Bir gönül borcu (ıv)

Abdulkadir MENEK

Kurtarıcılar dört elle sarıldılar, kurtardıkları ve yönetimin ele geçirdikleri vatana. Suçlularla birlikte masum insanlar da büyük bir husumete hedef olmaya başlamışlardı. Bu vatan gençlerinin, kökü dışarıda ideolojilerin kurbanı olmaması için büyük bir fedakârlık göstererek çalışan vatan evlatları da, yaptıkları mukaddes hizmetler nedeniyle suçlanmış ve çile çekmeye başlamışlardı.

İşte bu masum ve günahsız vatan evlatlarından birisi de, içi ve dışı nur olan, nur konuşan ve nur saçan bu müstesna insan idi. Bulunduğu beldenin kütüphanesine bazı dini kitaplar almıştı. Boşlukta kalmış ve yörüngesini bulmakta zorlanan bu ülkenin çocukları istikametlerini bulsunlar, kötü niyetli kişilere alet olmasın diye bir hizmette bulunmak istemişti.

Buranın muhtarlarından birisi, bir dilekçe vermişti, o ilin sıkıyönetim yetkililerine. İşgüzarlık yaparak ve yeni yönetime yaranmak isteyerek. Belki o da nurdan korkan yarasa tabiatlı birisi idi. İrtica ile suçlamıştı bu aydın ve ileri düşünceli Anadolu insanını. Delil de, işte bu kitaplardı, ilim ve irfan yolunu gösteren, ahlak ve karakter kazandıran kitaplar.

Apar topar gözaltına aldılar, götürdüler ve suçlular gibi, caniler gibi utanmadan işkencelere yatırdılar. Aylarca ailesi ile görüştürmediler. İman diyen, Kur’an diyen, Allah diyen ve İslam diyen bu münevver nur insanı, Üstad’ına yaptıkları gibi tecritlere aldılar. O bütün bu zulüm ve haksızlıklara, engin bir sabır ile tahammül etti. Zaten hazırlıklıydı bütün bu haksızlıklara. Biliyordu ki, bu yol zaman zaman Medrese-i Yusufiyeye(AS) uğrayabilir. Ve Hz. Eyüp(AS)’ün sabrını kendine örnek almıştı bir kere.

Şikâyet yoktu, yakınma yoktu, tahammül ve şükür duyguları her zaman yoldaş olmuştu kendisine. Sabır ve şükran duyguları ile Rabbine tam bir tevekkül ile iltica etmişti. Bazı insanların manevi makamlarını yüceltmek için Kainatın Halık’ı, bu mübarek insanları musibetlere hedef ediyordu. O, muhakkak ki bunların hepsinin farkındaydı. Ahir zaman Müceddidi Üstad’ından dersini tam olarak almıştı. Rabbin yakınlığı ve mükâfatı yeterdi kendisi için. Asla tezellül içine girmedi. Vakar ve asaletini her zaman ve zeminde muhafaza ederek ve Rabbinin inayetine sığınarak tahammül gösterdi bütün bu zulüm ve haksızlıklara.

Suçlamalar çok basitti, çok gülünçtü, çok ayıptı. Bin yıldan beri İslam’ın bayraktarlığını yapan bu milletin evlatlarına, dini bazı telkinlerde bulunmak suç sayılıyordu. Böyle bir suçtan kaçılmazdı. O da kaçmadı. Şerefle kabul etti bu suçlamaları. Elbette yaptıklarını inkâr edecek değildi. Zaten inkâr etmek de kendisine yakışmazdı. Bu çocuklar imanlı olsunlar, Allah’ı bilsinler, iffetli olsunlar diye bir gayret göstermişti ve bu gayreti her zaman ve ne pahasına olursa olsun göstermeye devam edecekti.

Savunmasında tam bir cesaret ve feragat misali göstermişti. Bir destan yazmıştı, evlatlarına en büyük miras olarak kalacak. Hayret etmişlerdi, orada hazır bulunanlar. ‘’Bu adam kime güveniyordu? Bu cesareti nerden bulabiliyordu? Nasıl böyle pervasız davranabiliyordu? ‘’
Bilmiyorlardı ki, ‘’Allah’ı kazanan neyi kaybeder ve Allah’ı kaybeden neyi kazanır?’’ Eğer bilselerdi, ‘’eğer o razı olsa bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer o kabul etse bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde bulunmadığınız halde, halklara da kabul ettirir ve onları da razı eder.’’

Aslında onların dünyaları farklı idi. Tek dünyalı olanlar bunu anlayamazlardı, Anlamaları da mümkün değildi. Dünyayı kaybetmekle her şeyini kaybedecek olanlar, böyle bir feragat ve fedakârlığı nasıl anlayacaklardı?

Sonra uzaklaştırmışlardı, kendi evinden, baba diyarından. Olabildiğince uzağa göndermişlerdi. Kars ilimizde mecburi ikamete tabi tutmuşlardı. Sabah ve akşam karakola gidiyor ve ispat-ı vücut ediyordu.  Çileli günler ve aylar birbirini takip etmişti. Dört aylık bir sürenin sonunda bu sürgün hayatı bitmiş, fakat bu sefer de işine son vermişlerdi.

(Devam edecek)

www.abdulkadiruzeyiroglu.net

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.