Bu da "Yaratılış" sansürü

Darwin'in TÜBİTAK dergisindeki sansürü tartışılırken, bundan 3 yıl önce Yaratılışla ilgili Adem Tatlı'nın kitabını YÖK'ün sansürlediği ortaya çıktı

Sırrı Bedir'in Prof. Dr. Adem Tatlı ile röportajı

“Evrim ve Yaratılış” isimli çalışmanızla ilgili 2006 yılında YÖK tarafından aleyhinizde bir gelişme olmuştu. Bunu, öncesi ve sonrasıyla bizimle paylaşabilir misiniz?

2006 yılında YÖK tarafından,  “Evrim ve Yaratılış” adlı kitabım sebebiyle hakkımda soruşturma açıldı. Gerekçesi de, bu kitapta evrim konusunun yanında yaratılışa da yer vermiş olmamdı. Bu kitapta, İslâm alemindeki düşünürlerin evrim ve yaratılış konusuna nasıl yaklaştıkları, özellikle insanın yaratılışı ile ilgili  âyet ve hadislerin manaları yer alıyordu.

Bu kitabı ne zaman yazmıştınız?

1992 yılında. YÖK kanununa göre, ders kitabı ya da yardımcı kitabın üniversitenin ilgili kurullarından geçmesi gerekirdi. Bu bakımdan sözü edilen kitap fakülte ve senatodan müsaade alınarak bastırıldı. 1992 yılından 2006 yılına kadar da 14 yıl boyunca bu kitabınız üniversitelerde okutuldu.

14 yıl ders kitabı olarak okutulan bir kitapla ilgili YÖK hangi gerekçeyle soruşturma açtı?

Laikliğe aykırı davranmak gerekçesiyle.

Böyle bir yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk Yükseköğretimi’nin görevi, materyalist felsefenin pozitivist inanca dayalı 150 yıllık tartışmalı bir teorisini,  kanun şeklinde kabulünü garanti altına almak olmamalıydı.

Bir fikir kitabının, heyet huzurunda mahkeme edildiğini, Galile devri hariç, insanlık tarihi göstermiyor. Galile’yi muhakeme eden heyet, din adına sorgulamayı yapıyordu. Şimdi ise, materyalizme dayalı pozitivist bir  inancı müdafaa için yapılmıştır.

Yaratılış ve evrim konularının nasıl ve hangi ölçülerde tartışılması gerektiğine, bilimsel olup olmadığına, mahkeme heyeti değil, bir ilmin kendi yargılama sistemi ve değer ölçüleri içerisinde karar verilmelidir.
İlim dünyasında, bu ülkeyi, bir teorinin dahi tartışılamadığı bir yer olarak göstermeye kimsenin hakkı yoktur. Türk Yükseköğretimi’ne bu kara sayfayı açanlar, tarih huzurunda her halde minnet ve şükranla anılmayacaklardır.

TÜBİTAK’la alakalı gelişmeler ve gösterilen tepkileri nasıl buluyorsunuz?

TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik Dergisi’nde evrim teorisine yer verilmemiş olması, bilime karşı çıkış olarak değerlendiriliyor. Evolüsyon manasında kullanılan ve canlıların tesadüfen ve tabiatın eseri olarak silsile halinde birbirinden meydana geldiğini ileri süren evrim görüşü bilimsel değildir. Çünkü gerek ele aldığı konuları açıklaması ve gerekse takip ettiği metot bakımından bilimin kriterlerine ve kurallarına uymamaktadır.

Darwinizm ve daha geniş manasıyla evrim teorisi, felsefi değerlendirmelere ve metafizik düşünce ve yorumlara yer verdiği için, bilimsel değil, felsefi bir düşüncedir.

Diğer yandan bu dergi Ortaöğretim öğrencilerine hitap eden bir dergi. Varlıkların ve özellikle canlıların ortaya çıkışını inceleyen evrim teorisi hakkında fikir yürütebilmek, daha doğrusu, bu teoriyi anlamak için; geniş bir genetik, embriyoloji ve ekoloji bilgisine, derin bir jeoloji kültürüne, antropolojik tecrübe ile biyokimya ihtisasına sahip bulunmak, omurgasız ve omurgalılar sistematiğini, karşılaştırmalı anatomi derslerini okumuş olmak gerekir.

Bu ilim dallarından bazılarının ismini bile duymayan, tam manâsıyla geni, kromozomu ve mutasyonu kavrayamamış ortaöğretimdeki gençlere, Australopithecus ve Remapithecus gibi fosil serilerini ve primatların soy ağacını vermek, hangi ilmî gelişmenin önünü açacak ve onlara okuma şevk ve heyecanını verecektir?

Bu gelişmelerle size karşı sergilenen uygulamaları karşılaştırdığımızda önümüzde nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

Bilim dünyasında mutlak doğru ve bilimsel bir teori olarak kabul edilen evrimin tartışılması iyiye işarettir. Çünkü, tartışıldıkça her şeyin aslı ortaya çıkacak ve bilimsel düşünce hâkim olacaktır. Bilimin, doğrunun, hakikatin ve güzelin hakim olmasına ancak sevinilir.
MoralHaber

Güncel Haberleri