim Üyesi, Siyaset Bilimci): Laikliğin geleceği askere bağlanmamalı
Davaların laikler ve İslami gruplar arasındaki bir çatışmaya indirgenmesi inandırıcı değil. Ergenekon'un gerçek değil, komplo olduğunu öne sürmek ve ardından onlara karşı açılan davaları da komplo olarak öne sürmek samimiyetsizlik. Davaları açanların İslamî gruplara ya da hükümete dahil olduğunu gösteren en ufak bir delil bile yok. Türkiye laik bir devlettir ve öyle de kalacaktır. Burada soru laiklik değil fakat laikliği insan hakları ve demokrasi gibi değerler çerçevesinde anlamaya çalışmaktır. Kısaca laikliğin geleceğini askerî güce bağlamak Türkiye'nin güçlü demokrasisine ve laiklik anlayışına zarar verir. Türk askerini gereksiz yere, iç siyasette pozisyon alması için provoke etmek, ona zarar verir.
Zaman