Aysel Yaşa'nın haberi:
"Bizim kemiklerimiz harammış, Dedeme köyünde Müslüman Ermeni derlermiş, Ne kadar iyi bir Müslüman olsa da köylüler kızdıklarında ona gavur derlermiş, Çok namaz kıldı ama gavurdu."
Bu cümleler bir sözlü tarih çalışması neticesinde kitaplaştırılan Diyarbakırlı Ermeniler Konuşuyor kitabında geçiyor. Hrant Dink Vakfı tarafından Sessizliğin Sesi serisinin ikinci kitabı olarak yayımlanan eserde, bir kısmı halen Diyarbakır, Beyrut, Kanada, Amerika ve Ermenistan'da yaşayan Diyarbakırlı Ermenilerin yaşam hikâyeleri anlatılıyor. Emine Kolivar'ın danışmanlığını yaptığı ve Ferda Balancar'ın derlediği kitapta, on altı ayrı hikâye var. Çalışma kapsamında seksen bir kişiyle mülakat yapılmış. Kitabın önsözünü yazan Ali Bayramoğlu 'Bu kitap yitik bellek denizini oluşturan damlalardan biridir' diyor.
MÜSLÜMAN OLDUK, HACCA GİTTİK
Kişisel yaşam öykülerini anlatan Diyarbakırlı Ermenilerin ortak özelliği, dünyanın farklı noktalarına dağılmış olsalar da, ortak kültürü halen devam ettiriyor olmaları. Hala aynı yemekleri pişiriyorlar, aynı örf ve adetleri uyguluyorlar ve en önemlisi araya mesafeler, diller, farklı insanlar da girse Diyarbakırlı Ermeniler hala aynı lehçede konuşuyorlar. Halen Diyarbakır'da yaşayan Ermenilerin birçoğu Müslüman olmuş, hacca gitmiş. Fakat bir yönüyle de Ermeni olduklarını hiç unutmamışlar. Balancar, Ermeni olduklarını uzun süre saklayan bu insanlara dair 'Birçoğu hikâyelerini daha önce hiç kimseye anlatmamışlardı, çünkü korkuyorlardı. Bazıları çocuklarına anlatmadıkları hikâyeleri bize aktardılar. Bunda dönemin siyasi havası ve Hrant Dink Vakfı'nın verdiği güven de var tabi. Bir de yaşlılar 'Ben ölüp gideceğim, ölüp gitmeden hikâyemi anlatayım, kayda geçsin' diyorlar' diye belirtiyor.
MÜLK EDİNMİYORLAR
Çalışma kapsamında mülakatlarda bulunan Hrant Dink Vakfı'nın tarih koordinatörü Emine Kolivar ise gözlemlerini şu cümlelerle aktarıyor: 'Konuşmaya açık insanlardı. Hikâyelerini anlatmak istiyordu. Mesela biri mülakatta dedesini anlatıyordu, dedesinin adını sorduğumda ismini söyleyemedi ağlamaktan. Sonra halasının adını sordum, yine ağladı ve ismi bir türlü söyleyemedi. Diyarbakır'da görüştüğümüz insanların hepsi Müslüman Ermenilerdi. Çok bilincinde ve farkındalar. Kimliklerine fazlaca sahip çıkıyorlar ama Müslüman Ermeni'ye de vurgu yapıyorlar. Mülk edinmiyorlar, her an başımıza bir şey gelebilir diyorlar.'
Yeni Şafak