Çin-Doğu Türkistan ve biz

Latif ERDOĞAN

1-Çin ile Doğu Türkistan arasındaki ilişkiler bir iç mesele olarak değerlendirilemez.

Çünkü Doğu Türkistan, ne özerk bir bölgenin ne de esir bir milletin adıdır. Doğu Türkistan, istila edilmiş bir devletin adıdır; ve özgürlüğü dışında devlet olmanın bütün özelliklerini elan taşımaktadır. Dolayısıyla burada BM'nin, NATO'nun ve dışta kalan diğer devletlerin konuya yaklaşımı, bir devletin kaba güç kullanarak diğer bir devleti istila etmesi, ora halkını asimile ve soykırım gibi insanlık suçlarıyla yok etmeye çalışması şeklinde olmalıdır ki, gerçek de budur. Ne ki, Çin, bütün dünyanın gözünün içine baka baka bir vahşet işlemektedir; ve bütün dünya da bu vahşeti gözlerine mil çekilmiş ama gibi seyretmektedir. Yazık ki ne yazık.

2-Fakat buradaki yazık sözcüğü sadece mazlum Doğu Türkistan'ın haline kayıtsız kalmaya yüklenmiş bir vebal atfı değildir; belki Çin'in bir hiç uğruna kendi geleceğini nasıl karattığını da işaretleyen bir uyarı, bir ünlemdir. Ne zalim fert, ne zalim toplum ne de zalim devlet asla abat olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Bu netice, tekvini bir emir, ilahi bir kuraldır ve istisnası da yoktur.

3-Halbuki biz, Çin'in, Batı zulmünü önleyecek, kapitalizmin acımasız vahşeti önünde aşılamaz bir set gibi duracak büyük bir güç olmasını bekliyor, öyle temenni ediyorduk. Komünizm döneminde yaşadıkları öğretici tecrübelerin Çin'i daha mutedil bir alana çekeceğini düşünüyorduk. Nitekim Afrika'da uyguladığı yumuşak güç politikasını takdir ediyor ve onun bu tavrının bütün sömürgeci ülkeleri yola getireceğini dillendiriyorduk. Çin'in dünyada sözü geçer bir ülke olması, tek kutuplu küresel hegemonyayı kırmanın da önemli ve gerçekçi bir yoluydu. Çin ise böylesi önemli bir misyon yüklenmek yerine kendisini sermayeyi yöneten kötü güce teslim etti. Şimdilerde onun badigartlığını yapmakta beis görmüyor. Yakın gelecekte ise kötü bir piyon olacağından artık kuşku yok. Düşünülüp de yapılamayan bütün kötülükler bu yeni kabadayıya yaptırılacağa benziyor. Geçen elli yılda Doğu Türkistan'ın başı dertteydi; kısa vadede ise bütün dünyanın Çin'le başı dertte olacak. Tabiî ki bu, Çin'in de dünyayla başı dertte olacak anlamına gelir. Zaten, başta ABD olmak üzere AB ve Rusya gibi rakiplerinin bekledikleri sevindirici netice de bu olsa gerektir.

4- Doğu Türkistan son elli yıllık mücadeleleri ve uğruna çektikleri çileleriyle, akıttıkları kanlarıyla, verdikleri canlarıyla özgürlük ve bağımsızlıklarına liyakat kazanmış olduklarını kader planında ispat ettiler. Umudumuz odur ki, ay yıldızlı gök bayraklarını ebedi dalgalanmak üzere göndere çekecekleri günler çok yakındır. Fakat bağımsız olmak kadar bağımsız kalabilmek de önemlidir. Özellikle de, iç birliği korumada, eğitim alanında ve ekonomik bağlamda. Sanırım bunların hesabı şimdiden yapılıyordur.

5- Doğu Türkistanlılar bizim dindaşımız, bizim ırktaşımızdır. Fakat hem devlet hem de millet olarak bizim onlarla ilgili duyarlılığımız ve vurgularımız sadece bu iki önemli olguyla sınırlı kalmamalıdır. Konu, mutlaka uluslararası hukuk ve insan hakları platformlarına da taşınmalı ve oralarda da tartışılmalıdır. Özellikle de entelektüel hassasiyeti harekete geçirecek çalışmalara hız verilmeli, Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz yalnız bırakılmamalıdır. Kavli dualar yanında fiili dualarımız da onlarla olmalıdır.
Bugün

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.