Dünyanın en büyük nükleer santral kazasının üzerinden tam 25 yıl geçti. Çernobil'de yaşananlar halen gündemdeki yerini koruyor.
26 Nisan 1986'da Ukrayna'da Kiev kentinin 130 km kadar kuzeyinde, Çernobil köyünde bulunan Çernobil Nükleer Santrali'nin, 1.000 MW (megaWatt) gücündeki dördüncü ünitesinde nükleer enerji tarihinin en büyük nükleer kazası meydana gelmişti. İki gün sonra İsveç'te Forsmark Nükleer Santrali'nin dışında çalışan personelin radyasyon denetimi sırasında iş elbiselerinde yüksek düzeyde radyasyon tespit edildi. Yetkililer, personelin iş elbiselerinde ortaya çıkan yüksek radyasyonun İsveç'te çalışmakta olan diğer nükleer santrallerden kaynaklandığını düşündüler. Santraller kontrol edildiğinde, herhangi bir radyasyon sızıntısının olmadığı bulundu. Ardından, meteoroloji raporları incelenmeye başlandı; İsveç üzerinde egemen olan hava akımları araştırıldı. Sonunda, radyasyon taşıyan hava akımının Ukrayna'dan kaynaklandığı bulundu. İsveç'in resmî olarak bilgi istemesiyle Rusya, Çernobil'de bir kazanın olduğunu dünyaya itiraf etmek zorunda kaldı.
HER ŞEY BİR DENEY SONUCU OLDU
Zaman gazetesinde yer alan Türkiye Teknik Elemanlar Vakfı (TÜTEV) Enerji Danışmanı Serdar İskender imzalı haberde, Çernobil'deki kazanın, reaktörün programlanmış olan bakım için durdurulmasından önce yapılan bir deney esnasında meydana geldiği iddia ediliyor.
İddiaya göre, söz konusu deney, bir elektrik kesilmesi durumunda, turbo jeneratörlerden birisinin reaktörün elektrik gücü ihtiyacını karşılayıp karşılamayacağını belirlemek üzere planlanmıştı. Santraldeki reaktörlerden her biri 1.600 yakıt kanalı içeriyordu. Santralin çalışma güvenliği açısından uygun olan bir soğutmanın sağlanabilmesi için yakıt kanallarının her birinden saatte 28 ton su geçmesi gerekiyordu. Reaktöre, soğutma suyunu sağlayan pompaların herhangi bir nedenden dolayı elektriği kesildiğinde, üç dizel jeneratör 15 saniye içinde devreye girebiliyordu. Elektrik kesintisi durumunda dizel jeneratörlerin, pompaların ihtiyaç duyduğu elektriği üretene kadar geçecek bir dakikalık zaman kaybı, nükleer santrallerin güvenli olarak çalışabilmesi için kabul edilebilir bir durum değildi. Bu durum, bir tasarım hatasıydı ve hatanın düzeltilmesi gerekiyordu. Kaza meydana geldiğinde, 1.000 MW gücündeki reaktör, 70 MW'lık düşük güçte çalışmaktaydı. Kazadan sonra yapılan araştırmalar, kazanın reaktör tasarımındaki hatalarla güvenlik sistemlerinin devreden çıkarılması, işletme kurallarının dikkate alınmaması ve reaktörün kararsız duruma getirilmesi gibi bir dizi insan hatası sonucu ortaya çıktığını gösterdi.
UZMAN DEĞİL SIRADAN TEKNİK EKİP YAPMIŞ
İskender'e göre, Çernobil'de yaşanan kazanın normal çalışma şartlarında değil de, iki kez başarısız olan bir deney sırasında ortaya çıkışı gözden kaçmaktadır. Bu santralde koruyucu kabın bulunmayışı radyasyonun çevreye yayılmasını da kolaylaştırmıştır. Ayrıca kazanın oluşmasına neden olan deneyin santralde sürekli çalışan uzman ekip tarafından değil de, Moskova'dan gönderilen teknik bir ekip tarafından yapıldığına dair bilgiler de bulunmaktadır.
Dünya Bülteni