Cuntacılar, gözaltındaki göstericileri salıverdi

İstanbul'da çıkan öğrenci olaylarını takip eden Erdelhun'u şaşırtan bilgilerden biri de İstanbul Örfi İdare Komutanı Orgeneral Fahri Özdilek'in olayları kontrol edemediğini öğrenmesi oldu.

Zira Beyazıt Meydanı'ndaki gösterilerin ardından tutuklanarak Davut Paşa Kışlası'na gönderilen 2 bin kişi serbest bırakılmıştı. Darbe şartlarının olgunlaşması adına göstericilere kol kanat gerenler bir ay sonra ülke yönetimine el koymaya hazırlanan cuntacı subaylardı. Erdelhun'u bile şaşırtan İstanbul olaylarında yaşananları paşanın kaleminden okuyalım. 

"28 Nisan günü İstanbul'daki öğrenci olaylarında şiddet artmıştı. Çapulculuk hareketleri Cumhurbaşkanı Bayar ve Başbakan Menderes'i endişeye düşürmüş olduğundan vaziyeti yakından görmek üzere İstanbul'a gitmem zaruri kılınmıştı. 2-3 Mayıs 1960'ta yapılacak olan NATO Bakanlar toplantısında bulunacağımdan asayişin teminine mecburdum. Diğer taraftan İstanbul Örfi İdare Komutanı Orgeneral Fahri Özdilek, Milli Müdafaa Vekilli tarafından tutulmasına rağmen (Özdilek, bir dönem Milli Müdafaa Müsteşarlığı görevinde bulunmuş, darbeden sonra Milli Birlik Komitesi üyesi olduğu ortaya çıkmıştı.) İçişleri Bakanlığı'nca vilayetle alakadar olmaması sebebiyle beğenilmiyordu. 28 Nisan gecesi İstanbul'da üniversite meydanında 2 bin küsur öğrencinin Turan Emeksiz'in cenaze töreni nedeniyle direnip dağılmadıklarını gördüm. Zırhlı Tugay Komutanı, meydanı döner tel örgüler içerisine almakla meşgul oldu. Emre itaat etmeyenlere gaz sıkılacağını söylüyordu. Örfi İdare Komutanı bunları Hadımköy'e sevk etmeyi istiyordu. Çünkü İstanbul Valisi tevkifini emretmişti. Göstericilerin Davutpaşa'ya sevk edilip kendilerine çay içirilmesini teklif ettim. Örfi İdare Komutanı'na su ve gaz gibi gençlerin sıhhi durumlarını bozacak hareketlerden içtinap etmelerini tavsiye ettim. Keyfiyet dışı bir anonsla hoparlörden Örfi İdare Komutanlığı tarafından ilam edildi. 10 dakika içerisinde öğrenciler teslim olmaya Davutpaşa'ya gitmek üzere kamyonlara binmeye başladılar. 5.20'ye kadar meydan tahliye edildi. 29 Nisan'da saat 10.30'da helikopterle yaptığım bir hava gözetleme neticesinde öğrencilerin gece yolda salıverildiğini ve yeniden gruplar halinde nümayişlere başladıklarını gördüm. O gün bir grup, Örfi İdare karargâhını bastı. Örfi İdare komutanı bizzat karargâh muhafızlarıyla ve sopalarla nümayişçileri kovaladı ve bir kısmını yakaladı.. Aynı gün Belediye Sarayı'nı tahrip etmek maksadıyla sarayın önünde miting yapmaya kararlı nümayişçileri gördüm. Sarayın emniyetiyle memur Binbaşı Orhan Erkanlı'nın (Darbenin mimarlarından) komutasındaki Tank Taburu'nun atıl durmasına sinirlenerek havadan Zırhlı Tugay komutanına ikaz notları attım. Zırhlı Tugay, nümayişçileri bastırmaktan ziyade tahrik eder görünüyor ve tanklara nümayişçileri bindiriyordu. Bu yüzden bir öğrenci düşerek tank altında kaldı."

Cunta mahkemesinin sorusu: Emrindeki komutanlara helikopterden neden not attın?

Erdelhun'un denetim amaçlı helikopterle yaptığı uçuş ve komutanlara attığı uyarı notları hem sorguda hem Yassıada yargılaması aşamasında karşısına çıktı. Kendisine 'Sıkıyönetim yetkileri ve kanununu ihlal etmek' suçlaması yöneltildi. Erdelhun, Osmanlıca el notlarında bunun çok basit uyarılar olduğunu vurguluyor: "Köprüler geçişe kapanmış, münakale durmuş, ortada gergin bir durum havadan müşahede olunuyordu. Bunları yerde daha iyi bilmesi lazım gelen Zırhlı Tugay Kumandanı'na ikaz maksadı ile kısa bir not yazıp tugay karargahına attım. Bunun bir emir telakki edilmemesi ve not olduğu belli olması için, tam imza atmayıp yalnız bir (R.E.) işaretini koydum. Ayrıca (et-edilecek) gibi icrai kelimelerde kullanmadım, rütbe, makam ve lakaplarımı da yazmadım."

Zaman

Güncel Haberleri