Yusuf Sahici'nin haberi:
Diyanet İşleri Başkanlığı Denetçisi Doç. Dr. İsmail Karagöz, Türkiye'deki camilerde saf düzeni, temizlik, ezan sesi, vaaz ve namazların kılınması ile ilgili pek çok kural hatasını belirleyerek uyarılarda bulundu. Karagöz, Diyanet’in aylık yayın organının son sayısında, camilerde karşılaştığı bazı hatalı kural ve uygulamaları kaleme aldı. Karagöz'ün dikkat çektiği davranışlar şöyle:
SAF DÜZENİ: Bazı camilerde imamın arkasında bir-iki saf tutuluyor, müezzin ve birkaç kişi de müezzin mahfilinde saf tutuyor. Bu, kesinlikle cami adabına aykırıdır.
SAĞ AYAK VE BESMELEYLE GİRİN: Müslüman, camiye sağ ayağı ile besmele ve dua ile girer, caminin arka taraflarına değil boşsa ön safa, ön saf dolu ise boş olan safa oturur. Ön safa geçmek için insanların üzerinden atlamaz, camide özel bir yer olmaz.
EZANA SAYGI: Ezan okunurken Kur'an okunmaz, vaaz edilmez, selam verilip alınmaz, konuşulmaz, müzik çalınmaz. Özellikle camilerde vaizlerin; cemaatin ezana katılmalarına fırsat vermek ve kendileri de ezana katılarak örnek olmak için ezan başlamadan vaaza son vermeleri, ezan okunurken vaaz etmemeleri, imam-hatiplerin de aynı şekilde okudukları Kur-an'a ezan başlamadan önce son vermeleri gerekir.
SES CİHAZINI BAĞIRTMAYIN: Bütün Müslümanlar ve özellikle cami görevlileri ezana saygı göstermelidir. Bunun için müezzinlerin ezanı çok güzel bir eda ile okumaları, ses cihazının ayarını çok iyi yapmaları; vaizlerin de vaazı ezan başlamadan sonlandırıp, cemaatin ezana katılmalarına fırsat vermeleri gerekir. Bazı camilerde müezzinler, ses cihazını gereğinden fazla açmakta ve yüksek ses, insanları rahatsız etmektedir.
OKUMA SORUNU: Bazı cemaat, kıraati (okumayı) yanındaki duyacak kadar sesli okumaktadır. Sabah, akşam ve yatsı namazları ile gece kılacağı nafile namazlarda kişi serbesttir; isterse sesli, isterse kendi duyacağı bir sesle okuyabilir. Ancak camide bu uygun değildir, çünkü yanındaki namaz kılanı rahatsız eder.
SANDALYELER ARTTI: Son zamanlarda camilerde tabure ve sandalyeler çoğalmaya başladı. Bir Müslüman bir hastalığı veya bir engeli sebebiyle namazını ayakta kılamıyorsa oturduğu yerden kılar, oturduğu yerden de kılamıyorsa yatarak ima ile kılar. Oturup, namazını kılabiliyorsa tabure veya sandalyede namaz kılamaz.
SARIMSAK YEMEYİN: Camiye giderken temiz giysiler giymek, sarımsak, ter, çorap, sigara ve benzeri kötü kokulardan temizlenmiş olmak cami adabının gereğidir. Özellikle çorap temizliğine azami dikkat etmek gerekir. Kirli çoraplar halıları kirlettiği ve kötü koku oluşmasına sebep olduğu gibi bu yüzden bir kısım cemaatin camiden uzaklaşmasına da sebep olmaktadır.
YALINAYAK GELMEYİN: Cami halıları görünüşte temiz olsa da hijyen sağlanamamakta, halılara çorap-ayak kokusu sinmektedir. Bazı cemaat camiye yalın ayak gelmektedir. Bu da doğru değildir. Çıplak ve özellikle ıslak ayaklar varsa halılara mantar mikrobunun bulaşmasına sebep olmaktadır. Bu sebeple camiye mutlaka temiz çoraplarla gelinmelidir.
HALILARIN TEMİZLİĞİ: Eskiden cami halıları birkaç yılda bir yıkanırdı. Son yıllarda camiler tek tip halı ile döşenmeye başlandı. Bu halılar süpürülüp, temizlense bile yıkanamadığı için hijyenik olmamaktadır. Sağlık ve temizlik açısından camileri bir bütün olarak kaplayan halılar yerine yıkanabilir halılar ile döşemek daha iyidir.
CAMİLER SERGİ SALONU DEĞİL: Bazı camilerin iç duvarlarına pek çok levha takılmış, camiler adeta bir sergi salonu haline getirilmiştir. Camilerin sade olması esastır, sadece Allah, Muhammed ve cihar-ı yâri güzinin isimleri yazılı levhalar takılabilir, aşırılıktan kaçınmak gerekir.
ÇALAR DEĞİL, PİLLİ SAAT: Camilerin kıble duvarlarına saat takılması, çalar saat bulunması da namazın huşuunu ihlal etmektedir. Onun için camilerde çalar saat bulundurulmamalı, pilli veya kurmalı saatler yan duvarlara takılmalıdır.
SUSMAK BİLMEYEN TELEFONLAR: Cep telefonları camilere teknolojinin getirdiği bir sıkıntıdır. Telefonunu açık tutan bir kısım cemaatin telefonu çalmakta, namaz kılanları rahatsız etmektedir. Telefonları kapatmasak bile mutlaka sessizse almalı ve bunu bir görev bilmeliyiz.
gazeteport