Fatih Sinar'ın haberi:
Kale, etrafının İngiliz yönetimine geçmesiyle kuşatılmış bir alan haline geldi ve nüfusun artmasıyla çevresi duvarlarla örülü bir şehre dönüştü. Özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra hızla nüfusu artan şehrin duvarları da zaman içerisinde yıkıldı.
210 metreye 160 metre uzunluktaki kenarlarıyla büyükçe bir park kadar alan kaplayan ve kompleks bir yapıyı andıran bölge, 1987'de 33 bine ulaşan nüfusuyla orta büyüklükte bir şehir halini aldı. Bölgenin nüfus yoğunluğu hakkında fikir vermek gerekirse; İstanbul'da kilometre kareye düşen kişi sayısı ortalama 2 bin 400 iken, bu rakam burada 1 milyon 250 bin kişiye çıkıyor.
Hong Kong'un Kowloon bölgesinde yer alan şehir, 2. Dünya Savaşı sırasında Japon kontrolüne girdi. Japonların ardından ne Çin ne de Britanya şehrin kontrolünü üstlenmeyince, 'duvar şehir' aynı zamanda kanunsuz bir şehre dönüştü.
Bölgede uyuşturucu kullanımı, fuhuş, kumarhane işletmeciliği had safhaya ulaştı. Polisler şehre ancak kalabalık gruplar halinde girebiliyorlardı. 1973-74 yıllarında bölgeye giren 3 binden fazla polis, uyuşturucu suçundun 2 bin 500 kişiyi tutukladı.
'Walled City', suçların yoğun olduğu bir bölge olarak ünlense de yaşayanlar arasında hayatını suça bulaşmadan normal sürdürmeyi başarmış insanlar da vardı. Şehirde ticari hayat orta büyüklükte bir şehirde olması gerektiği gibiydi.
Şehrin aydınlatmasında floresanlar kullanılıyordu. Birçok sokağa gün ışığı ya girmiyor ya da az giriyordu. Şehirde binalar arasında, yere ayak basmaya gerek bırakmayan yürüyüş yolları ve merdivenler vardı.
1987 yılında Hong Kong hükümeti şehri yıkma kararı aldı ve uzun süren tahliye döneminin ardından 1993-1994 yıllarında kent yıkıldı.
Bu alana daha sonra Kowloon Walled City Park açıldı. Parkta ayrılan bir alanda, eski şehirden birkaç duvar kalıntısı da sergileniyor.
Zaman