Dağı, siyasî bir iktidarın hiçbir hatasının darbeyi ve 3 siyasetçinin asılmasını haklı çıkaramayacağını vurguladı.
Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın asılmasıyla neticelenen 27 Mayıs darbesinin 50. yılında Avrupa Parlamentosu'nda 27 Mayıs tartışması yaşandı. Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlter Turan'ın 27 Mayıs darbesini mazur gören tavrı ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. İhsan Dağı'nın sert tepkisine sebep oldu. Avrupa Parlamentosu Türkiye Dostları Grubu'nun düzenlediği "Türkiye'de demokratik değişim''adlı panelde Prof. Dağı'nın Kemalizm eleştirisi üzerine söz alan Prof. Turan, 27 Mayıs askerî darbesinin haklı gerekçeleri olduğunu ima etti. "1960'ta darbeye davetiye çıkarıldı.'' diyen Turan'a Prof. Dr. Dağı, o dönemde yaşananların darbeyi haklı çıkarmasının mümkün olmadığı karşılığını verdi. 27 Mayıs darbesinin gerekçelerini izah etmeye çalışan Turan, "Bazı gelişmeler 1960'taki askerî darbeye davetiye çıkardı. Bunlar muhalefet liderinin (İsmet İnönü) hayatının tehdit edilmesi, muhalefetin siyasî faaliyetlerinin yasaklanması, belirsiz nedenlerle muhalefet liderinin TBMM'deki toplantılara katılmaktan (12 oturum süresince) men edilmesi ve son olarak muhalefeti soruşturmak üzere TBMM'de yargı yetkisine sahip bir komisyonun (Tahkikat Komisyonu) kurulmasıdır.'' dedi.
Prof. Dr. Dağı, cunta tarafından idama mahkûm edilen dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın Atatürk'ün son başbakanı olduğunu vurgularken, 17 Eylül 1961'de cunta tarafından katledilen Başbakan Adnan Menderes'in de Atatürk tarafından keşfedilerek CHP'den milletvekili yapıldığına dikkat çekti. Siyasî bir iktidarın hiçbir hatasının darbeyi ve 3 siyasetçinin asılmasını haklı çıkaramayacağını vurgulayan Prof. Dr. Dağı, "Askerî darbeyle devrilen o hükümet 1952'de Türkiye'yi NATO'ya sokmuş, 1959'da Avrupa Ekonomik Topluluğu'na üyelik başvurusu yapmıştı. 1960 darbesinin laikliği korumak için yapıldığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Bu, büyük bir safsata. Darbeyle devrilen hükümetin başındaki Menderes, ilk olarak CHP'den milletvekili seçilmiştir. Kemalizm karşıtı, laiklik karşıtı ya da İslamcı değil, liberal bir siyasetçidir. Ayrıca 1960 darbesine hedef olan Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Mustafa Kemal Atatürk vefat ettiğinde başbakanlık yapmaktaydı. 1960, 1971 ve 1980 darbeleri asla İslamcı tehlikeye karşı laikliği korumak için yapılmamıştır.'' dedi.
OTORİTER LAİKLİKTEN VAZGeÇİLMELİ
Ergenekon soruşturmasının orduyu hedef aldığını ve Kemalistlerin her zaman Avrupa ve demokrasi yanlısı olduklarını iddia eden İngiliz Sosyalist AP Üyesi Michael Cashman'e de katılmadığını belirten Dağı, "Keşke olsalar. Böyle olmalarını canı gönülden isterdim ama maalesef olmadılar. Kemalist görüşü benimseyen partiler her zaman önemli siyasi reformların aleyhinde oy kullandılar. Kemalistler bir zamanlar Türkiye'yi çağdaşlaştırıyor ve Batılılaştırıyordu. Ta ki 1999'da (Türkiye AB'ye aday ülke kabul edildiğinde), Batılılaşmanın Türkiye'de devlet ve toplum ilişkisini yeniden yapılandırmayı gerektirdiğini fark edinceye kadar.'' diye konuştu. Türk demokrasisinin güçlenmesi için iki şart olduğunu kaydeden Prof. Dağı, Kürt sorununun çözülmesi ve otoriter laiklikten vazgeçilmesinin mecburiyet olduğunu belirtti. AP üyesi Howitt, Türkiye'de artık bir askerî darbe tehlikesi olduğuna inanmadığını vurgularken, KPK Eşbaşkanı Helene Flautre, anayasa reformuna tam destek verdiğini tekrarladı. Flautre, anayasa paketinin mükemmel olmadığını ancak yepyeni bir anayasa için ilk adımı teşkil ettiğini kaydetti.
Zaman