Bismillahirrahmannirrahim
Ey eşi benzeri olmayan sanat sahibi Yâ Bedî'! Ey bütün güzelliklerin mutlak kaynağı Yâ Cemîl! Ey bütün kâinatın gerçek Sultanı Yâ Melik! Ey mülkün yegâne sahibi Yâ Mâlikü'l-Mülk! Ey her şeyi hikmetle süsleyen Yâ Hakîm! Ey yeşeren her dala hayat veren Yâ Muhyî! Ey bütün mahlûkatı Sana şahit kılan Yâ Şehîd!
Ey Rabbimiz! Bizlere, yeşeren her dalda Senin Bedî' isminin sanatını, her güzellikte Cemâl isminin tecellisini, her hayat eserinde Muhyî isminin rahmetini ve bütün kâinatta Melik isminin saltanatını okuyabilen bir basiret ihsan eyle.
Bizleri, güzelliğe takılıp kalanlardan değil; güzellikten Güzeller Güzeli'ne ulaşanlardan eyle. Gördüğümüz her çiçek, her yaprak ve her meyve; kalbimizde Senin marifetini, muhabbetini ve şükrünü artırsın. Hayatımız da tıpkı o yeşil dallar gibi, Senin rızana meyve veren, insanlara fayda ulaştıran ve Senin saltanatına şahitlik eden bereketli bir ömür olsun. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
أَوْ زُيِّنَتْ لِبَدِيعِهَا أَغْصَانُهَا الْمُخْضَرَّةُ لِيَشْهَدَ سُلْطَانَهَا آثَارُهَا الْمُؤَثِّرَةُ.
"Yahut o ağacın yemyeşil dalları, Bedî' olan Yaratıcısı için öyle süslenmiştir ki; tesirli eserleri, O'nun saltanatına şahitlik etsin."
Bu cümle, önceki üç teşbihin (kaside, gözler ve temaşa) ardından dördüncü teşbihi getirir. Burada artık ağacın yeşil dalları bir saltanatın nişanları ve hâkimiyet alametleri olarak okunmaktadır. Bediüzzaman, ağacın estetik görünüşünü sadece güzellik olarak değil, Rubûbiyet saltanatının mührü olarak göstermektedir. Kur'ân Bağlantısı olarak bu cümle şu ayetlerle yakından ilişkilidir:
"Biz yeryüzünü onlar için bir ziynet yaptık." (Kehf, 7)
Ziynet, Allah'ın sanatını gösterir.
"O, yarattığı her şeyi en güzel yaptı." (Secde, 7) Bu ayet,
زينت hakikatini açıklar.
"Mülk elinde bulunan Allah ne yücedir." (Mülk, 1) Buradaki
سلطان ifadesi, Rubûbiyet saltanatına işaret etmektedir.
Bu cümle özellikle:
Onuncu Söz'de baharın "saltanat-ı Rubûbiyet sergisi" oluşunu,
Otuz İkinci Söz'de Esmâ'nın kâinattaki tecellilerini,
Âyetü'l-Kübrâ'da bütün mahlûkatın "şehadet" vazifesini,
Yirmi Dördüncü Mektup'ta güzelliğin Esmâ'nın aynası olduğunu
bir cümlede özetlemektedir.
Burada ağaç artık sadece yaşayan bir organizma değil;
Rubûbiyet saltanatının yeşil bir sancağı hâline gelmektedir. Bu cümlenin hikmeti, tabiattaki güzelliğin sadece görsel bir zevk olmadığını; ilâhî saltanatın ve Esmâ-i Hüsnâ'nın görünür bir delili olduğunu öğretmektir. İnsan, güzellikte oyalanmak yerine güzelliğin Sahibine ulaşmalıdır. Yeşeren her dal, insana "Ben kendim için değil, Bedî' olan Rabbimi göstermek için varım." demektedir. Güzellik, tüketilecek bir nesne değil; okunacak bir ilâhî işarettir.
Hazırlayan: Nuran Şahin