Bir Nurculuk manifestosu: Müspet hareket

Ömer ÇELEBİ

Gündem o kadar yoğun ve gergin ki, hadiselerin içerisine dâhil olmadan hariçten temaşa etmek çok zor.

İsteseniz de, istemeseniz de dâhil oluyorsunuz.

Her ne kadar hislerine esir düşenler kendince; ‘tarafsızlık, imansızlığın şiarıdır’ demesine rağmen pencerelerden seyredip içlerine dalmamak da müspet hareketin en güzel bir rüknüdür.

‘Birbiriyle boğuşanlar müspet hareket edemezler’ sırrına erenler bu cereyanların tehlikesini önceden sezmişlerdir.

Herkesin vazifesi belli ve pozisyonunu muhafaza ediyor ya da etmeye çalışıyor.

Şüphesiz herkesin âlemini en çok dağıtan hadise 15 Temmuz’daki o karanlık gece ve akabinde meydana gelen hadiseler zinciri.

Mit krizi ile ifşa olunan, 17 Aralık’ta alevlenen ve 15 Temmuz’da ülkeyi yakan ‘Fetö’ komitesi ister istemez Risale-i Nurla alakadar olan her kesimi de tartışmaların içine sevk etti.

Komite militanlarınca töhmet altında bırakılan, tüm cemaatlere kin ve husumetini bu gerekçeyle dile getiren şebekelerin hedefi haline geldi Nurculuk.

Tabi müspet olmayan bu hadiseler elbette üzüntü verici lâkin Nur Talebeleri her bir hadiseyi kutlu bir doğumun sancısı olarak görmekle mükelleftir.

Her ne kadar da 28 Şubatçılar ve taşeronları tarafından her akşam televizyon programlarında Fetö’nün, Nurculuğun bir türevi olduğunu ısrarla dile getirse de bu tuzağa düşmeyecek olan şuurlu devlet ricalimiz var, hamdolsun.

Asıl olan vazife; Dinimizin herkese pak ve saf haliyle tebliğ edilmesi, Risale-i Nur'un meslek ve meşrebine mümkün oldukça zarar gelmemesi ve Bediüzzaman isminin herkese doğru ve güvenilir bir şekilde ulaştırılmasıdır.
Kalpleri Allah'tan başka kimse bilemez! Kim ne için mücadele veriyor, dert edişi Bediüzzaman’ın kudsi davası mı, değil mi bilmeyiz, bilemeyiz.

Bediüzzaman vefat etmeden önce şüphesiz bu tür hadiselerin husule geleceğini sezmiş ve yanında bulunan talebelerine iman hakikatlerini anlattığı gibi "nasıl hizmet ederiz, maddi cereyanlara karşı nasıl mukabelede bulunuruz" gibi cemaati potansiyel olarak sarsabilecek her hadiseye de tedbir almıştır.

Bu mukabele metodları başta 'Hizmet Rehberinde' olduğu gibi muhtelif lâhika ve mektuplarda da izahlı bir şekilde yazdırılmış.

Detaylara girmeyeceğim.

Risale-i Nur'u az çok okuyanlar başta 'müspet hareket' olmak üzere Nur Talebelerinin hem siyasi hem de beşeri mevzularda nasıl hareket ettiklerini ve nasıl hareket edeceklerini bilirler.

Nur Talebeleri'nin hizmet düsturları arasında makam ve maddi menfaat beklentisinin olmadığını sağır sultan bile işitir oldu.

Nur Talebelerinin gayesinin insanları Allah'a karşı olan sorumluluklarını yerine getirmede en kısa ve en tatlı bir yol olduğunu dünya genelinde açılan Nur Medreseleri ve akademik çalışmalar ispat ediyor.

Bediüzzaman'ın hem kendisi hem de yaşadığı mütevazi hayatı bile Risale-i Nur okuyucularına birer rehber-i kamil olmalıdır.

İşte kirli ve necis bir el Fetö üzerinden Nurcuları da etki alanına bilerek sokmak istiyor.

Evet, zor ve çetin bir devirden geçiyoruz. Nurculuk tanımlamasının yeniden gündeme geldiği, Risale-i Nur hizmetinde bulunan gruplar arasında hatta kendi içlerinde bile bir ihtilafın olduğunu müşahede ediyoruz.

Şahsi kanaatim o ki: Hükümete husumet besleyenler de, husumete husumet besleyip hükümet safında bulunan ve ifrat edecek kadar müspet hareketten uzaklaşanlar da kendilerini bir mihenge vursunlar.

Maalesef tartışmaların temelinde iman ve küfür muvazenesi yerine menfi meseleler, maddi çıkarlar hâkimken ukbalık dava yerine seküler bir uğraşı var.

İster kabul edin ve etmeyin bazı Nur Talebeleri de popüler kültürün cereyanlarına kapılıveriyor, farkında olmadan fanatikleşiyor ve Cadde-i Kübra-i Kuraniye yolundan sapabiliyor.

Allah muhafaza! Rabbim bizi o yoldan bir an bile şaşırtmasın ve ayırtmasın.

Her ne kadar hadiselerin dağlarvari dalgaları içerisinde olsak dahi bir Nurculuk manifestosu olan müspet hareketten asla taviz vermemeliyiz.

Evet, asla ve kat’a…

Zira hayırlı işlerin muzır manileri olur. Şeytanlar o hadimlerle çok uğraşır. İsterler ki, ben yandım sen de, siz de yanın. Ya da cidali yedi düvele yaymak isterler.

Veya pusuda bekleyenlerin tasallutuna maruz kalırsınız.

O yüzden Bediüzzaman’ın sistemini kurduğu halkanın içerisinde yakında değil, içerisine girmek bu buhranlı zamanda önem arz ediyor.

Tabi ki bu halkada iman iklimi var, Kur’an dellallığı var, ukba ve tefekkür var, devletin ve milletin asayişini muhafaza ve müdafaa var.

Devletin işleyişi ile asla bir paralellik yok ve olamaz.

Arayan ya casus ya da merduttur!

Saygıyla

Twitter: https://twitter.com/omercelebiresmi

 

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.