Dağdakiler şehre inmiş bile

[Haber Analiz - Ali Akkuş]Terör örgütü KCK'yı Kanarya Cemiyeti gibi masum bir sivil toplum örgütü olarak göstermeye çalışanlar yine harekete geçti.

"BDP'ye siyaset alanı tanınmıyor" diye başlayan savunmalar, "Silah sıkma, adam öldürme yok. Şehirdekileri hapse tıkarsak, dağdakileri nasıl şehre indireceğiz?" diye devam ediyor. Başta İstanbul olmak üzere Gaziantep gibi büyük şehirlerde yapılan son operasyonlarda elde edilen deliller, örgütün yeni silahlar geliştirerek şehre indiğini gösteriyor bize. Dağda silahlı olduğunu bildiğimiz PKK, şehirde KCK adıyla legal alanı yani parti binalarını kullanarak, en acımasız planlarla saldırıyor size. 

Tarih 8 Mayıs 2011. Yer BDP İstanbul İl Başkanlığı. Güvenlik güçleri, mahkeme kararıyla dinleme yapıyor. Konuşan KCK'lı İsmail Adanmış: "Gençler arabaları yakarak kendilerini yakalatmamalı. Her kesim ayrı ayrı örgütlenmeli, ilçeler köyler kapılarını özellikle.. siyasetçilere kapatmalı, onları kabul etmemelidir... AKP başta olmak üzere Kürdistan'da rahat seçim çalışması yürütmemelidir. Şunu da unutmamak lazım, demokratik çözüm seçimle gelmez. Eylemleri güçlendirerek sürdürmeliyiz. 2011 yılını devrim yılı olarak görüyoruz." Bu ifadeleri bir partilinin düşünce hürriyeti çerçevesindeki siyasi demeçleri olarak görmek mümkün mü? Hayır, asla.. Çünkü İstanbul'da bir gecede onlarca masum insanın aracı ateşe verildi. Bizzat ülkenin başbakanı seçim öncesinde 'Bölgede benim partimin seçim büroları saldırıya uğruyor.' diye şikâyette bulunmadı mı? Her fırsatta seçim barajını vesile ederek, partilerinin eşit şartlarda yarışmadığından yakınanların, başka düşüncelere hayat hakkı tanımadıklarını da görüyoruz yukarıdaki ifadelerde. Ya "Demokratik çözüm seçimle gelmez." cümlesine ne demeli? Bu cümle sözün bittiği yeri gösteriyor bize. Bütün dünyada demokrasinin olmazsa olmaz şartı seçim değil mi? Seçime inanmayan bir anlayış için parti paravandan ibaret tabii.

Kandil'de mukim Murat Karayılan'ın Yürütme Konseyi başkanı olduğu KCK'nın nasıl bir yapı olduğunu anlamak için Diyarbakır'da görülen davanın iddianamesi belge niteliğinde. İddianamenin beşinci klasöründe yer alan 18.10.2008 tarihli bir konuşma mesela. Konuşanlar Murat Karayılan'ın başkanı olduğu Konsey'in Amed Yürütme komisyonunda görevli. BDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünden başlayan yürüyüşte taşların ve molotofların nasıl atıldığını hep birlikte görelim:

Sevi Demir: Biz ilk parka girdiğimizde parkaların şeylerini kırdık. Gençlere verdik. Ama molotoflar kötü atıldı. Parkta halk üst üste sıkıştı. Molotof attılar yani gaz bombası yağmur gibi indi parkın ortasına.

Adı tespit edilemeyen şahıs: Bi tane içeri attılar.

Sevi Demir: Çok kötüydü biliyor musun?

Sevi Demir: Ben halka kapı gösterirken annelere çocuklara

Adı tespit edilemeyen şahıs: Seher geldi gözleri aha böyle....

Sevi Demir, konuşmanın ilerleyen bölümünde polise atılacak taşlar konusunda yetersiz kaldıklarından yakınınca Mehmet Abbasoğlu, "Yok, demiryolunun taşları yeterdi." diyor. Demir'in 'Yeterli yeterli.' sözü üzerine Kemal Aktaş isimli şahsın sözleri bir hayli manidar oluyor: "Onlar tam şeydir. Atılacak taşlardır."

KCK'nın siyasi çalışmalarından küçük örnekler bunlar. Hükümete vurmak için KCK'ya destek verenlere sormak lazım. BDP binasında konuşan adamın emrini yerine getiren genç, bir gece yarısı sizin aracınızı yaksa ne yaparsınız? Devlet, aracı yakılan gariban vatandaşı korumayacak mı?

Zaman

Güncel Haberleri