Davos'da zalimin suratına hakikati haykırmak

Tamer KORKMAZ

Başbakan Erdoğan'ın Davos'taki panelde İsrail Cumhurbaşkanı Peres'e “Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” diyerek çektiği tarihi hareket, Türkiye'nin son dönemde elde ettiği “bölgesel güç” konumunun çok çarpıcı bir yansımasıdır.

Devlet terörü uygulayan, Gazze'de çocukları, kadınları takır takır öldüren İsrail'e ilk defa böyle yüksek perdeden 'yüz yüze' bir tavır konuluyor.

İsrail'in Cumhurbaşkanı'na hak ettiği cevabı veren, zalimin suratına hakikati haykıran bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı var, karşımızda…

Bu tarihi resti, öyle anlık öfke patlaması veya kişisel bir tepki ile falan izah etmek yanıltıcıdır.

Davos'ta yaşananlar, Türkiye'de, Ortadoğu'da ve uluslar arası ilişkilerde artık “devran”ın döndüğünü gösteriyor.

Peres, Erdoğan'ın dik duruşu ve tarihi cevabı karşısında kroki durumuna düşmüş bir boksör gibiydi.

Son tahlilde karşılık veremediği gibi sonradan Erdoğan'ı arayarak “alttan alan bir yaklaşım”la durumu kurtarmaya çabaladı. “Türkiye ile aramazda bir sorun istemiyoruz” diyerek “ılımlı mesajlar” verme ihtiyacını hissetti.

*

Erbakan'ın vaktiyle Kaddafi'nin karşısında Türkiye'yi düşürdüğü durumu hatırladığımızda, Erdoğan'ın Davos restinin anlamı çok daha iyi anlaşılacaktır.

O dönemde Erbakan'a neden gerekli cevabı vermedin diyerek yüklenenlerin bugünlerde Erdoğan'a “Neden İsrail Cumhurbaşkanı'na sert çıktın? Böyle kabalık olur mu? Türkiye'nin işini zora soktun” diyerek eleştirmeleri temel gerçekler bakımından son derece açıklayıcıdır, aydınlatıcıdır.

İçimizdeki İsrailci ve Amerikancıların “işbirlikçi” yüzü bir kere daha gün ışığına çıkmıştır.

Davos'taki görülmemiş çıkışı Erdoğan'ı içeride yeniden öne çıkarmış, bölgede ve dünyada bugüne kadar olmayan bir konuma taşımıştır.

Bu dik duruş, asıl Türkiye'ye kazandırmıştır.

Erdoğan'ın sert tepkisinin uluslar arası alanda aleyhimize olacağını öne sürenler, Türkiye Cumhuriyeti devletinin son dönemde hangi noktaya geldiğini ya bilmiyorlar ya da bu sıra dışı aşamayı gizlemeye çalışıyorlar.

Türkiye'nin bölgesel güç olması, ABD-İsrail tandeminden bağımsız hareket etmesi, boyun eğmeyişi, coğrafyasıyla barışarak Ortadoğu'da lokomotif ülke haline gelmesi; içimizdeki gizli İsrailcileri ve gizli Amerikancıları acayip rahatsız ediyor.

Bu çizginin medyadaki ve siyasetteki simaları Erdoğan'a “Nasıl olur da İsrail'in Cumhurbaşkanı'na böyle davranırsın?” diye özetlenebilecek “işbirlikçi” tepkileri, İsrail'den özür dilercesine yorum yapmaları; iliştirilmiş takımının, Gazze Katliamı başta olmak üzere bölgedeki bilumum olaylarda aslında kimin safında yer aldıklarını anlatmaya yetiyor.

*

Diyorlar ki, “Diplomaside böyle bir üslup olmaz.”

Onların diplomasiden anladıkları yıllanmış “bağımlılık ilişkisi”nin sürdürülmesidir. Ama artık devran dönmüştür.

İsrail'in sivilleri, kadınları çocukları öldürmesi midir, diplomasi?

Hamas'a “terörist” diyenler İsrail'in tezleriyle yazıp konuşuyorlar:

İsrail'in Gazze'deki katliamı “terör”dür, diyemiyorlar.

Neden acaba?

Gazze Katliamı'na karşı esaslı, sahici bir tepki koyamadılar. Terör uygulamalarını yasak savma kabilinden birkaç kelime ile geçiştirdiler ve “Aman İsrail ne der?” psikolojisiyle zulme rıza gösterdiler.

*

Davos'taki panelin moderatörü David Ignatius'un el hareketi yaparak Erdoğan'ı susturmaya çabalaması, ancak engelleyememesi ve gerekli cevabı alması çok önemli bir dönemeçtir.

İsrail'in zulmü ile ilgili açık gerçekleri Şimon Perez'in yüzüne haykıran Erdoğan, Ignatuis'un kendisini sansürleme girişimini boşa çıkarmıştır.

Terör Devleti İsrail'in karizması çizilmiştir.

Yeni Şafak

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.