Suriye’de iç savaş şiddetlendikçe tablo da giderek bulanıklaşıyor. Her iki taraftan yapılan propagandanın şiddeti artıyor, neyin ne olduğunu kestirebilmek giderek güçleşiyor.
BM Genel Sekreterinin barışı koruma operasyonlarından sorumlu yardımcısı Herve Ladsous, Suriye'nin "iç savaş halinde olduğunu" söyledi.
Fransız diplomat Ladsous, gazetecilerin Suriye'deki durumla ilgili sorusu üzerine, "Suriye'deki durumunun iç savaş boyutuna geldiğini söyleyebiliriz" dedi.
Ladsous, Suriye hükümetinin ülke topraklarının büyük kısmını ve birçok kenti kaybettiğini ve buralarda kontrolü yeniden sağlamak istediğini belirtti.
Herve Ladsous, şiddetin büyük oranda tırmandığını da vurguladı.
Ülkede birinci elden bilgiye ulaşabilen tek kaynak, BM’ye bağlı olarak görev yapan 300 gözlemci. Onlar da ancak çatışma bölgelerine erişebilmeleri durumunda bilgi edinebiliyor. BM gözlemcileri, direnişin kalesi durumundaki Humus kentinde şiddetin endişe verici bir şekilde arttığını haber veriyor.
BM gözlemcileri Humus’ta direnişçilerin askerleri kaçırdığını, kadın ve çocukların esir tutulduğunu, onların Humus’tan çıkarılmasına çalıştıklarını bildiriyor.
"BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ"
Bu koşullar altında BM’nin yayınladığı bir rapor tüyler ürpertici saptamalar içeriyor. Raporda çocukların hem Esad rejimine bağlı askerler hem de asiler tarafından silah altına alındığı, canlı kalkan olarak kullanıldığı, esir alınarak tecavüz, cinsel taciz ve işkenceye maruz bırakıldıkları belirtiliyor. BM'nin çatışma bölgelerindeki çocukların durumuyla ilgili özel temsilcisi Radhika Coomaraswamy, Suriye'deki çalışmalarının ardından hazırladıkları raporun sonuçlarını şöyle özetliyor:
ÇOCUKLARA ŞİDDET
“Çocuklara yönelik bu derece feci bir suç işlendiğini şimdiye kadar hiç görmedim. Tabii ki savaşlarda çatışmalar sırasında çocuklar da ölüyor. Ama işkence, çocukların tankların önünde canlı kalkan olarak kullanılması ya da infazlar… Böyle bir şey yok. Gerçekten korkunç. Direnişçilerin çocukları silah altına aldığını biliyoruz. Komuta kademesi tabii ki bunu yalanlıyor. Muhtemelen stratejileri de bu değil. Ama muharip birliklerde mevcut uygulama bu.”
Raporu hazırlayan Coomaraswamy, dünyadaki pek çok çatışma bölgesinde çocukların çapraz ateş arasında kalarak öldüğünü, ancak Suriye'deki gibi esir tutularak işkence görmelerinin aşırı bir zulüm olduğunu belirtti. 2011 yılı Ocak-Aralık ayları arasını kapsayan rapor, bu yıl yaklaşık 200 çocuğun öldürüldüğü Hula ve Kubeyr'deki katliamları içermiyor. Coomaraswamy, Suriye'de sivillere yönelik şiddetin hesabını tüm dünyanın tuttuğunu belirterek, bu suçların cezasız kalmayacağına inandığını söyledi.
TABLO GİDEREK BULANIKLAŞIYOR
BM raporundaki bilgilerin bir bölümü, BM gözlemcilerinin göreve başlamasından önceki görgü tanıklarının ifadelerine dayanıyor. Kaynakları doğrulamak mümkün değil. Örneğin Hula'daki katliamı Şam yönetiminin üzerine atmak için asilerin işlemiş olabileceği üzerinde de duruluyor.
Uluslararası basına her gün bilgi geçen Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne yönelik kuşkular da her geçen gün artıyor. Sürgündeki bir muhalifin kurduğu bu örgüt İngiltere’den çalışıyor ve tasdik edilmesi imkansız bilgileri yıldırım hızıyla basına ulaştırıyor. BM’ye bağlı kuruluşların verdikleri bilgiler bile birbiriyle çelişebiliyor. Gerçekler, Suriye'nin bulanık suları arasında kaybolup gitmiş görünüyor.
BM araçları saldırıya uğradı
Öte yandan Suriye'deki BM gözlemcilerinin 3 aracının Lazkiye vilayetindeki Haffa bölgesi yakınında saldırıya uğradığı bildirildi.
Suriye'deki BM Gözetim Misyonu'ndan yapılan açıklamada, Haffa'ya gitmeye çalışan gözlemcilerin araçlarının öfkeli kalabalığın saldırısına uğradığı belirtildi.
Açıklamada, bölge sakinlerinden oluşan kalabalığın, taş ve demir sopalar attığı araçların çevresini sardığı, BM gözlemcilerinin yola devam etmesini engellediği vurgulandı.
Geri dönen BM gözlemcilerinin 3 aracının kuzeydeki İdlib bölgesinde silahlı saldırıya da uğradığı belirtilirken, nereden ateş edildiğinin bilinmediği bildirildi.
Açıklamada, gözlemcilerinin yara almadığı kaydedildi.
Dünya Bülteni