İptal kararında 28 Şubat sürecinde olduğu gibi "laiklik ve devrim yasalarına" göndermeler yapılması dikkat çekti. Danıştay, zorlama bir yorumla başörtüsünü yasaklayan bir madde olmaması halinde erkek ve kız adayların ayırt edilemeyeceğini de öne sürdü.
Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün 2010 Akademik Personel ve Lisans Üstü Eğitim Giriş Sınavı'nda (ALES) başörtülü adaya izin veren düzenlemesini durdurdu. ÖSYM, 14 Ekim 2010'da web sitesinde yayınladığı kılavuzda "baş açık olmalı" ifadesine yer vermemişti. 19 Aralık 2010 tarihli sınavda uygulanan bu kılavuzun iptali için Ergenekon'a destek etkinlikleri ile adını duyuran Eğitim ve Bilim İş Görenleri Sendikası (Eğitim-İş) 21 Ekim 2010'da Danıştay'a başvurmuştu.
Yürütmeyi durduran Danıştay'ın kararında gerekçesinde 28 Şubat sürecinde olduğu gibi bolca "laiklik", "devrim yasaları"ndan söz etmesi ve ALES'le yetinmeyip üniversitelerdeki başörtüsü serbestliğinin Anayasa'ya aykırı olduğunu savunması dikkat çekti.
KIZ- ERKEK KARIŞIR
Danıştay, zorlama bir yorumla da "sınava başı açık girilmesini zorunlu kılan düzenlemeye" yer verilmemesi nedeniyle erkek ve kız adayların birbirinden ayırt edilemeyeceğini savundu. Danıştay'ın kararında yer alana ifadelerin bir bölümü şu şekilde: "Kılavuzda sınava başı açık gelinmesini zorunlu kılan düzenlemelere yer verilmemesi nedeniyle erkek-kadın teşhislerinde güçlük oluşacağı gibi sınav güvenliği açısından da olumsuz sonuçlar yaratabilecek niteliği bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır."
LAİKLİĞE AYKIRI
"Laiklik ilkesine uygun eğitim ve öğretim öngörülmüş, eğitim ve öğretim özgürlüğünün Anayasa'ya sadakat borcunu ortadan kaldırmayacağı vurgulanmış, 174. maddesiyle de devrim yasaları Anayasal güvence altına alınmıştır. Kılık ve kıyafetinin Anayasa'nın 174. maddeyle güvence altına alınan devrim yasalarına, Anayasa'nın ilke ve kurallarına, cumhuriyetin niteliklerine ve 2547 sayılı Yasanın 4. ve 5. maddeleriyle belirlenmiş olan amaç ve ana ilkelerine aykırı olmaması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır." "Başörtüsü olarak yükseköğretim kurumlarında bulunmayı serbest bırakan kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu saptanmıştır" diyen Daire, Anayasa Mahkemesi, AİHM ve kendi kararlarını hatırlattı.
KARAR OYBİRLİĞİYLE
Kararda, ALES'in 19 Aralık 2010'da yapıldığına dikkat çekilerek, "Puanları üç yıl süreyle kullanabilecekleri de dikkate alındığında sınavın telafisi imkansız zararlar oluşabileceği açıktır. Bu nedenle, dava konusu kılavuz hükümlerinin yürütmesinin durdurulmasına 12 Ocak 2011 gününde oybirliği ile karar verildi" denildi.
Daire ve sendika tanıdık
Başörtüsü ile ilgili karar veren Danıştay 8. Dairesi'nin eğitim hakkını kısıtlayan benzeri onlarca kararı bulunuyor. Yüksel Adıbelli'nin başkanlığını yaptığı Eğitim-İş Sendikası başörtüsü lehindeki tüm düzenlemelere dava açmakla tanınıyor. Sendika başörtülü adaylara başvuru hakkı tanıyan 2011 ÖSYS Kılavuzu'nun iptali için de 5 Ocak 2011'de Danıştay'a başvurdu Sendika, katsayı uygulamasını ortadan kaldıran düzenlemenin iptalini de istemişti.
Bu gerekçelerle örtülüye pasaport verilmemesi lazım
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Danıştay'ın kararıyla ilgili şunları söyledi: "Maalesef bu Danıştay'daki yasaklardan yana tavrın başka bir örneğidir. Hukukun üstünlüğü kavramı esas alınırken insanların saçından, sakalından, başına taktığından dolayı yargılanması 2011 yılında kabul edilebilir değildir. Atatürk'ün bu tür ideolojik duruşlara alet edilmesi de kabul edilebilir değildir. Karar ideolojik bir karardır. Oybirliği ya da oy çokluğu ile alınması önemli değildir. Kadın erkek ayrımının mümkün olamayacağı gerekçesi ise kargaları güldürecek bir gerekçedir. O zaman başına örtü takan insanlara pasaport verilmemesi lazım."
Güvenliği Danıştay mı sağlıyor
Danıştay 8. Dairesi'in ALES'e başörtülü girişini önlemeye yönelik kararını sert bir dille eleştiren AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, kararın hukuki olmadığını söyledi.
Bozdağ'ın değerlendirmesi şu şekilde: "Danıştay'ın düzenlemeyi iptal etme yetkisi yok. Bu yetkiyi nereden alıyor. Düzenlemeyi güvenlik yüzünden iptal ettiğini söylüyor. Danıştay'ın sınavda güvenliği sağlama yetkisi mi var. Danıştay bu görevi kimden alıyor. Güvenliği sağlamak Danıştay 8. Dairesi'ne mi kaldı. Danıştay olmayan yetkisini kullanarak kendini hem yasama hem de yürütmenin yerine koyarak, hem yasamanın hem de yürütmenin görevini gasp etmiştir."
Yargıya güven böyle azalıyor
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, ilgisiz şahısların müracaatıyla bu kararı verme gereğini hisseden Danıştay'ı aynı ideolojik tavır içinde olduğunu gördüklerini ifade ederek, "Türkiye'de demokrasiyi, özgürlüğü, insan haklarını ileri seviyeye ulaştırmak için gayret göstereceksek, öncelikle adaletin adil olması gerekir. Adalet adil olmadığı, ideolojik davrandığı sürece Türkiye'de yargıya olan güvenin zafiyete uğradığını, yargının güven verici ortamdan uzaklaştığını görürüz ki en büyük tehlike buradadır. Üst yargı mensupları adalete olan güveni artırmak için gayret gösterme mecburiyetindedir" diye konuştu.
Elitaş, bu gelişmeyi ÖSYM ve YÖK Başkanlığı'nın değerlendireceğini belirterek, "Konuyla ilgili yeni bir düzenleme yapma ihtiyacı ortaya çıkacak. Yargı kararları ne kadar yanlış olursa olsun Anayasamız gereğince yargı kararlarına uymak zorundayız. Ama Anayasa'ya da herhalde bir hüküm koymak gerekir. Yargı kararlarını denetleyecek bir organın olması gerekir diye düşünüyorum" dedi.
Negatif işlem denetimi olmaz
Danıştay'ın, Anayasa'da olmayan "negatif işlem denetimi" yaptığına dikkat çeken Anayasa Hukukçusu Doç. Dr. Adnan Küçük, "Böyle bir işlem bizim hukukumuzda yoktur" dedi. Küçük şu değerlendirmeyi yaptı: "Bir kişinin başörtülü olduğu zaman fiziki teşhisinin imkansız olduğunu söylemek fiili olgularla çelişki oluşturur. Bir mahkemenin böylesine bir gerekçe üzerine karar vermesi izah etmek mümkün değil." Küçük, Danıştay'ın dikkat çektiği Anayasa Mahkemesi, AİHM ve Danıştay'ın diğer ilgili kararlarının da insan hakları, Anayasa, din ve vicdan hürriyeti, laiklik ilkelerine aykırı olduğunu söyledi.
Sendikaya sert tepki
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Halil Etyemez, başörtüsü yasağının sürmesini isteyen sendikaya sert tepki gösterdi: "Başkaların haklarını engellemek için dava eden sendikanın sendikal görevi dışında başka işlerle uğraştığını düşünüyorum. Bu karar ile başkaların haklarını engellemeye yönelik bir çabanın olduğunu görüyorum. Sınavda insanları nasıl tanıyacağız gerekçesi gösteriliyor. Türkiye Cumhuriyeti nüfus müdürlüklerinden insanlara bir kimlik verilir. O kimlikte insan ister başörtülü, ister başı açık, ister sakallı ister sakalsız fotoğraf çektirir."
Yeni Şafak