RisaleHaber-Ay tutulması, Dünya'nın Ay ile Güneş arasında özel bir noktada bulunması sonucu, Ay'ın Dünya'nın gölge konisinin içerisinde kalması ile gerçekleşiyor. Ay'ın Dünya etrafındaki yörüngesi ile Dünya'nın Güneş etrafındaki yörüngesinin arasındaki açı nedeniyle her tutulmada Ay, Dünya'nın tam gölge konisine girmeyebiliyor.
Ay'ın sadece yerkürenin yarı gölge konisinin içerisine girmesiyle gerçekleşen tutulmalar "Penumbral (Yarı Gölge) Ay Tutulmaları" olarak adlandırılıyor. Ay, sadece Yer'in yarı gölge konisinin içerisinden geçtiğinden bu sırada gerçekleşen parlaklık değişiminin farkına varmak oldukça güçleşiyor.
Türkiye'den de bir bölümü Ay doğarken gözlenebilecek olan "Yarı gölge aytutulması" bugün öğleden sonra gerçekleşecek. Türkiye saati ile (TSİ) 14.38'de Ay'ın Dünya'nın yarı gölge konisine girmesi ile başlayacak tutulma, TSİ 16.38'de Ay'ın yüzeyinin büyük bir bölümünün Yer'in yarı gölge konisine girmesi ile maksimum seviyeye ulaşacak.
Ay, Ankara'da TSİ 17.17'de doğacak. Tutulma maksimumunda Türkiye'nin büyük bir bölümünde Ay henüz doğmamış olacak. TSİ 18.37'de Ay, Yer'in yarı gölge konisinden çıkacak. Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Batı Afrika ülkelerinde Ay doğarken, Kuzey Amerika'dan batarken izlenebilecek tutulmanın, İran'ın doğusunda kalan ülkelerde ise tamamı gözlenebilecek.
Tutulma maksimumunda Ay'ın bir bölümü yarı gölge konisinin dışında kalacağından tutulmanın yaratacağı parlaklık değişimini çıplak gözle izlemek zor olacak. Türkiye'de Ay doğarken tutulmanın son aşamaları gerçekleşiyor olacak. Ay'ın ufuk yüksekliği de tutulma sonuna kadar fazla olmayacağından tutulmanın çıplak gözle ya da teleskoplarla fark edilebilmesinin güç olması bekleniyor.
"Ay tutulması, Husûf namazının vaktidir"
Risale-i Nur Külliyatının Sözler adlı eserinde Dua'nın kulluğun bir gereği olduğunu anlatırken, Ay tutulmasına da değinilerek, şu ifadeler yer almaktadır:
"Nasıl ki, güneşin gurûbu (batması), akşam namazının vaktidir; hem güneşin ve ayın tutulmaları, küsûf (güneş tutulması) ve husûf (ay tutulması) namazları denilen iki ibâdet-i mahsusanın (özel ibadetin) vakitleridir. Yani, gece ve gündüzün nurânî âyetlerinin nikaplanmasıyla (gizlenmesiyle) bir azamet-i İlâhiyeyi (Allah'ın büyüklüğünü) ilâna medâr (sebep) olduğundan, Cenâb-ı Hak, ibâdını (kullarnı), o vakitte bir nevi ibâdete dâvet eder. Yoksa, o namaz, açılması ve ne kadar devam etmesi, müneccim (astrolog) hesâbiyle muayyen (belli) olan ay ve güneşin husûf ve küsûflarının inkişafları (ortaya çıkmaları) için değildir."
Husûf namazıyla ilgili ayrıntılı bilgi için buraya tıklayınız...