Bir Hukukçu Gözünden 13. Bediüzzaman Sempozyumu Hakkında Düşünceler

MİSAFİR KALEM

Prof. Dr. Süleyman Dost
(Süleyman Demirel Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Öğretim Üyesi)

İstanbul’da 4-6 Ekim tarihleri arasında “Küresel krizlere Kur’ani Çözümler” ana temalı 13. Bediüzzaman sempozyumu düzenlendi. Sempozyumda Bediüzzaman ve eserlerini merkeze alan, 60 ülkeden gelen farklı disiplinlerdeki akademisyenler tarafından 262 tebliğ sunuldu. Bu tebliğler, aile, eğitim, hukuk, psikoloji, sosyoloji, ekonomi gibi pek çok alanlarda ortaya çıkan küresel problemlere dair Risale-i Nur’un, Kur’ani çözümler sunduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Gönül isterdi ki bu Sempozyum’da “hukuk ve adalet” ile ilgili Bediüzzaman’ın sunmuş olduğu çözümler konusunda tebliğler olsun.

Bir hukukçu gözüyle bakılacak olursa Risale-i Nur eserlerinde, insan hakları, savunma hakkı, ispat hukuku gibi hukukla alakalı pek çok konunun ele alındığı görülmektedir. Bunlar arasında şu üç konuya değinmek istiyorum:

1-Bediüzzaman ve talebeleri ile eserleri, yüzlerce takipsizlik veya beraat alan bir eserdir:

Bediüzzaman ve talebeleri hakkında, 2000’li yılların başına kadar çok sayıda inceleme ve soruşturma başlatılmıştır. Bütün bu süreçler, birkaçı haricinde takipsizlik veya beraatla sonuçlanmıştır. Dünyada bir eser ve okuyucuları hakkında bu kadar çok inceleme-soruşturma başlatılıp da nihayetinde takipsizlik veya beraat kararı verilen başka bir eser görülmemiştir.

2-Bediüzzaman ve talebelerinin müdafaaları, kendi şahıslarından ziyade Kur’an hakikatleri ve Risale-i Nur eserlerinin müdafaası niteliğindedir.

Kendilerine bir suç isnadı yapılan insanlar, mahkemelerde çoğu zaman hukukun boşluklarından faydalanır veya inkar ederek kendilerini savunmaya çalışırlar. Ancak Bediüzzaman ve talebeleri, Risale-i Nur eserlerini okuduklarını veya yazdıklarını asla inkar etmemişler ve bu faaliyetlerinin hukuka uygun olduğunun ispatı yoluna gitmişlerdir. Bu ispatı yaparken de kendilerini cezadan kurtarmak için değil, eserlerin ve faaliyetlerin selametini maksat edinmişlerdir. Osman Yüksel Serdengeçti’nin dediği gibi “Bu müdafaalar bir nefs müdafaası değildir, büyük bir dâvânın müdafaasıdır[1]”

3- Bediüzzaman ve talebeleri bulunduğu hapishaneleri, eğitim ve ıslah merkezlerine dönüştürmüşlerdir.

Hukukta özellikle hürriyetten mahrum bırakma (hapis) cezalarının temel amaçlarından birisi suçlunun ıslah olmasıdır. Bunun için pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de cezaevlerinde, mahkumlara yönelik çeşitli eğitim programları uygulanmaktadır. Bu eğitimlerin amacı mahkumun kendisine, ailesine ve topluma faydalı insanlar haline gelmesidir. Ancak günümüzde cezaevlerinde bunun başarıldığını söylemek güçtür. Oysa Bediüzzaman ve talebeleri, bunu başarmışlar ve cezaevlerini tam bir eğitim ve ıslah merkezlerine çevirmişlerdir.

Netice itibariyle Bediüzzaman ve eserlerinde, akademik açıdan ele alınması gereken hukuk ile alakalı pek çok konu vardır. Bu vesileyle 13.Bediüzzaman Sempozyumu’nu düzenleyen ekibi kutlar, Sempozyum kapsamındaki bütün faaliyet ve sunulan tebliğlerin ittihad-ı İslam’a vesile olmasını temenni ederim.

[1] Said Nursi, Tarihçe-i Hayatı, Envar Neşriyat, s.631.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.