RisaleHaber-Haber Merkezi
Çare Derneği, Birleşmiş Milletler'in düzenlediği bir barış organizasyonu çerçevesinde Filistin'e gitti.
(Filistin'den fotoğraflar için TIKLAYINIZ)
İşte Çare Derneği'nin Filistin izlenimleri:
11 Şubat 2010 tarihinde Filistin'de Barış organizasyonu tertipleyen Birleşmiş Milletlere bağlı bir yardım kuruluşunun daveti üzerine Çare Derneği olarak bizde barış ve yardım organizasyonuna katkıda bulunmak üzere İsrail üzerinden Filistin’e girdik.
Dünyaya küresel barışın ve huzurun hakim olabilmesi için çok kapsamlı ve faydalı barış organizasyonlara ihtiyaç vardır.
Medeniyetler ittifak ve kültürler arası diyalogun artırılması, farklı kültürlerden insanların bir araya gelerek barışa katkı sağlayacak aktiviteler icra etmeleri gerekmektedir.
Ekonomi yönünden çok zayıf ülkelerin yardımına koşmak, açlıkla mücadele etmek, hayat standartlarını artırarak insanların kardeşane uhuvvet ve tesanüt içerisinde yaşantılarını idame ettirmelerini sağlamak zorundayız.
Kesinlike problemleri şiddetle, savaşla, silahla halletmekten kaçınarak her zaman müsbet hareket ederek barışa katkı sağlama taraftarı olmalıyız diye düşünüyoruz.
Filistin'e yardım ve Barış götüren Çare Derneği faaliyetine önce fakir bir köyün masum ve fakir çocukları için yaptırılan Anaokuluna uğrayarak başladı. Kudüs sınırları içinde ama duvarın diğer tarafında kalmış fakir bir köy, okulu, hastanesi olmayan bu köye yeni yaptırılan anaokulunda okuyan çocukları sevindirdik, onlarla beraber olduk, yöre halkı ile sohbet edip dertlerini dinledik ve yardım edip köyden ayrıldık.
Daha sonra ziyaret yerimiz yaşları 5-12 yaşları arasında 29 öğrencinin kaldığı bir yetimhaneye uğradık. Yetimhanenin hocası ile yaptığımız sohbette, Filistin’in diğer şehirlerinde bulanan çok fakir yetimhaneler bulunduğu, baba ve anneleri şehit edilen kimsesiz çocukların bulunduğu yurtlar var dedi. Bizde bahsedilen şehirler olan Beytüllehm, Ramallah, Halil ve Nablus şehirlerin de bulunan kimsesiz fakir çocukların kaldığı yetimhaneleri ziyaret ettik.
Her şey anlatılanlardan daha kötü idi, çok kötü şartlar içinde kalan o kimsesiz, şehit çocukları her türlü sosyal olanaklardan mahrum bırakılmış, eğitimsizliğe her türlü sıkıntıya terk edilen bu çocuklara sahip çıkmak birinci vazifemiz diye kanat getirdik.
Türkiye döndüğümüz ilk günden itibaren Filistin de bulunan bu fakir yetimhane ve okullar için yardım toplamak, Türk milletinin himmetinin bu mübarek günahsız yetim çocukların hayat ve eğitim standartlarını yükseltmek için maddi manevi yardımlarını esirgemeyeceklerini düşünüyoruz.
Tabi biz Türkiye’den Filistin’in girilmesi zor hatta mümkün olmayan bölgeler olduğunu tahayyül etmiştik, fakat geldik gördük ki, İsrail’e tabi olup İsrail kimliği taşıyan Kudüs şehrinde serbest bir şekilde Filistin halkı zorlama olmadan yaşıyor ama İsrail kimliği taşımayan Filistinlilerin Mescid-i Aksaya hatta Kudüs şehrine bile girmeleri yasaklanmış.
YA TABİ OLURSUNUZ, YA DA MAHRUM KALIRSINIZ DENİLMİŞ.
Ama şurası bir gerçek , İsrail’den giriş yaparak Filistin’in diğer şehirlerine yardım götürmek, Filistin halkının yaralarını sarmak daha suhuletli görünüyor,sadece Gazze şehrine giriş ve çıkışlar yasak oraya da mısırdan girmeye çalışılıyor.
İsrail Kudüs belediye başkanını ziyarete gittiğimizde bize, Kudüs şehrinin sosyo- ekonomik ve diğer cihetlerini anlatırken,’’Gördüğünüz gibi Yahudiler ve Müslümanlar burada barış ve huzur içinde yaşıyorlar, hatta Araplar biraz daha akıllı davranıp Hamas ve benzeri liderlere tabi olmazlarsa demokratik bir şekilde belki de seçimlerde bir Müslüman belediye başkanını seçebilirler dedi.
Ama onlar bizi Mescid-i Aksaya girmemizi bile yasakladılar bizleri almıyorlar dedi.(Tabi güvenliğini İsraillilerinin yaptığı bir mekâna kendilerinin girememesi ne kadar doğru siz karar verin)
Daha sonra ki gün İsrail hükümetinden bir bakanla görüşmemiz sonucunda ‘’ barışın zor olduğunu Arapların kendi aralarında bile anlaşamadıklarını birbirlerini öldürdüklerini koltuk derdine düştüklerinden bahsetti. Bizlere bu barışın sağlanabilmesi için çözüm yolları neler yapılabilir, bunlar üzerinde çalışmalar yapmamızı istedi ve buralara kadar barış için gelmemizi takdirle karşıladığını anlattı’’ ve teşekkür etti... Tabi biz burada İsrail ve Filistin tarafında yapılan konuşmaları sizlerede aktarıyoruz. İki tarafında söyledikleri doğru veya yanlış onu size bırakıyoruz. Fakat bize anlatılanları size aynen aktarıyoruz.
Filistin için barış temaslarımız sırasında ziyaret ettiğimiz diğer bir mekânda Kudüs’ün Filistinliler tarafında kalan Kudüs Üniversitesini ziyaret ettik. Türk halkını çok seven Filistinli öğrenciler, bizlere savaş da ve İsrail zulmünde esir ve şehit edilen Filistinli Müslümanların çektikleri eziyeti sergileyen bir müzeye götürdüler. Müzede işkence ile esir düşüp şehit olan Müslümanların yazdıkları mektuplar,işkence şekilleri ve fotoğrafları yer alıyordu.
Ayrıca üniversitenin yakınından gecen Kudüs’e girilmesini engelleyen duvarın inşa edilmesinin sebebi, duvarın diğer tarafında kalan Filistinli Halkın eskiden 10 dakikada üniversiteye gelebildiklerini, fakat duvardan sonra 4 saatte kontrol noktasından geçerek üniversiteye gidildiğini, bu tür uygulamaların halkı bıktırma politikası olduğu anlatıldı. Ayrıca hasta ve hamile kadınların hastanelere yetişmelerini zorlaştıran bu duvar sebebiyle yolda hayatını kaybeden çok insan olduğunu dile getirdiler.
Öğrencilere yönelttiğimiz barışın nasıl sağlanacağına dair sorulara aldığımız cevaplar şöyle oldu;
‘’Öncelikle Ramallah da bulunan devlet başkanı Abbas, Gazze de bulunan Hamas ve diğer bazı bölgelerde bulunan Arap liderlerin birbirleri ile anlaşamadıklarını hepsinin koltuk derdinde, menfaat peşinde olduklarını, aynı zamanda bu durumu bilen İsrail’in de bir lideri destekleyerek barışın sağlanmasını bilerek engel olduğunu söylediler’’
Kudüs üniversitesinde çalışan Türkçe hocamız Filistin bölgesinde çok fakir insanların olduğunu yardıma muhtaç olduklarını parasızlıktan kimsenin okuyamadığını baba ve annelerinin öldürülerek çocuklarının ortada bırakıldığından bahsetti. Kendisinin tanıdığı, annesinin ve babasının savaş sırasında öldürüldüğü 2 yetim çocuğun, bunlara derneğimizin kardeş aileler bulup mutlaka sahiplenmesini ayrıca rica etti.
Kudüs de İsrail bölgesinde bulunan ABUGOŞ denilen bir kasabada yaşayan Ebu Selim denilen bürokratın gayretleri ile savaş sırasında ABU GOŞ bölgesinde yaşayan 7000 Filistinli Müslüman için kendilerinin İsrail ile barış yaptıklarını Yahudilerle barış içinde beraber bir şekilde yaşadıklarını anlattı. Biz bu barışı gerçekleştirmek için çok çalıştık dedi.
Buradaki Barış formülü Filistin ve İsrail halkının geneline yayarak nasıl geliştirebilir, barışı nasıl sağlayabiliriz diye bir soru yönelttiğimizde Barış çok zor dedi. Filistinlilere bakarsan bizim topraklarımızı işgal ettiler, Yahudileri dinlerseniz burası bizim dedelerimizin dedelerinin yeri diye sahiplendikleri için barış zor gibi görünüyor dedi.
İsrail den ayrılmak için Telaviv havaalanına gittiğimizde bir Terörist muamelesi gördük, saatlerce ayrı ayrı sorguya çekildik. Türkleri hiç sevmedikleri bizlere yaptıkları muameleden belliydi.
Sonuç olarak anladığımız kadarı ile Filistin halkı için, İsrail’e tabi olan rahat yaşıyor, olmayan zulme maruz kalmaya devam ediyor.
Filistin’in fakir bölgelerinde bulunan kimsesiz yetim çocuklar için sizlerin yardımına ihtiyacımız var, tespit ettiğimiz 2 yetimhanenin eğitim ve her türlü sıkıntılarını gidermek için tekrar Filistin’e dönmek için İsrail den ayrıldık.