Çocuklara kitap okutmanın çok basit bir yöntemi var

Türkiye Yazarlar Vakfı Başkanı D. Mehmet Doğan, kitap kadar derinlemesine bilgiyi hiçbir mecradan edinmenin mümkün olmadığını söyledi.

Doğan, çocuklarda ve gençlerde kitap okuma alışkanlığının kazandırılması için ailelere tavsiyelerde bulundu.

Doğan, "Kitap okuma oranlarının yüksekliği ve düşüşü konusunda çok ciddi araştırmalar olmadığı kanaatindeyim. 1990'lı yıllardan itibaren kitap okuma oranlarında düşüş var. Bunu önce biz televizyona bağladık. Çünkü televizyon gençlerin çok vaktini alıyordu. Kitap okuma yerine seyretmeyi tercih ediyorlar dedik. Elbette bunda doğruluk payı vardır. Nüfus artışına rağmen; ortaokul, lise hatta yüksek öğretimde okuyanların sayılarındaki ciddi artışlara rağmen kitap okuma oranında artış olmaması, hatta düşüşler yaşanması o zaman böyle değerlendirilmişti. Gerçekten bunda televizyonun bir rolü olabilir. Fakat asıl sebep herhalde başka olmalı diye düşünüyorum." dedi.

"Kitap okuru yılda en az on tane kitap okuyandır"

İnsanların televizyon başında saatlerce vaktini harcamaması gerektiğini dile getiren Doğan, "Her şeye rağmen insan herhalde oturup da televizyonun başına 8 saat 12 saat vaktini geçirmez. Yani televizyona da vakit ayırabilir, kitaba da vakit ayırabilir, başka şeylere de vakit ayırabilir. Asıl sebebin kitap okuma konusunda erken yaşlarda bir alışkanlık kazandırılmaması olduğu kanaatindeyim. İşte o yılların sonlarına doğru 2000'li yıllara doğru yapılan araştırmalarda Türkiye'de okuma oranının 10.000'de 3 ila 10.000'de 8 arasında seyrettiği söylendi. Yani 10.000'de 3 kişi kitap okuyor veya en fazla 5 kişi, 8 kişi… bu dünya ortalamalarının çok altında, çok gerisinde. Aslında kitap okuma oranı da şöyle. Kitap okuru yılda en az 10 tane kitap okuyandır. Yani her ay bir kitap bile değil. İki ay da boş geçmiş olsun, yılda on kitap okuyan kişi okur sayılır. Bu çok külfetli bir şey değil aslında. Yani bir insan bir kitabı isterse bir günde rahatlıkla okuyabilir. Bu çok marifet isteyen bir şey değil ama günde birkaç kitap bile okuyabilir. Eğer sindire sindire okuyalım denirse, bir ay içinde bir kitap okunabilir. İsteyen birisi birden fazla kitap da okuyabilir ki burada ölçü olarak 10 kitap olarak alınmış. Çok yüksek bir rakam değil. Buna rağmen bizim okur oranımız düşük." ifadelerini kullandı.

"Sosyal medya televizyondan daha tesirli"

Sosyal medyanın televizyondan daha tesirli olduğuna işaret eden Doğan, şunları söyledi:

Sosyal medyanın televizyondan daha tesirli olduğunu bilhassa gençler üzerinde biliyoruz. Yani televizyon yine de bir şekilde bir mekânda seyredilebilen bir cihaz. Ama sizin bilgisayarınız var, taşınabilir bilgisayarlarınız var. Onu istediğiniz yerde kurabiliyorsunuz, internete girebiliyorsunuz. Ondan daha ötesi de telefonlar var. Yani telefon her an sizinle birlikte. Siz o telefonu sadece haberleşme için kullanmıyorsunuz, o telefon size birçok başka alternatifler sunuyor. Bunun içinde oyun da var. Dolayısıyla çok daha vakit alıcı bir cihaz, hatta bir sistem ile karşı karşıyayız.

"Klasik kâğıt üzerinde kitap okuma kadar etkili bir okuma metodu olmadığı kanaatindeyim"

Doğan, "Bir başka problem daha var burada. Söz konusu elektronik cihazlardan kitap okumak. Bazıları diyor ki ben kitapları oradan okuyorum. Bu mümkün müdür? Elbette mümkündür. Ama ben doğrusu elektronik ortamda kitap okumanın, yani bildiğimiz klasik kâğıt üzerinde kitap okuma kadar etkili bir okuma metodu olmadığı kanaatindeyim. Çünkü elektronik ortamda okunan metnin üzerinde çok fazla durmak, onun altını çizmek, not almak filan gibi hususlar zor oluyor ve gözü yorucu bir yapısı var. Hadi bunu biz de kabul etsek yani gençler bu şekilde kitap okuyorlar desek bile, aradan 20 yıl geçti, hala kitap okuma oranlarında Türkiye'de ciddi bir genişleme yok. Hatta şunu söyleyebiliriz. Basılı kitap sayısı her yıl artıyor. 40 binlerden 50 binlere, 60 binlere, 70 binlere doğru tırmandı. Çok kitap yayımlanıyor, fakat buna mukabil okuyan oranında ciddi bir artış görülmüyor. Televizyon dönemi için söylediğimizi yine tekrarlamak istiyorum. Kitap okuma alışkanlığını erken yaşlarda maalesef çocuklarımıza kazandıramıyoruz. Bunun ileri yaşlarda kazanılması da zor oluyor." şeklinde konuştu.

"Kitap okuma alışkanlığı kitap okuyarak kazanılır"

Kitap okuma alışkanlığının kitap okuyarak kazanıldığını söyleyen Doğan, "Kitap okuma alışkanlığının basit bir cevabı var: Bu alışkanlık kitap okuyarak kazanılır. Bu kadar basit ama kitap okumanın bir ihtiyaç olduğu çok erken yaşlarda çocuklara öğretilmeli demeyeceğim, gösterilmeli. Yani sadece oku… şöyle faydalı, böyle iyi… filan değil. Bizzat bu telkini yapanın da okuması, nasıl okunacağını çocuklara göstermesi gerekir. Böyle adet usul bir okuma değil de her zaman roman okumuyoruz, her zaman hikâye okumuyoruz. Dolayısıyla bunların nasıl okunacağına dair kitap okuma zevki aşılamaya çalışanların da bir fikirleri olmalı. Hatta bunu uygulayarak göstermeliler. Bu; ilköğretim, ortaöğretim, ortaokul ve liseye kalmadan belli bir nitelik kazandırılmalı ki hayatın sonraki safhalarında da devam edebilsin." dedi.  

Son olarak Doğan, "Kitap okumanın önemini anlatmaya gerek yok. Kitap kitaptır ki Türkiye'de zengin muhtevası olan materyal budur. Diğer şeyler, yani seyredilen şeyler, dinlenilen şeyler… elbette onların da bize faydası var ama kitap kadar derinlemesine bilgiyi hiçbir mecradan edinmemiz mümkün değil. Kitap okumak esastır." ifadelerini kullandı. 

İLKHA

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.

Kültür Sanat Haberleri