Çocuk Eğitiminde Yetersiz miyiz?

Hasan TANRIVERDİ

Eğitim deyince aklımıza ilk olarak binalar, sınıflar, sıralar, öğretmenler, öğrenciler, ders zili ile başlayan çalışmalar gelir. Acaba eğitim yalnızca bu mu? Eğitim, okul, öğretmen ve dersliklerle sınırlı değildir. Eğitim ailede başlayan, hayat boyu devam eden bir süreçtir. Bu sürecin temelleri ve yol haritası ailede atılır. Çünkü çocuğun ilk eğitimini aldığı yer onun ailesidir. Temel kazanımlar, davranışlar ve alışkanlıklar beş yaşına kadar ailede kazanılır.

“Çocuğum büyüyor, bir şey yapamıyorum, elimden bir şey gelmiyor, ona yeterince zaman ayıramıyorum, ayırsam da ne yapacağımı bilemiyorum.” demek böyle önemli ve hayati sorundan kaçmak olur. Çözmemiz gereken sorun, öylesine önemli ki, kaçmakla, ötelemekle değil, bilinçli bir şekilde aile, okul, çevre üçgeninde sorunun üzerine gidip, bıkkınlık ve yılgınlık göstermeden, çocuğumuzun eğitimini sağlıklı bir şekilde tamamlamasına yardımcı olmaktır.

Hanımları dinlediğinizde çaresizliklerini genellikle şu sözleri ile anlatırlar:
 “Ne yapacağımı şaşırdım. Çocuklarımın iyi birer insan gibi davranmaları için her yolu deniyorum. Onlarla iki arkadaş gibi konuşuyorum, onları dinliyorum, onlarla birlikte akıl yürütüyorum, elimden gelen her şeyi yapıyorum. Yine de bir türlü istediğim sonucu alamıyorum. Buna rağmen hâlâ yaramazlık yapıyorlar ve bana karşılık veriyorlar. Zaten babaları da gereği gibi ilgilenmiyor. Ne yapacağımı bilemiyorum. Çocuklarımın olumsuz davranışlarıyla uğraşırken, bazen kendimi yenilmiş ve güçsüz hissediyorum. Ben her halde bu işi başaramayacağım. Kendimi mağlup olmuş hissediyorum”

Dikkat ederseniz aşağıdaki cümlelerde de çocuklarınızla ilgili diyaloglarınızdan birer parça göreceksiniz. Aslında bu sözleri hiç kullanmamanız gerekirdi.
-Sözlerimi niçin dinlemiyorsun?
-Sen daha çocuksun, anlamazsın.
-Bizim zamanımızda annemize karşılık bile veremezdik.
-Bizler, sizin yaşınızda iken.
-Koca adam oldun ama hâlâ adam olacağın yok.
-Çok uzatıyorsun ama.
-Sıktın artık. Ben senin derdini biliyorum, senin canın dayak istiyor.
-Bu istediğin asla olamaz.
-Sen bu evde hiç bir işe yaramazsın.
-Dershane paranı boğazımızdan kestiğimizi biliyor musun?
-Kardeşlerinin hakkını yiyorsun.
-Sen ne zaman büyüyeceksin de ben göreceğim?

Anne-baba olarak, zaman zaman bu tip yenilgilere düşmeyenimiz olmadığı gibi, bu cümleleri kullanmayanımız da hemen hemen yoktur.  Eğitimlerinde her türlü zorluklarla karşılaşmamıza rağmen çocuklarımıza karşı kullandığınız sözcüklere yine de dikkat etmemiz gerekir. Çünkü çocuklarımız ağzımızdan çıkan her cümleyi dikkatle gözlemler ve bize karşı kullanabilirler.

İşte bizim çaresizliğimizin ifadesi olarak kullandığımız bu cümlelerde ve davranışlarımızda acizlik ve yetersizlik hissederlerse, bunu bize karşı kullanabilirler. Bu da sonuç olarak çocuklarımız karşısında aciz kaldığımız gibi bir kanaate sebep olacağından, onların eğitimine de şüphesiz olumsuz etki eder.

Çocuklar bizim çaresizliğimizin farkına vardıklarında evde iktidarı ele alırlar. Ondan sonra o ailede anne ve babanın artık hükmü yoktur; artık sözü geçen çocuklardır. Onun için anne ve baba hiçbir zaman ve hiçbir şekilde acizlik ifade eden sözcükleri kullanıp evde hâkimiyeti kaybetmemeli.

Yaşadığımız sosyal hayatta beni düşündüren ve hayli kafa yormama sebep olan en önemli konu: “Nasıl oluyor da bir annenin dokuz ay karnında taşıdığı ve doğum sevinciyle, baba ile birlikte bayram yaptığı bir çocuğu tarafından öldürülüyor? “  Düşünebiliyor musunuz? Müstakbel katilini dokuz ay karnında taşıyan bir anne. İnsan, inanmak dahi istemiyor. Hayatta olamaz, olmamalı diyeceğimiz birkaç olaydan biri de belki bu. Anne ve baba hangi günahı işlediler ki; böyle bir sonucu hak ettiler. Çocuk, annesinin karnından katil adayı olarak doğamayacağına göre, böyle korkunç bir sonuca gelinmesinde, elbette anne ve baba da masum değillerdir.

Bir söz var “Bahçeye biber eken, biber biçer.” Bizler istemesek dahi çocuklarımıza verdiğimiz olumsuz eğitimle, çevrenin de etkisiyle onları istenmeyen sonuçlara itebiliyoruz.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.