Biz İsrailliler artık utanç duymuyoruz

Bir zamanlar ırkçı uygulamalar vardı ama gizliydi. Hep bir izah getirilirdi. Şimdi her şey apaçık. En önemli fark burada. Yıllar önce kovulan Filistinliler için şimdi "neden hepsini kovmadık ki" deniyor. Artık utanç da duymuyoruz.

Sokaklarda tedirginlik ve şüphe

Geçtiğimiz haftalarda en çok tartıştığımız konulardan birisi olan İsrail'in Türkiye'ye bakışı, Türk büyükelçisine karşı gösterdikleri tavır ile iyice netleşti. Aslında bu tavır İsrail siyasetini yakından takip edenler için çok da şaşırtıcı bir tablo değil. Filistin-İsrail meselesi; meselenin tanımlanışından çözümüne, aynı coğrafyada yaşasalar da iki ayrı toplumda çok farklı algılanıyor.

"Nasıl olur da böyle düşünebilirler, apaçık bir haksızlığı görmüyorlar mı?" soruları Tel Aviv'de fazla bir şey ifade etmiyor. Kudüs'ten yarım saatlik uzaklıktaki Tel Aviv'de insanlar sanki bambaşka bir dünyanın içinde yaşıyorlar. İsrail toplumu ne renk ne de görünüm olarak homojen bir yapı göstermiyor. Her biri farklı bir ülke ve kültürden gelmişler. İsrail vatandaşı olurken devletten hayatlarının her şeye rağmen korunacağına ilişkin yasal teminat almışlar. Tel Aviv Kudüs gibi değil. Sokaklarda ve hayatın içinde hiç dinsel bina ve sembol yok. İki şehirde de ortak tek bir tutum var: Tedirginlik ve şüphe... Kudüs üç dini taşıyan yer yer de bir Arap şehri iken Tel Aviv sokaklarında, Araba benzeyen birilerini görmek çok zor. Kudüs'te görüştüğümüz Iraklı Kürt Yahudilerden Ezra Nawi, İsrail'de yaşayan Arap Yahudilere de ayırımcılık yapıldığını söylüyor.

Orada bulunduğum üç gün içinde Tel Aviv sokaklarında Müslüman görünümlü hiç kimseye, hatta kendimden başka hiç bir başörtülüye rastlamadım. Sokaklarda her tende insan var. Tüm farklılıklara rağmen Filistin konusunda gayet homojen bir tutum izliyorlar. Bir utanç ya da pişmanlık gözlenmiyor. Ancak yine de aralarında birçok siyasi eğilim ve görüş farkı da var. Bu röportajları Nuray Mert ile birlikte yapmıştık. "Filistin meselesine İsrailliler nasıl bakıyor?" sorusuna cevaplar aradık. İsrail'deki liberal, milliyetçi, dindar, solcu, muhafazakâr birbirinden farklı kesimler aynı bakış açısına mı sahipler? Filistin meselesine İsrail'den bakış, bölgeyi tanımak açısından da önem taşıyor. Bu röportajların önyargılarımızı güçlendirmek için değil, bölgeyi daha iyi tanımak ve son gelişmeleri anlamak açısından önemli olduğuna inanıyorum.

*

Amera Has ile Filistin otoritesinin başkenti Ramallah'ta buluştuk. İsrail'deki sol kesimi temsil ediyor. İsrail'in en eski gazetesi olan Haaretz de yazıyor. Sürekli işgali yazdığı için işgal altındaki topraklardan yazmayı tercih ediyor. Şimdi Ramallah'ta yaşıyor. Daha önce de Gazze de yaşamıştı ve Gazze üzerine "Gazze'de Denizi İçmek" isimli bir kitabı var. Hass, Filistinlilerin hakkını savunan İsrailliler arasında yer alıyor, dünya kamuoyunda da tanınıyor. Barış konusunda umutlu değil. İsrail'in barış için adım atacağına inanmıyor.

BARIŞ SÜRECİ YOK, MÜZAKERE VAR

"Gazze'de Denizi İçmek" tamamen Gazze üzerine yazdığım bir kitap. Aslında İsrail işgalini anlatıyor. Bölgede asıl gelişme şu ki hiçbir gelişme yok. İsrail hala statükodan, işgalden, sömürgeleştirme sürecinden ve barış süreci görüntüsünden istifade ediyor. Gerçekte barış süreci yok, sadece bir müzakere süreci var. Müzakerelerde ise İsrail, barış için gerekli olan en önemli şeyi, yani iki devletli çözümü engellemeyi başardı. Müzakere sürecinde statüko İsrail'in lehine oluşturuldu ve uluslararası kamuoyu, özellikle de Amerika, bunu engelleyecek hiç bir şey yapmadı.

YERLEŞİMLER KALDIRILMALI

Obama yönetiminin bir farkı var mı?

Obama'nın İsrail'i sıkıştırdığını görmüyorum. Çünkü fark yaratacak tek şey İsrail'i bütün Yahudi yerleşimlerinin kaldırılması sürecini başlatmaya zorlamaktır. Çünkü bu, iki halk için de güvenli bir geleceği garanti etmenin tek yoludur. Bu davranış Filistinlilere İsrail'in sömürgeci geçmişiyle, sömürgeci karakteriyle bağlarını koparmaya gerçekten karar verdiğini gösterecek bir mesajdır.

GAZZEYİ BATI ŞERİA'DAN İSRAİL KOPARDI

Filistin'deki ikili hükümet yapılanması barış sürecini ne yönde etkiliyor?

Şu an Filistin'de inşa edilen iki hükümet de gerçek sayılmazlar. Hiç bir devlete hükmetmeyen ama normal hükümetlermiş izlenimi veren ya da böyle davranan iki kukla hükümet var ortada: Hamas hükümeti ve Filistin Otoritesi hükümeti. Aslında Gazze'yi Batı Şeria'dan koparmak 90'ların başından itibaren bir İsrail politikası idi. Bu geçtiğimiz bir kaç yıl içerisinde artan Filistin iç çatışması sayesinde aşamalı olarak hedefine ulaşan, başarıya ulaşan bir politika oldu. Yani Filistinlilerin iç çatışması bu iki Filistin bölgesini birbirinden ayıran İsrail politikası ile tamamen örtüşüyor. Şimon Perez bu şekilde bir ayrışmayı, bölünmeyi yıllardır savunuyordu. 1995 ve 96'da Arafat'a ve FKÖ'ye Gazze'de bir devlet ilan etmesini teklif etti.

GENÇ NESİL GERÇEĞİ BİLMİYOR

Sizce barış süreci ne kadar gerçek/çi?

Şimdi şöyle bir mesele var. İsrail'e 1967'den sonra göçmen olarak gelen ya da 1967'den sonra doğmuş İsrailli kuşak eskiden nasıl olduğunu bilmiyor. Ayrıca aslında var olmayan bu yalancı barış sürecinin içine doğan askerler de var. Onlar için normal bu durum. Benim içinse bir kaç fark olmakla birlikte daha çok apartayd sistemine benziyor. İki millet aynı toprak parçasında yaşıyor ve tek devlet tarafından yönetiliyorlar ama tamamen farklı ve çelişkili haklara sahipler. Başka bir gerçeklik bilmeyen ve bu realiteyi doğal kabul edenler ise İsrailli genç kuşaklar ve yeni göçmenler.

UTANÇ DUYMUYORUZ

İsrail halkı Filistinlilere yapılan saldırılar ve haksızlıklar karşısında ne düşünüyor?

Bundan 30 - 40 yıl önce bir utanç vardı ve insanlar bunu saklamak için ikiyüzlü davranıyordu. İkiyüzlülük bazen olumlu bir şeydir. Çünkü başka bir değerler sisteminin hâkim olması gerektiğinin farkındasındır. Ama şimdi bu ikiyüzlülük bile yok. Bir zamanlar ırkçı kanunlar ve uygulamalar vardı ama gizliydi, hep bir şekilde izah getirilirdi. Şimdi ise her şey apaçık. En önemli fark da burada. İsrail vatandaşı olan Filistinliler 1947'den beri ayrımcılığa uğruyor. Tabi ülkeden kovulanları saymazsak. Yıllarca "bu onların suçu", "onların yüzünden oldu", "kimse onları istemiyordu", "aslında olmadı" gibi şeyler dendi. Şimdi ise "hata bizde, niye hepsini kovmadık ki" deniyor. Uygulamada değişen çok bir şey yok ama artık utanç da duymuyoruz.


Filistin hazır değil barış ihtimali sıfır


Prof. Barry Rubin Tel Aviv'de İnterdisiplinler Merkezi (IDC) isimli kar amacı gütmeyen bir kolejde ders veren bir siyaset bilimci. Ortadoğu uzmanı olarak makaleleri, yazı ve analizleri önemle takip ediliyor. Özellikle terör ve terörle mücadele başlığı altında dersler veriyor. İsrail'in şahin siyaset bilimcilerinden. Müslüman ülkeler üzerine yazdığı kitaplar arasında Türkiye ve İstanbul da var. İsrail'de ayrıca Türkiye uzmanı olarak kabul ediliyor.

Amerikan Dış Politikasında Obama dönemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalanma ihtimali sıfır çünkü Filistin tarafı buna hazır değil. Dolayısıyla bu bir yanılsama. Obama'nın uluslararası ilişkilerde gerçek hiç bir tecrübesi yok. Aslında pek bir şey bilmiyor ve bütün sorunları bir kaç ay içinde halledeceğini sanıyor ama halledemeyecek. Dolayısıyla bir yerde bunu anlayacak ve işte o noktada Amerikan politikasını nasıl yönlendireceğine karar verecek. Bence 2009 sonu kilit bir dönemeç. Amerikalılar İran'ın veya Suriye'nin onlarla dost olmak istemediğini ve Obama'nın her şeyi çözemeyeceğini anladıklarında büyük bir karar vermeleri gerektiği gerçeğiyle karşı karşıya kalacaklar. Onlara göre çatışmaya ihtiyaç olmayan bir dünyada yaşıyoruz. Yine bu bakışa göre, gerçek bir çıkar çatışması yok. Bütün temel sorunlar çözümlenmiş durumda ve böyle düşünmeyen herkes aptal! Her şey birer yanlış anlamadan ibaret ve eğer özür dilersen işler yoluna girer.

İRAN'LA UZLAŞI FİKRİ BEYAZ SARAY'IN

Bush ve Obama'yı aynı çizgide mi görüyorsunuz?

Obama ve Bush'un olayları yorumlama şekilleri farklı olsa da, derinde bir yerlerde aslında aynı düzlemi paylaşıyorlar. Tabi şunu görmek ilginç; bürokratlar İran'la uzlaşmanın mümkün olduğuna inanmıyor, uzlaşma fikri daha çok Beyaz Saray'a ait.

Filistin tarafının barış sürecine dair yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle, Filistin Otoritesinin büyük bir çoğunluğu hala tüm İsrail'i istiyor. İkinci olarak, halkı uzlaşma için hazırlamaya başlamadılar bile. Üçüncüsü, Filistin Otoritesi Hamas'la barış yapmaya çok istekliler. Bunu başardılar diyelim, bu Filistin Otoritesini radikalleştirecek. Kapsamlı bir diplomatik çözüme ulaşılmasını beklemiyorum. Bu demek değil ki yapacak hiçbir şey yok, aslında yapılabilecek şeyler var.

Neler mesela?

Filistin Otoritesi tarafından hayal kırıklığına uğratılmış olsak bile, Filistin Otoritesinin Hamas tarafından yerinden edilmeden iktidarda kalmasını, Filistin halkının hayat standartlarının yükseltilmesini istiyoruz. Dünyada harika bir imaja sahip olmalarına rağmen, Avrupa'dan Filistin Otoritesiyle iş yapmış ve halkla görüşmüş insanlardan sürekli şunu duyuyorum, "Bu adamlar bir alay eşkıyadan başka bir şey değil, yetersiz ve rüşvetçiler".

Neden böyle düşünüyorsunuz?

Bence son 16 yıl içinde çok ders aldık. Oslo anlaşması 16 yıl önce imzalandı, 15 yıl önce Filistin Otoritesi oluşturuldu. Bu uzun bir süre. Filistinli liderlerin davranışlarını gördük, sicilleri bozuk, ilerisi için ne beklememiz gerektiğini biliyoruz. İsrail 5 maddeden oluşan bir barış planı sundu. Bu son derece önemli bir gelişmedir. Peki bu barış planına nasıl bir tepki geldi? Negatif. Negatif olmasının sebebi ise Filistin Otoritesinin henüz iki devlet çözümüne hazır olmamasıdır. Durumun ironisi de burada...


Herkes İsrail'i bildiğini zannediyor


İsrail'de dini grupların etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yaşananları anlamak için, öncelikle İsrail'i anlamalısınız. Dünyada insanların İsrail kadar hakkında çok şey bildiklerini sandıkları bir başka ülke yok. Gerçekte insanlar İsrail'deki dini gruplar hakkında şunu anlamalılar; dindar insanların yönetimi ele geçirmek gibi bir dertleri yok. İsrail'deki dini gruplar belli seçim bölgelerini oluşturuyorlar. Bunlar ülkeyi ele geçirmenin peşinde olmayan siyasi gruplar. Bu siyasi grupların amacı topluluklarındaki çocuklar için okul, iş için para sağlamak ve kendileri için temel kaynakları garantiye almak. Bu siyasi partilerin oyları yükselmez. Yani dini gruplarda yükseliş yok.


Yerleşimlerin sorumlusu Filistin


İki taraf arasında çözülemeyen başlıca sorunlardan birisi yerleşim yerleri meselesi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Eğer tam 9 yıl önce Camp David'de Filistin Otoritesi barış konusunda anlaşmaya varsaydı yerleşim sorunu filan olmayacaktı. Bugün yerleşimciler orada olmayacaklardı. Filistin otoritesi Filistin bölgesi üzerinde ne zaman anlaşmaya varırsa, o zaman Yahudi yerleşimi kalmayacak. Eğer çok üzülüyor ve çözüm istiyorlarsa kapsamlı bir barış anlaşması yapmalılar. O zaman Yahudi yerleşimleri diye bir sorunları olmaz. Bu yüzden bu son derece uyduruk bir mesele... İsterlerse bütün yerleşimlerin kaldırılmasını sağlayabilirler.


Toplumda bölünme yok


Filistin'e yapılan saldırılar karşısında İsrail kamuoyunda farklı sesler yükseliyor mu?

İsrail toplumunda bölünme olduğunu söyleyemem. Aralık ve Ocak ayında gerçekleşen Gazze kıyımını örnek olarak alırsanız İsrailli Yahudilerin hemen hepsi bunu destekledi. Konu Filistinliler olduğunda oldukça homojen bir toplumumuz var. Bu kadar yıl boyunca İsrail işgaline karşı güçlü bir itiraz yükselmedi. Bazıları seslerini çıkardı ama harekete geçme konusunda zayıf kaldılar. Tabi ki işgale karşı çıkan ve bu konuda fedakârlıkta bulunmaya hazır bir kaç aktivist grup vardı. Ama maalesef kalabalık değiller. Bu hareketleri Cezayir ya da Amerika'daki karşı duruşla kıyasladığımda çok az buluyorum. İşgale karşı direnen, bu konuda çalışmalar yapan İsrailliler var. Ama kimseye karşı bir tehdit oluşturmuyoruz.


Tarihi gerçeğimizi Filistin idrak etti


İki devletli çözümün mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?

Şunu anlamalısınız ki Arafat döneminde sunulan iki devletli çözüm İsraillilere yapılmış çok cömert bir teklifti. Ama 90'ların başında biz İsrailliler bu şansı kaybettik. Çünkü bu sadece bir teklif değil İsrail tarihine şefkatli bir bakıştı da aynı zamanda. Yani bize öğretilenin aksine İsrail, Avrupa tarihinin ve Yahudi soykırımının bir ürünüdür. Filistinliler bu özel tarihi durumu anladıkları için İsrail'in Cezayir'deki Fransız sömürgesinin ya da Kenya'daki, Hindistan'daki İngiliz sömürgesinin yok olması gibi çözülüp eriyip kaybolmayacağını idrak ettiler. Filistinliler bir anlamda bu tarihi gerçeği anladılar, İsraillilerse reddettiler. Korkarım ki artık çok geç ve bu sorunu kan dökülmeden çözüme kavuşturma şansını kaybettik. Bunu artık hayal bile edemiyorum.


Fanteziyi değil realiteyi anlayın


Filistin Otoritesi olarak kimi muhatap alıyorsunuz?

Fetih'in de, Filistin Otoritesi'nin de gücü yok. Gerçek iktidar sahipleri farklı şehirlerdeki adamları kontrol eden, silahlandıran savaş çetelerinin reisleridir. Fetih'in merkezi komitesine bakarsanız 20-23 üyeden oluşuyor. Bunun içerisinden kaç tanesi Fayad gibi ılımlı sayılabilir? 22-23 kişiden ancak 3-4 kişi. Bu demek değil ki Fetih'in kuracağı bu Arap - Müslüman devleti, Hamas'ın kuracağı devlete benzeyecek. Hamas tabi ki daha çok İran'a benzeyen, Fetih ise mevcut Arap rejimlerinden birine benzeyen bir devlet kuracaktır. Ama Fetih'in kuracağı devlet de seküler bir devlet olmayacaktır ve herkes bunun farkında.

Filistin Otoritesinin yaklaşımı her zaman için 'Bütün Yahudiler çekip gitmeliler' şeklinde olmuştur. Filistin tarafında aşiret ve aile ilişkileri kesinlikle son derece önemli. Filistin Otoritesi'nin yaptığı, uluslararası yardım fonlarını almaya devam etmelerini garantilemek için Amerika'da eğitim görmüş ılımlı bir adamı başbakan yapmak oldu. Eğer dünyadaki en karmaşık ve ciddi meselelerden birini halletmek istiyorsanız bu meselelerin binlerce mil uzaktaki insanlar tarafından kurulmuş fantezisini değil realitesini anlamakla işe başlamalısınız.
Yeni Şafak

Dünya Haberleri